» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

2011-2012’de Artan Sorunlar

A+  A- 2011-2012’de Artan Sorunlar

Eğitim Sen’in 2011-2012 öğretim yılının ilk yarısına ait yapmış olduğu basın açıklaması haberimizn devamında verilmiştir.

2011–2012 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona erdi. Geçtiğimiz yarıyıl içinde önceki yıllardan birikerek artan sorunlar yetmezmiş gibi, eğitimde yeni sorunlar ve olumsuzluklarla karşı karşıya kalınmıştır. Geçtiğimiz dokuz yılda eğitimde yaşanan ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme uygulamaları, geçtiğimiz yarıyılda olduğu kadar yoğun yaşanmamıştır.

2011–2012 eğitim-öğretim yılının ilk yarısının sonu itibariyle Türkiye’de eğitim sisteminin artık kronikleşen sorunları bütün ağırlığıyla varlığını sürdürmektedir. Eğitimin temel bir insan hakkı olması, kamusal finansman yoluyla bütün yurttaşlara eşit ve parasız olarak sunulması gerekirken, önceki hükümetlerin izinden giden AKP Hükümeti döneminde, eğitim her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilmiş ve ticarileştirilmiştir.

LAİK-BİLİMSEL EĞİTİM

9 yıllık AKP iktidarı, piyasacı ve özelleştirmeyi temel alan eğitim politikaları ile eğitimi ve eğitim sistemini içinden çıkılması güç bir duruma sürüklemiştir. AKP bu süreci, bir taraftan yoğun siyasi kadrolaşma çabalarıyla yürütürken, diğer yandan demokratik, laik, bilimsel ve anadilinde eğitim talepleri görmezden gelinmiş, bu yöndeki talepleri savunanlar adli ve fiili baskılarla sindirilmeye çalışılmıştır.

VAN DEPREMİ

23 Ekim’de Van’da meydana gelen depremin ardından deprem bölgesindeki öğrenci ve öğretmenlerin barınma gibi en temel ihtiyaçları karşılanmadan, okulların depreme dayanıklılığı tespiti tamamlanmadan eğitim-öğretim dönemine başlanması, çözümsüzlüğün AKP iktidarı tarafından ne kadar benimsendiğinin göstergesidir.

ÖĞRETMENLER 3 AY TATİL YAPIYOR

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve gelmesinden kısa bir süre sonra “öğretmenlerin 3 ay tatil yaptığını” iddia etmiş, öğretmenlerin okullarda “sabah 8, akşam 5 mesai” yapacağını açıklamıştır. Aynı Bakan, ataması yapılmayan 300 bin öğretmene “atanamıyorlarsa başka iş yapsınlar” diyerek eğitime şaşı baktığını ortaya koymuştur. Öğretmenlerin 3 ay tatil yapmadığını çok iyi bilen Milli Eğitim Bakanı, eğitim alanında hayata geçirilecek projelerine kamuoyu desteği sağlamak için eğitim emekçilerini kullanmış ve esas amacının eğitimde angarya çalışma uygulamalarını hayata geçirmek olduğu kısa sürede anlaşılmıştır.

ADEY, RİDEF, RİTA…

2011-2012 eğitim-öğretim yılı başından itibaren öğretmenler asli görevleri dışında “Öğrenci Koçluğu”, Eğitim Harcamaları Anketi (TEFBİS), İlköğretim Kurumları Standardı Anketi (İKS), mahallelerde okuma yazma bilmeyenlerin tespiti gibi ek çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Eğitim-öğretim yılı başında gündeme getirilen ADEY, RİDEF, RİTA, “Aile Öğretmenliği Projesi” “Ana-kız okuldayız” projesi gibi uygulamalarla, öğretmenleri mesai saatleri dışında angarya ve esnek çalıştırmaya dönük çalıştırma uygulamaları hızlanmıştır. Eğitim emekçilerini daha yoğun çalıştırmayı hedefleyen performans değerlendirme uygulaması pilot illerde başlamıştır.

Eğitime Yönelik Piyasacı Hamleler ve Eğitimi Dinselleştiren Uygulamalar Sorunları Arttırdı

9 yıllık AKP iktidarı döneminde eğitimin ticarileştirilmesi uygulamaları ile eğitim sisteminin dinselleştirilmesi uygulamaları birbirine paralel olarak hayata geçirilmiştir. Bir taraftan okullar kar-zarar hesabıyla tıpkı piyasada faaliyet gösteren “şirketler” gibi işletilirken, müfredatın ırkçı, gerici ve cins ayrımcı öğeler içerdiğini, başta Felsefe dersi olmak üzere pek çok derste dini referansların belirgin bir şekilde arttırıldığını gözlemlemek mümkündür.

Eğitimin toplumun geleceği açısından taşıdığı önem dikkate alındığına, eğitim müfredatının biçimlendirilmesinden pratik uygulamalara kadar hemen her alanda dini öğelerin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim sürecine adım adım eklemlenmeye çalışılması dikkat çekicidir. Okullardaki sayısız uygulamalardan, yardımcı kaynakların içeriğine kadar her araç, eğitimin dinselleştirilmesi doğrultusunda kullanılmıştır.

KURAN KURSLARINDAKİ YAŞ SINIRI

Pedagojik açıdan çok ciddi sakıncaları bulunan Kur’an kurslarındaki yaş sınırının kaldırılması, bu anlamda atılan önemli adımlardan birisidir. Daha önce, Harun Yahya’nın evrim teorisine karşı çıkardığı ve hiçbir bilimsel değeri olmayan “Yaradılış Atlası” adlı kitabı Türkiye’deki bütün Biyoloji ve Felsefe öğretmenlerinin adına okullara gönderilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin adlarının söz konusu kişilerin eline nasıl geçtiğini açıklayamamıştır. Türkiye’nin çeşitli illerindeki okullarda dönem dönem dini içerikli kitaplarıyla tanınan yazarların katılımıyla toplantılar düzenlenmiş ve öğrencilerin bu yazarların kitaplarını alıp okumaları özendirilmiştir.

DEĞİŞTİRİLMİŞ 100 TEMEL ESER

Eğitim müfredatının değiştirilmesi sürecinde önerilen “100 Temel Eser” içinde yer alan pek çok hikayede kısaltma ve düzeltmeler yapılarak bu kitaplar İslami söylemler eşliğinde yeniden düzenlenmiştir. Kitap listesinin içinde dilinde en çok değişiklik yapılan kitaplardan birisi Pinokyo’dur. Kitap yine bazı yayınevleri tarafından İslami söyleme uydurularak piyasaya sürülmüştür. Sefiller, Robinson Crusoe (Timaş), İnsan Ne ile Yaşar, Heidi (Nehir), Hikayeler-Cehov, Andersen Masalları, Mutlu Prens, Polyanna (Damla), Üç Silahşörler, La Fontaigne’den Seçmeler gibi kitaplar dini söyleme uydurulan kitaplardan bazılarıdır. Özgün metinler, kitaplara ekleme, çıkarma, çarpıtma gibi yollar kullanılarak değiştirilmiştir. Eğitim Sen, o dönem 100 temel eser ile ilgili olarak yayınladığı açıklayıcı broşürle (100 Temel Eser Niçin Temel Eser Değil, Ocak 2008) bütün bu kitaplardaki dini söylemleri ayrıntılı olarak açıklamıştır.

KESİNTİLİ-ZORUNLU EĞİTİM

Zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilerek 4+4+4 şeklinde 12 yıla çıkarılması için çalışmalar yapıldığı basına yansımıştır. İlköğretimin bir bütün olarak değerlendirilmesi yerine 4+4 şeklinde belirlenmiş olması, ister istemez imam hatip okullarının orta bölümlerinin yeniden canlandırılması tartışmalarını gündeme getirmiştir. Her ne kadar düzenleme “mesleğe yönelme” şeklinde ifade edilse de, ilköğretim dördüncü sınıfta okuyan bir çocuğun pedagojik olarak, kendi iradesiyle meslek seçimine yönelmeyeceği ortadadır. Eğitim Sen, eğitimin 2 yıl okul öncesi 9 yıl kesintisiz ilköğretim ve 4 yıl da ortaöğretim olmak üzere toplam 15 yıla çıkarılmasını önermekte, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına bir an önce başlanmasını savunmaktadır.

MEB’İN UMRE DUYURUSU

Yine önceki yıllarda Valilikler ve Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından verilen izinlerle birtakım dernek ve çevreler tarafından birçok il ve ilçede okullar ve öğrenciler üzerinden organize edilmeye çalışılan ve neredeyse ulusal bir etkinlik düzeyine çıkarılan “Kutlu Doğum Haftası” geçtiğimiz yıl yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı genelgesiyle okullarda dini siyasete alet eden yaklaşımlar eşliğinde yaygınlaştırılmıştır. Geçtiğimiz haftalarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilköğretim okulu öğrencilerine “umre ziyareti” yapılması ile ilgili yazısının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “acele ve günlü” olarak 81 ildeki bütün okullara gönderilmesi ve okullardan öğrencilerin listesinin istenmesi eğitimin dinselleştirilmesi uygulamalarının geldiği noktayı görebilmemiz açısından önemlidir.  Yıllardır ülke gündeminde olan “zorunlu din dersi” uygulaması, AİHM ve yüksek yargı kararlarına rağmen sürdürülürken Milli Eğitim Bakanlığı, her fırsatta din dersi verilen alanları artırmaya çalışmıştır. Sağlıklı çocuklara din dersinin zorunlu olduğunun tartışıldığı bir dönemde Bakanlık, otistik çocuklara da din kültürü ve ahlak bilgisi dersini zorunlu hale getirerek, eğitimin dinselleştirilmesi uygulamalarında sınır tanımadığını göstermiştir. Üstelik bu yapılırken otistik çocukların en fazla ihtiyaç duyduğu ders saati azaltılmıştır. Beden Eğitim dersi 4 saatten 3 saate indirilerek Din Kültürü dersi konulmuş; okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olmadığı durumlarda bu derslerde beden eğitimi öğretmenleri görevlendirilmiştir.

Eğitimde dinselleştirme uygulamaları sadece burada belirttiklerimizle sınırlı değildir. Bu uygulamalar, eğitimin gün geçtikçe kronikleşen sorunları ile birlikte değerlendirildiğinde karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır.

FATİH PROJESİ

Milli Eğitim Bakanlığı Fatih Projesi (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme) kapsamında yaklaşık 12 bin tablet bilgisayar dağıtılacağını, okulların 1496 akıllı tahtayla donatılacağını açıklamıştır. Fatih Projesi kapsamında Ulaştırma Bakanlığı ve Vestel Elektronik iştiraki Vestel Dijital Üretim arasında akıllı tahtalar için 339.6 milyon liralık bir sözleşme imzalanmış ve eğitim hizmetinin giderek derinleşen sorunlarının üstü süslü söylemlerle kapatılmak istenmiştir.

Fırsat eşitliğini Fatih Projesi ile sağlayacağını söyleyen MEB’in sadece sermaye çevrelerine, büyük şirketlere böylesi projelerle borsadaki hisselerini harekete geçirecek büyük fırsatlar sunduğu açıktır. Yıllardır işaret ettiğimiz ve çözümü noktasında da çeşitli önerilerde bulunduğumuz kronik eğitim sorunlarını görmek istemeyen MEB’in öncelikli olarak Fatih Projesi’ne eğilmesi manidardır. Sorunların altını her çizdiğimizde bütçenin kısıtlılığından bahsedenlerin milyonlarca liralık ihaleler gerçekleştirmesi ile kimlere fırsat yaratılmak istendiği açıkça görülmektedir.

Eğitimi “teknoloji odaklı” hale getirmek isteyen MEB’in Bilişim Teknolojisi dersini 4. ve 5. sınıflarda kaldırması; 6, 7 ve 8. sınıflarda da seçmeli hale getirmesi ile Fatih Projesi ile ulaşılması istenen hedefler arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Böylece bu uygulamayla eğitim sistemi içine çeşitli proje ve modellerle büyük şirketlerin bir daha çıkmamak üzere sokulmak istendiği, eğitim hizmetinin tamamıyla ticarileştirilmesinin hedeflendiği de açıkça görülebilir olmuştur.

Basın açıklamasının tam metni için tıklayınız.

Bu haber GÜNCEL kategorisi altında 20 Ocak 2012 tarihinde eklenmiştir. "2011-2012’de Artan Sorunlar" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. _aliyalcin_

    Eğitim-Bir-Sen 5. Dönem Yetkili Organlar 2. İstişare Toplantımız başlamıştır. Hayırlara vesile olmasını diliyorum. https://t.co/NLxyMbv9Rt

  1. _aliyalcin_

    SAĞLIK-SEN'İMİZİ YÜREKTEN KUTLUYORUM "Uluslararası Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikaları Sempozyumu" dol… https://t.co/ntpkse5WhK

  1. tribundergi

    Kocaeli Valiliği, ilçelere yaptığı yazılı bildirimle Milli Eğitim'e bağlı tüm resmi okul ve kurumlarda ders zili ol… https://t.co/IJqLsrVx8b

  1. nalAkdoan1

    RT @_aliyalcin_: SAĞLIK-SEN'İMİZİ YÜREKTEN KUTLUYORUM "Uluslararası Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikaları Sempozyumu" dolayısıyl…

  1. nurmente2

    gerek onlisans gerek lisans hayatim boyunca her seyi gectim 18 yillik egitim ogretim hayatimca ilk kez bi derstten… https://t.co/iUbIFwgCJ9

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
9