» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

21 Aralık’ta G(ö)reve

A+  A- 21 Aralık’ta G(ö)reve

HEKİMLER G(ö)REVE HAZIRLANIYOR
Eda YILDIRIM/Gökhan BAYRAM

“Hekimleri yok sayan zihniyete karşı emeğimize, mesleğimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz” sloganıyla İstanbul Hekim Meclisini toplayan sağlık emekçileri, “Hükümetin 2 Kasım gecesi, sessiz sedasız çıkardığı 663 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameyi tanımıyoruz” dedi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Oditoryum binasında, dün yapılan toplantıya öğretim üyeleri, uzman doktorlar, asistan doktorlar, tıp öğrencileri, klinik şefleri, aile hekimleri, toplum sağlığı hekimleri, kurum hekimleri, özel hastane hekimleri gibi birçok sağlık emekçisi katıldı. Sağlıkta dönüşüm programı yüzünden çalışma alanlarında yaşadıkları sıkıntıları ve sorunları dile getiren sağlık emekçileri, Sağlık Bakanlığının çıkardığı 663 sayılı KHK’ya karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini tartıştı.

Süresiz eylemlerle mücadelenin devamının sağlanacağı görüşlerinin öne çıktığı konuşmalarda, özellikle tıp öğrencileri, eylemlerin destekleyicileri olarak değil ana unsurlarından biri olarak görülmek istediklerini ifade etti.

ALINACAK KARARLAR YOL GÖSTERECİ OLACAK

Toplantının açılış konuşmasını yapan Türk Tabipler Birliği 2. Başkanı Özdemir Aktan, hükümetin yeni sağlık politikalarının sadece hekimlere veya sağlık emekçilerine değil aynı zamanda hastalara da zarar vereceğine dikkat çekti. 21 Aralıkta tüm yurtta hekim meclislerinin toplanarak greve çıkacağını vurgulayan Aktan, İstanbul Hekim Meclisinde alınacak kararların yol gösterici olacağının altını çizdi.

SAĞLIKTA GELİNEN SON NOKTA HEKİME ŞİDDET

Sağlıkta dönüşümün sağlıkçıları getirdiği noktanın hastalardan şiddet görmek olduğunu vurgulayan Tabipler Odası Başkanı Taner Gören de, “TUS’u birincilikle kazanmış bir hekim arkadaşımız, bir hastanın yüksek öğrenim görmüş oğlu tarafından şiddete uğradı. Sağlıkta geldiğimiz nokta budur” dedi.

1961 döneminde Prof. Dr. Nusret Işık tarafından hazırlanan 224 sayılı sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi yasası ile Işık’ın adını tarihe yazdırdığını ifade eden Gören, ilgili yasanın, sosyal devlet anlayışına göre, ulaşılabilir, nitelikli, sağlık hizmeti felsefesi ile oluşturulan bir yasa olduğunu kaydetti. ‘Uygulansaydı sağlık sistemi kazanımlar elde edecekti’ diyen Gören, ancak sermayenin bu yasanın uygulamasına engel olduğunu anlattı.

‘Nihayet 2003 yılından itibaren sağlıkta dönüşüm programı başladı’ diyen Gören, ‘Burada, Nusret Işık, 224 sayılı Yasa ile tarihe adını yazdırmış iken, başka bir Prof. arkadaşımız da tarihe bu dönüşüm ile yazdırdı. Bu arkadaşımız Recep Akdağ. Dünya Bankası Başkanı ve arkadaşlarının Oxford Üniversitesi yayınlarından çıkan sağlıkta dönüşüm programının nasıl uygulanması gerektiğini anlatan bir kitapla tarihe geçmiş oldu’ diye konuştu. Kitap içeriğinde, ‘Güç kaynakları, dostları güçlendirecek düşmanları zayıflatacak şekilde dağıtılmalıdır’ ifadelerinin yer aldığını belirten Gören, ‘Burada en büyük düşman tabipler birliği olarak tarif edilmiştir’ dedi. Son çıkartılan, 663 sayılı Kararname ile sağlığın ticarileştiğini, iyi hekimlik değerlerinin kaybedildiğini, taşeron hekim sisteminin yerleştiğini kaydeden Gören, bu yüzden herkesin hekim meclisi içinde yer alması gerektiğini belirterek ortak mücadele vurgusu yaptı.

‘ÖNCE MALIYEYI BOZ, SONRA DA İDARE EDEMIYORSUNUZ DE’

Toplantının ikinci bölümünde temsilciler sorunlarını anlattı. Sağlık Bakanlığının üniversitelerde mali kriz bahanesiyle üniversiteleri kendine bağlamak istediğine dikkat çeken Üniversite Öğretim Üyeleri Girişimi Sözcüsü Prof. Dr. Raşit Tükel, “Sağlık Bakanlığı ‘üniversiteler kendini idare edemiyor’ diyor. Ancak üniversitelerin, SGK’den aldığı bütçe özel hastanelerden daha düşük. Genel bütçeden desteklenmeyip döner sermayeye mahkum edilince tabii ki bu borçlar gelir” sözleriyle Sağlık Bakanlığına tepki gösterdi. Bakanlığın önce üniversitelerdeki maliyeyi bozup ardından idaresini almak istediğinin altını çizen Tükel, Bakanlığın üniversite hastanelerinin bağımsızlığını tehdit ettiğini kaydetti. Hükümetin, performans ve puan uygulamaları ile hekimi eğitimden yoksun bıraktığını vurgulayan Tükel, ayrıca YÖK kanununda da hazırlanan bir taslakta, öğretim üyelerinin de sözleşmeli olma ihtimalinin olduğunu ifade etti. Tükel, meclisin önemli bir adım olduğunu ifade ederek, bu uygulamaların tek olumlu yanının hekimleri bir araya getirmesi olduğuna dikkat çekti.

KLİNİK ŞEFLİĞİNİ BİR GECE DE KALDIRDILAR

“2 Kasım gününe kadar on yıllık klinik şefiydim, bir gecede bu unvanım alındı” diyerek sözlerine başlayan Eğitim Hastaneleri Sözcüsü Muzaffer Başak, ‘Eğitim, hizmet, araştırma üçlü temel fonksiyonu olan klinik şeflikleri idari yapılanmaları bir gecede ortadan kaldırıldı’ sözleriyle uygulamaya isyan etti. Yeni yasanın gelir güvencesizliği getirdiğine vurgu yapan Başak, zaten birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetleri arasındaki farkların ücretlerine hiç yansıtılmadığını söyledi. Kararnameye yargı yoluyla karşı çıkılması gerektiğini de söyleyen Başak, kararnameyle ilgili kamuoyu oluşturulması gerektiğini belirtti. Başak, 21 Aralık Genel Greve de çağrı yaptı.

‘AİLE HEKİMLERİ İŞLETMECİ OLDU’

Sağlık Bakanlığının pratisyen hekimlere aile hekimliği yapmaları karşılığında özlük hakları ve statü vadettiğini söyleyen Birinci Basamak Hekimleri Sözcüsü İsmet Sayman, “Bununla birlikte sözleşmeli çalışmayı dayatıyorlardı. Bazı hekim arkadaşlar çok umutlu olmasalar da çalışmayı kabul ettiler. Ancak son olarak İstanbul Tabip Odasının aile hekimleri arasında yaptığı bir ankette, son bir senedir yaşanan gelişmelerden sonra aile hekimlerinin yüzde 70’inin aile hekimliğini seçmekten pişman olduğu ortaya çıktı” dedi. Aile hekimlerinin hekimlik dışında her şeyi yapmak zorunda kaldıklarını da kaydeden Sayman, “Emlakçılık yaptılar, müteahhitlik yaptılar. Yer aradılar. Olmayan birimleri açmakla uğraştılar. Ticaret erbabı gibi vergiye tabi oldular. Yani işletmeci oldular” diye konuştu. Sayman, birinci basamak örgütlerinin kendi kurduğu meclislerde örgütlenerek bu örgütlülüğü hekim meclislerine taşıması gerektiğini ifade etti.

YENİ MECLİSLER KURULMALI

“Yeni hastanelerde iyi hekimlik kriteri o hastanenin ne kadar kâr ettirirseniz osunuz diye bizim önümüze konuyor. Biz asistan hekimler olarak bunu reddediyoruz” diyen Asistan Hekimler Sözcüsü Koray Yalçın, “Bizim aldığımız tıp eğitimi bu değildir. Bizim hayal ettiğimiz iyi hekimlik kriterleri bunlar değildir” sözleriyle sağlıkta dönüşüm adı altında yapılan uygulamalara tepki gösterdi. Sağlıkta dönüşüm programıyla eğitimin kâra kurban edildiğini kaydeden Yalçın, ‘Performans sistemi nedeniyle eğitimlerimiz kısa sürelere sıkıştırılmaya çalışıyor. Poliklinik hizmetleri eğitimin önüne geçmeye başlıyor. Üniversitelerde ise son uygulamalar, hocalarımızın eğitim veremez hale getirilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu uygulamalar kabul edilemez. Eğitim isteyen asistan hekimlerin bu nedenle de bu kararnameye karşı çıkması gerekiyor” diye konuştu. Performans sisteminin aşağılayıcı bir ücretlendirme yöntemi olduğuna vurgu yapan Yalçın, hekimlik mesleğinin kâr kriterleriyle ölçülemeyeceğinin altını çizdi. Sağlıkta dönüşüm politikaları yüzünden birçok asistan hekimin şiddete maruz kaldığını da sözlerine ekleyen Yalçın, artık kendi birimlerimizde tüm sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu, bizi iyiye doğru bir dönüşüme götürecek meclislerin yaratılması gerekmektedir’ sözleriyle mücadele çağrısı yaptı.

SAĞLIK BAKANLIĞI HOLDİNGE DÖNÜŞÜYOR

Hekim Meclisinde konuşan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Osman Öztürk de son olarak 2 Kasımda çıkartılan 663 sayılı KHK’yle, sağlık alanında neler yaşanacağına ilişkin sunum yaptı.

“72 sayfa olan kanun hükmünde kararname cumhuriyet tarihinin sağlık alanındaki en önemli düzenlemesi. Bu kararnameyle, Sağlık bakanlığının yapısı değişiyor. Merkez teşkilatında bir takım yeni kurumlar oluşturuluyor” diyen Öztürk, bu kuruluşların, bir holdingin şirketleri gibi organize edildiğine dikkat çekti. “Merkez teşkilatında sağlık politikaları kurulu var. 17 üyesi var bir müsteşar 5 müsteşar yardımcısı, diğer 11 kişi ise bakan tarafından belirleniyor” diyen Öztürk, sağlık örgütleri ve siyasi partilerin temsil edilmediği kurulda Türkiye’nin sağlık politikalarının serbestçe belirleneceğini ifade etti. Bakanlığın acil hizmet yürütme görevlerini KHK’yla kendine bağlı kuruluşlara devrettiğini kaydeden Öztürk, “Kanun hükmünde kararnamenin temelinde Bakanlığın sağlık hizmetinden olabildiğince çekildiği daha çok organizasyon, denetim ve planlama yaptığı bir yapıya dönüştürme yatıyor’ dedi.

Yeni KHK’yle, Hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarının Sağlık Bakanlığı tarafından açık arttırma ile satılacağını kaydeden Öztürk, Sağlık Bakanlığının müzayedeci gibi çalışacağına dikkat çekti. 663 sayılı KHK’de üniversitlerin bağımsızlığını ortadan kaldıran bir madde olduğunu vurgulayan Öztürk, ‘Üniversitenin ilgili birimleri, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarla ortak çalışacak. Bununla da Sağlık Bakanı üniversiteleri parantezi içine almış oldu’ diye konuştu.

Kamu Hastane Birlikleri Yasasıyla 100 hastaneden oluşan birlikler oluşacağını söyleyen Öztürk, bakanlığın bu birliğin başına tüm yetkileri elinde tutan bir genel sekreter atayacağını söyledi. Genel sekreterlik için belirlenen kriterlerde yalnızca, herhangi bir 4 yıllık lisans eğitimi alma ve bir işte 8 yıl çalışma şartının olduğunu belirten Öztürk, ‘4 yıllık bir okul bitirmiş, gidip Mahmutpaşa’da 8 yıl tekstilde çalışan biri gelip sağlık alanında genel sekreterlik yapacak’ sözleri ile sağlık hizmetinin sağlık alanında uzman olmayan kişiler tarafından kontrol edileceğini söyledi.
663 sayılı KHK’yle tabipliğin kamu ve kişi yararına geliştirilmesi ibaresinin de kaldırıldığını belirten Öztürk, “Biz bu şartlarda hekimlik yapamayız. Bu kararname bizim için yok hükmündedir. Bu CEO’ları da hastanelerimize sokmayız” dedi.

HEKİMLER TALEPLERİYLE G(Ö)REV BAŞINDA OLACAK

Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yapılan Hekim Meclisi toplantısına yüzlerce hekim katıldı. Toplantıya katılan hekimlerle, sağlıkta dönüşümün çalışma alanlarını nasıl etkilediğini ve 21 Aralıkta tüm yurtta yapılacak sağlık grevine hangi taleplerle katılacaklarını konuştuk.

BU KEZ HALKIN SESİYLE G(Ö)REVDEYİZ

Ali Çerkezoğlu (İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri): Biz sağlık sisteminin ticarileşmesine, bütün kamu ve üniversite hastanelerinin işletmeye dönüştürülmesine, hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının sözleşmeli, düşük ücretlerle esnek çalıştırılmasına ve bu işletmeleştirilmiş sağlık ortamının hastalara katkı payı, fark ücreti, sınırlanmış sağlık hizmeti haline dönmesine karşı bir eylem yapacağız 21 Aralıkta. Önce 18’inde Taksim’de büyük bir sağlıkçı buluşması gerçekleştireceğiz. Tünelden Taksime yürüyeceğiz. 21 Aralıkta da, tüm Türkiye’de, bütün sağlık kurumlarında, işletmeleşen, ticarileşen, satılmaya hazırlanılan kamu hastanelerine karşı bütün yurttaşlarımızla hakkına sahip çıkan herkesle, bütün sağlık çalışanlarıyla birlikte grev yapacağız, ‘görev’ yapacağız. Ve bütün hastaların cebine göz diken, yani sürekli katkı katılım payını artıran, 1 Ocakta yürürlüğe girecek olan Genel Sağlık Sigortasıyla, herkese yeni bir sağlık vergisi koyan, hekimi, hemşireyi, tüm sağlık çalışanlarını sözleşmeli çalıştıran bu sisteme ‘dur diyelim’ diyeceğiz. Ve kamusal bir sağlık sistemini, herkese, eşit, nitelikli ve ücretsiz bir sağlık sistemini bu ülkede bir kez daha on binlerce çalışanın, emekçinin, hekimin, hemşirenin ve yurttaşın, hasta ve hasta yakınının sesiyle duyuracağız.

NİTELİKLİ TIP EĞİTİMİ İSTİYORUZ

Barış Can (Cerrahpaşa Tıp 3. Sınıf Öğrencisi): Sağlık alanındaki eksikler, hastaları, hocaları, tıp öğrencilerini ve sağlık alanında çalışan herkesi etkiliyor. Öğrenciler açısından en önemli sorunlardan birisi eğitim. 4. sınıftan itibaren klinik eğitime geçildikten sonra sağlık alanındaki olumsuzluklar öğrencinin hayatına girmeye başlıyor. Tam gün yasasının öğrenciyi nasıl etkilediğine gelirsek tam gün yasası profesörleri, hocaları üniversitelerden uzaklaştırmaya başladı. Hocalar işin sadece teorik kısmını anlatıyorlar. Hocalar hastaları ameliyat ederken, tedavi ederken biz onları izliyoruz fakat tam gün yasasıyla birlikte işin bu kısmı gerçekleşmiyor. Tıp eğitiminin temeli usta çırak ilişkisi biçiminde süren bir eğitimdir ama ne yazık ki son çıkan kanun hükmündeki kararname bizi bu eğitimden yoksun bırakıyor. Önümüzde grev süreçleri var. Öğrenciler bu greve büyük katılım gösteriyorlar mücadele ediyorlar. Öğrenciler olarak 21 Aralıktaki greve en yüksek katılımı sağlamak için çalışacağız.

İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI İSTİYORUZ

Cansu Ekinci (Göz Kliniği Asistanı): Öncelikle çalışma şartlarımızın iyileştirilmesini istiyoruz. Mesleki saygınlığımız gittikçe azaldı. 32 saat aralıksız çalışıyoruz. Her gün karşımıza bir engel çıkıyor. Asistan hekimler olarak almamız gereken eğitim alamıyoruz. Bakabileceğimizden fazla hastaya bakmak zorunda kalıyoruz. Yükümüz çok fazla, üstüne üstlük çok fazla hakarete uğruyoruz. Saygı görmüyoruz. Özelleştirmelerin olmasını istemiyoruz.

AİLE HEKİMLERİ HEKİM OLARAK GÖRÜLMÜYOR

Dr. Fethi Bozçalı (Aile Hekimi): Birinci basamak sağlık hizmetinin temeli olan sağlık ocakları sağlıkta dönüşüm adı altında yapılan saldırılarda, sağlıkta birinci basamağın özelleştirildiği ilk alan. Bu alanda da sorunlar oldukça çok. Bir kere sağlık çalışanları sözleşmeli olarak hizmet vermek zorunda kalıyorlar. Bakanlık Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’lerinde hizmet kalitesinin artacağını söylüyordu. Bu gerçekleşti mi, hayır. Birinci basamağın ikinci basmağın yükünü azaltması için sevk zinciri düşünülüyordu; böyle bir sevk zinciri oldu mu? Hayır. Halen hastanelerde yığılmalar var. Halka kaliteli, modern bir hizmet verileceği iddia ediliyordu, bu değişti mi? Hiçbir şekilde değişmedi. Hekim arkadaşlarımızın çoğunlukla yaptıkları ilaç tekrarları. Sağlık Bakanlığı, birinci basamak ücretsiz olacak diyordu ama muayene olan kişiden 3 TL’lik reçete parası alınmaya başlandı. Yine birçok sağlık çalışanı performans sisteminden dolayı niteliksiz sağlık hizmeti veriyor. Çalışma barışı bozulmuş durumda.

Aile Hekimlerinin bu Mecliste dile getireceği talepler çok net aslında. Bir kere ASM’lerin kamusal hizmet vermesi gerekiyor. Sağlık çalışanları güvenceli çalışma düzenine geçirilmelidir. Sağlık çalışanlarına insanca yaşayabileceği bir ücret verilmelidir. Saldırılardan uzak bir çalışma ortamı yaratılmalı. Performans kesintilerinin, ceza uygulamalarını ve ceza puanlarının kaldırılması gerekir. Bu taleplerimiz yerine getirilmediği sürece TTB ve diğer sağlık meslek örgütlerinin vereceği mücadelenin içinde olacağız. Mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeyi düşünüyoruz.

HASTANIN SADECE ÖZEL HASTANELERE GİTMESİ İSTENİYOR

Erdem Birgül (Serbest Hekim): Özel muayenehanecilik tamamen yok edilmek isteniyor. Halkın özel hastanelere gitmesi özel Muayenehaneci kalmaması hedefleniyor. Tabi öncelikle özel hastanelerde çalışan hekimlerin muayenehanesini kapatmak hedefleniyor ki bunların alternatifi kalmasın, verilecek düşük ücretle çalışsın. Tam gün yasasıyla hekimler bir yerde çalışsın diye sıkıştırılıyor ama özel hastaneler yönetmeliğine bir hekim zincir hastanelerin farklı hastanelerinde çalışabilir diye fütursuzca yazabiliyorlar. Özel hekimler 21 Aralıktaki mecliste özel muayenehane hakkını savunuyorlar. Hekim sadece muayenehanesinde bir patrona tabi olmadan çalışma özgürlüğüne sahip olmalı.

PİYASA BASKISI İSTEMİYORUZ

Mehmet Uhri (Patoloji Uzmanı): Biz mesleğimizi bağımsız yapmak istiyoruz. Elimizi kolumuzu bağlayan her hangi bir piyasa baskısı olsun istemiyoruz. Biz iş güvencesi ve onurlu bir emeklilik istiyoruz. Şu anda bizden iş güvencesiz, piyasanın koşullarına bırakılmış bir halk sağlığına hizmet vermemiz isteniyor. Biz yaşadığımız sıkıntılara karşı, emekten gelen gücümüzü kullanacağımız eylemler planlıyoruz. Herkesin sağlığı için para harcayacağı ama cebinden ödediği paranın yetmeyeceği bir sağlık piyasası oluşturulmaya çalışılıyor. Hekimler de bu sistemde bir anlamda tezgahtara dönüştürülmek isteniyor. Hastalarla, hekimlerle konuşulmadan dışarıdan bir piyasa organizasyonu alınıyor. Herkesin kaybedeceği bir sistem.

BU GİDİŞE ‘DUR’ DEMELİYİZ

Medet Yılmaz (Kadın Doğum Doktoru): Sağlıkta dönüşüm adı altında başta sağlık çalışanlarının özlük haklarının ortadan kaldırılması, çalışma şartlarının kötüleşmesi, halkın sağlık sorunlarının artması ve tabii son günlerde çıkan kanun hükmünde kararnamelerle hocaların üniversitelerden ayrılmasını, üniversitenin niteliksizleştirilmesini ve kamu üniversitelerinin eğitim veremeyecek duruma getirilerek halkın çocuklarının özel üniversitelere yönlendirilmesini yaşıyoruz. Sağlık çalışanlarının ve tıp fakültesi öğrencilerinin amacı, bu gidişe dur demek. Dur demenin de ötesinde sağlığın kamu eliyle verilebilir ve ücretsiz olması, sağlık çalışanlarının güvenceli çalışması temel taleplerimiz.

KESK 21 ARALIK’TA ‘İNSANCA YAŞAM İÇİN’ GREVDE

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), grev ve toplu sözleşme hakkının bulunduğu bir toplu sözleşme, KHK ‘demokrasisine’ son verilmesi, haksız hukuksuz gözaltıların ve tutuklamaların son bulması ve asgari ücretin bin TL’ye çıkarılması için greve gidecek.

KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Mülkiyeliler Birliği Salonu’nda grev kararını açıkladı. KESK Yönetim Kurulu üyelerinin ve KESK’e bağlı sendikaların başkan ve yöneticilerinin de katıldığı toplantıda konuşan Özgen, AKP hükümetinin ‘dönüşüm’, ‘reform’, ‘yeniden yapılandırma’ gibi süreçlerle kamuyu ticarileştirmek istediğini belirtti.

Özgen, AKP’nin sendika yasası taslağının hazırlık sürecinde kendi bildiğini okuduğunu kaydetti. Özgen, bunun, bir aydır Bakanlar Kurulu’nda bekletilen yasa taslağının içeriğiyle net bir biçimde anlaşıldığını söyledi. Taslakta, grev ve toplu sözleşmenin kamu emekçilerine çok görüldüğünü ifade eden Özgen, yasada örgütlenme özgürlüğünün de engellenmek istendiğinin altını çizdi.

‘KAMU KİMİN İÇİN YAPILANDIRILIYOR?’

Taslakta kamu emekçilerinin grev hakkı, örgütlenme özgürlüğü, özlük ve demokratik haklarının olmadığını belirten Özgen, “KESK, kamu emekçilerinin geleceklerini çalmayı hedefleyen bu yasa taslağına karşı mücadelesini sürdürmek için var” dedi. Hükümetin ‘kamuda devrim, reform, yeniden yapılanma gerçekleştiriyoruz’ dediğini söyleyen Özgen; “Kamuda esnek, güvencesiz ve performansa dayalı çalıştırmayı sürekli yaygılaştırmak kimin için devrim? Taşeronlaştırma ve özelleştirme uygulamalarıyla kamuyu talan etmek kimin için reform? Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi için çıkarılan yasalar yetmezmiş gibi çıkarılan KHK’ler ile kamu kimin için yeniden yapılandırılıyor” sorularına yanıt istedi.

BİN 500 TL İLE AÇLIĞA YAKIN BİR YAŞAM

Türkiye’de açlık sınırının bin TL, yoksulluk sınırının 3 bin TL olduğunu hatırlatan Özgen, kamu emekçilerinin bin 500 TL maaş alarak açlığa yakın bir yaşam sürdüklerini belirtti. Özgen 666 Sayılı KHK ile “eşit işe eşit ücret” ilkesine de aykırı hareket edildiğini belirterek, “Bürokratların maaşları artarken, 1,8 milyon kamu emekçisinin maaşlarında iyileştirme yapılmamıştır” dedi. “AKP tüm kurum ve kuruluşları denetimi altına alarak devleti AKP’lileştirmektedir” diyen Özgen, AKP’nin ‘ileri demokrasisinin’ de kocaman bir yalan olduğunu açıkladı. Özel yetkili Mahkemeler ve Terörle Mücadele Kanunu’nu AKP’nin kendisine kalkan yaptığını söyleyen Özgen, KESK’in toplam 33 üye ve yöneticisinin tutuklu olduğunu hatırlattı. Özgen bu politikalara karşı 21 Aralık’ta grev yapacaklarını kaydetti. “Hiçbir şekilde sorumlusu olmadığımız bu çarpık düzenin bedelini artık ödemeyeceğiz” diyen Özgen tüm konfederasyonlara da grev çağrısı yaptı.

KARARNAME DEMOKRASİSİ’NE SON

Özgen, KESK’in taleplerini şöyle sıraladı:
* Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir toplu sözleşme düzeni için,
* Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine son verilmesi için
* KHK demokrasisine son verilmesi için
* Her türlü güvencesiz çalışmaya son verilerek, tüm çalışanlara kadrolu iş güvencesi sağlanması için,
* Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması, çalışma yaşamının demokratikleşmesi için,
* Temel ücretlerin artırılarak, eşit işe eşit ücretin hayata geçirilmesi için,
* Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıtılması için,
* Net asgari ücretin açlık sınırı olan bin TL’ye çıkarılması ve tüm ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,
* Hukuksuz, haksız, ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi, tutukluların serbest bırakılması için 21 Aralık’ta grevdeyiz.

Bu haber GÜNCEL, SENDİKA kategorisi altında 7 Aralık 2011 tarihinde eklenmiştir. "21 Aralık’ta G(ö)reve" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. evrenselgzt

    Zonguldak'ta grev yapan madencilere para cezası kesileceğine dair bildiri asıldı. GMİS kararın uygulanmayacağını sö… https://t.co/PN346rAUcx

  1. pprometheus_

    RT @bilim_adami: Saçmalama Canıtın, ne demek fareler grev yapıyor. Ne demek duvarlara faşo bilim adamı yazmışlar.

  1. AkerGokhan

    RT @bilim_adami: Saçmalama Canıtın, ne demek fareler grev yapıyor. Ne demek duvarlara faşo bilim adamı yazmışlar.

  1. SolHafZa

    17Kasım1994: İşverenin "sıfır zam" önerisiyle toplu sözleşmeye oturduğu Eminönü ve Fatih belediyelerinde grev karar… https://t.co/ohDE0XKAmM

  1. esra_sar1kaya

    RT @beyza_y61: haftaya salı günü yine grev var bi bitmediler

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
4