4+4+4 Yasalaşmadan Önce Ne Yapmıştın?

4+4+4‘e herkes karşı. Bu karşı oluş Milli Eğitim Bakanı tarafından PKK yandaşlığı, yandaş basın tarafından şeytanlık olarak ifade edilse de bu konuda toplumda büyük bir huzursuzluk mevcut.

Çoğu zaman hükümet uygulamalarını eleştirenler “siyasi, muhalefet, kötü niyetli” olmakla “suçlansa da” bu kez durum çok farklı. Pazarda gördüğün amcadan çocuğu okula başlayacak veliye, öğretmenden idareciye, berber koltuğundaki müşteriden bindiğin taksinin şoförüne kadar herkes 4+4+4‘ün eğitimde sorun yaratacağına inanmakta.

Sitemize gelen mesajlarda da velilerin hiç bir siyasi kaygı gütmeden, muhalefet etmek gibi bir derdi olmadan “peki benim çocuğum ne olacak?” diye sorduğunu görmekteyiz.

Öğretmenler bir, idareciler bin dertli.

Norm fazlası olan öğretmenlerin uykusu yok, il emri mağdurları, yer değiştiremeyenler, atanamayanlar, hepsi suçluyu çok net ifade ediyor; 4+4+4…

Televizyon programlarına katılan eğitimciler, sendikacılar, pedagoglar, psikologlar, uzmanlar, üniversitelerin bilimsel kurul temsilcileri tek bir şey söylüyor; “4+4+4’e bu haliyle karşıyız.”

NASIL OLDU DA OLDU?

Bu yasa bir günde ortaya çıkmadı. Önce tasarı olarak gündeme geldi, ardından yasalaştı.

Yasa tasarı halindeyken çok tartışıldı. Olacaklar ifade edildi.

Eleştiriler hep duymazdan gelindi.

Peki şimdi yakınan “sade vatandaşlar” o zaman ne yapmıştı?

Hatırladığım en canlı örnek; Eğitim Sen‘in 28 – 29 Mart‘taki iki günlük grevi ve Ankara‘da çok sert polis müdahalesine maruz kalması…

Hatırlatmakta fayda görüyorum;

4+4+4 tasarı halindeyken buna dikkat çekmek için Eğitim Sen iki gün grev yapmış ve Ankara‘da bir eylem planlamıştı.

Eylem Yasaklandı

4+4+4‘e karşı ilk ciddi karşı duruş bu olduğu için Ankara Valiliği bu eylemi “yasadışı” ilan etti.

Sendikalıların illerden çıkmaları engellendi. Bir çok ilde sendikalılara sert müdahalede bulunuldu.

Yola çıkabilenlerin otobüslerine ise çeşitli gerekçelerle yol boyunca cezalar yazıldı; araçta ceset torbası, tebeşir olmaması, lastik diş derinliği vb…

Ankara’ya ulaşabilenler ise Eğitim Sen tarihinde örneğine az rastlanacak bir düzeyde orantısız polis şiddetine maruz kaldı.

Mitinge katılanların dediği tek birşey vardı; “biz 4+4+4’ü istemiyoruz.”

Tamamı eğitimci olan kitle gaz bombalarına, tazyikli suya ve polis copuna maruz kaldı.

KISMEN ETKİLİ OLDU

Sonuçta gündem tutsa ve dikkatler 4+4+4‘e çevrilse de halkta hedeflenen tepki oluşmadı, yasada küçük değişiklikler olduysa da yasa meclisten geçti.

Gelinen Noktada Herkes Karşı

Şimdi gün geldi, 4+4+4 herkesi mağdur etti. 28 – 29 Mart‘ta eylemde şiddet görenler de, 4+4+4‘ü savunanlar da şimdi mağdur.

Herkes soruyor; “şimdi ne yapabiliriz?”

İki seçenek var:

Birincisi; daha önce yaptığını yapmaya devam edebilirsin. En tehlikesiz, en kolay olan yol, “hayırlısı olsun” diyebilir, zaman zaman yakınabilir, çocuğunun geleceğini eğitimle ilgisi olmayan kişilerin insafına bırakabilirsin.

İkincisi; en değerli varlığın olan çocuğunun geleceğine malolacak bir yanlışa dur demek için artık harekete geçebilir, en azından bu konudaki çalışmalara elden gelen desteği sunabilirsin.

İmza kampanyalarına, basın açıklamalarına, mitinglere katılabilir, illerdeki çalışmalara destek sunabilir, en azından çocuğunun/çocukların geleceği için mücadele edenlere artık sana öğretildiği gibi “terörist” demekten vazgeçebilirsin.

Geleceğe sahip çıkma zamanıdır. Çok geç olmadan…

Sizce bu öğretmenler gaz bombası, tazyikli su, cop yemek için mi oradalar?

Video – 1

Video – 2

 Mehmet Katrancıoğlu – Eğitimci / Editör

1 thought on “4+4+4 Yasalaşmadan Önce Ne Yapmıştın?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.