60-66 Aylık Çocuklar Ne Durumda?

Kamuoyundan ve üniversitelerin eğitim fakültelerinden gelen bütün tepkilere rağmen, 4+4+4 eğitim yasasıyla, 72 aydan, 60-66 aya çekilen ilkokula başlama yaşının, bu yaş grubu çocuklara ne gibi etkileri olduğu ve hangi sonuçların ortaya çıktığıyla ilgili bilimsel araştırmalar yapılmaya ve yayınlanmaya başlandı.

Yasanın tartışıldığı ve yasalaştığı dönemden itibaren, biz de konunun önemine binaen, bu konuyu elden geldiğince gündemde tutmaya çalışmış, 7-8 yazı yazmış ve bazı boyutlarını MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğüyle paylaşmıştık.

Bu bağlamda, 60-66 aylık çocuklarla ilgili yapılan ilk bilimsel araştırma; Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Emine Gül Kapçı ve arkadaşları tarafından, “İlkokul Birinci Sınıfa Farklı Yaşlarda Başlayan Çocukların Ruhsal ve Sosyal Gelişim ile Akademik Benlik Algıları Açısından Karşılaştırılması” başlığıyla yapıldı. (Kapçı ve diğerleri, 2014)

Araştırmada, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında, 5 ve 6 yaşında ilkokula başlayan çocuklar, çeşitli duygusal, sosyal, davranışsal ve okul sorunları açısından karşılaştırıldı. Ankara’da 87 devlet okulunda düzenlenen çalışmada 321’i erkek, 297’si kız olmak üzere toplam 618 çocukta, yaş grupları arasındaki olumlu ve olumsuz davranışlara da bakıldı. Özellikle de hem dönem başında, hem de dönem sonunda veriler toplanarak karşılaştırmalar yapıldı.

Araştırma sonuçlarına göre; 5 yaşındaki çocukların 6 yaşındaki çocuklara göre sorun yaşadıkları alanlardan bazıları şöyle;
“Ev ödevlerini yapamama, matematiği kavrayamama, harf-kelimeleri doğru yazamama, okuma güçlükleri, dikkat dağınıklığı, sınıfta yerinde oturamama, düşünmeden hareket etme, kontrolünün zor olması, yetişkinlerin isteklerine karşı gelme, sırasını bekleyememe, diğer çocukları rahatsız etme, arkadaşları tarafından istenmeme, oyunlara alınmama, söylenenleri yapamama, baş ağrıları, unutkanlık, kolayca sinirlenme, yorgunluk, diğer çocukların canını acıtmaya çalışma, huzursuzluk, öğrendiklerini hemen unutma, ürkeklik, korkma, herşeye ağlayarak tepki verme, ruh halinin hemen değişmesi, diğer çocukları işlerine ve oyunlarına müdahale etme gibi.”

Olumlu özellikler açısından ise 6 yaşındaki çocukların, 5 yaşındaki çocuklara göre daha fazla özellik sergilediği görüldü. Bu olumlu özellikler şöyle;

“Paylaşma ve sırasını bekleme, akranlarına yardım etme, diğer çocuklar için güzel şeyler yapma, hem kız hem erkek arkadaşları tarafından sevilme, yeni görevler almaya istekli olma, sınıf içinde yeni fikirler ortaya koyma, anlamadığında sorma, sınıfta uygun biçimde konuşma, sınıfta sessiz kalabilme, başarıları hakkında uygun biçimde konuşma, diğer çocuklarla işbirliği yapma, hatalarını düzeltme, arkadaşlar tarafından aranma, lider gibi davranabilme, kendinden söz ederken olumlu cümleler kullanma, çalışmasını ve sonuçlarını değerlendirebilme, kendini küçük görmeme ve bağımsız olarak çalışabilme.”

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de, araştırma yapılan okullardaki sınıf mevcutlarının az veya çok olmasının bu sonuçları etkilemediği ve aynı şekilde, 5-6 yaş grubu öğrencilerin ister aynı yaş grubuyla, isterse de kendi yaş grubuyla oluşturulan sınıflarda olması, aynı şekilde sonuçları etkilememesiydi.

Araştırmada ortaya çıkan bir başka çarpıcı sonuç ise yüksek gelir grubuna mensup ailelerin, 5 yaşındaki çocuklarının yaşayabileceği sorunları hem okul ortamında hem de profesyonel psikolojik destek alarak mümkün mertebe giderebilecek olanaklara sahip olması ve bu olanakları kullanmaları. Düşük gelir seviyesine mensup aileler, bu araştırma sonuçlarında ortaya çıkan olumsuzlukları giderme konusunda hiçbir olanağa sahip değil.

4+4+4 eğitim yasasıyla uygulamaya konulan 60-66 aylık çocukların ilkokula başlama uygulaması, 2013-2014 öğretim yılında 3’er ay esnetildi ama yine de yapılan hatadan geri dönülmedi.

Bilimsel araştırmalarla da yanlışlığı ortaya konulmaya başlanan bu uygulamanın, en kısa sürede kaldırılarak, bütün eğitim otoritelerinin üzerinde anlaştığı 72 ay uygulamasının yeniden yürürlüğe konulması belki okula başlayan 5 yaş grubu çocukları kurtarmayacak ama en azında bundan sonraki kuşaklara bu kötülüğün yapılmamasını sağlayacaktır.

-Kapçı, E.Gül (2014) Söyleşi, Eleştirel Pedagoji, Sayı:31, Ocak-Şubat 2014

Abdullah DAMAR / Eğitimci-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.