» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Ahmet Şık’a Mektup

A+  A- Ahmet Şık’a Mektup

Sennur SEZER

Sevgili Ahmet Şık,

Sana kolayca “oğlum” diyebilirdim. Ama sen yaşça oğlum olabilirsin de, başça seni oğul görmek ne haddime. Seni bir kardeş olarak ne kadar seviyorsam pek çok olaydaki “öncü ve örnek”liğini de unutmadım.

Sevgili Ahmet,

Hepimize seslenen mektubunda bir çok soru sormuşsun. Ben tek yanıt vereyim sana sen özgür kaldığın anda elbet hepimiz seni kucaklayacağız. Çünkü suçlamalara değil, sana inanıyoruz.

Ahmetçiğim, mektubunda “ Irkçı, faşist, darbeci, katil değilim. Güzel yaşanılabilir bir dünyanın eşit ve adil bölüşüme dayalı sosyalizm ile geleceğini düşünen sosyalistim dedim. Duymadılar. Gazetecilik felsefem görmeyenin gözü, duymayanın kulağı, konuşmayanın sesi olmaktır. Ezen ve ezilen varsa ezilenin yanında saf tutarım. Üniformalı, kravatlı, takkeli her türlü iktidarın karşısında yer alırım. Çünkü sorun yaratan her zaman iktidarlar ve güç odaklarıdır. Bu yüzden onların yanında saf tutmak değil karşısında yer almak önemlidir dedim.” demişsin. Asıl suçunun bu görüşlerin olduğunu bilirsin elbet. Zamanın olup da eğer okurlarının senin için ne düşündüğünü öğrenmek için “ekşi sözlüğe” göz attınsa onların seni ne kadar sevdiklerini bilirsin. Çünkü okurların önce senin haberlerini yaptığın kitlelerle sonra işten atılmanın nedenleriyle ilgililer . Yazılanları bilirsin de yine de bir anımsatayım: “Kayıplar falan denilince akla gelen haberlerde imzası olan adamdır, pek severiz kendisini biz. (…)yazdıkları ve çektikleri takdire şayandır. Alemlerin en kral muhabirlerindendir, Doğan grubunun karşısında dimdik durmayı becermiştir(…)yaptığı haberler arasında Manisa’da işkence gören lise öğrencilerinin, Metin Göktepe’yi döverek öldürdükleri gerekçesiyle yargılanan polislerin davasının, ‘hayata dönüş’ adı verilen operasyon ile, devletin yasal güvencesinde olmalarına karşın, hapishanelerde öldürülen onlarca ‘can’ın haberleri varmış.”
Sevgili Ahmet bir de kitapların var. Hak Haberciliği Dizisi’nde yer alan Çocuk Odaklı Habercilik bir ortak çalışma. Ama asıl Ertuğrul Mavioğlu ile ortak yazdığın : “Kırk Katır Kırk Satır 1 – Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu” ile “Kırk Katır Kırk Satır 2 – Ergenekon’da Kim Kimdir?” önemli.

Kitaplarını okumadım. Ama hemen başlayacağım okumaya. Tanıtımı görünce dudağım uçukladı:

“Ergenekon operasyonlarının darbelerle hesaplaşmak demek olduğunu ve darbecilerin TSK’nın direnişine rağmen tasfiye edildiklerini düşünenler de yanıldılar. ‘Tüm kötülüklerin anası’ Ergenekon’un hareketsiz kılınması sonucunda artık faili meçhul cinayetlerin, provokasyonların, menşei devlet olduğu herkes tarafından bilinen karanlık eylemlerin son bulacağını ve bu ülkeyi yönetenlerin hiç değilse kendi yasalarına saygılı davranacaklarını zannedenler yanıldılar. Kısa süre içinde görüldü ki, ‘Ergenekon’ adı verilen bu operasyonlar, kah emekli generalleri gözaltına alarak, kah toprağa gömülü kimi silah depolarını açığa çıkararak, kah bazı gizli belgelerin bilinir hale gelmesini sağlayarak, ya da kontrgerillanın beyni olduğu öne sürülen Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığının kozmik odasında aramalar yaparak; zülfü yare dokunuyor gibi görünse de, geniş yığınların özlemini çektiği demokrasiye dair beklentileri karşılamaya muktedir değildi. Ve yaşananlar, şimdiye kadar neredeyse geleneksel hale gelmiş, zorbalığa ve kan dökmeye dayalı yönetme biçimini tasfiye etmekten fersah fersah uzaktı”. Bu saptamalar elbet “neden” sorusunun eşlik ettiği gizli sorular içeriyor. Bu soruları sormak da “ ‘derin devletin’ (katliamlar; siyasi suikastlar; faili meçhuller; silah, insan ve uyuşturucu ticareti; medyadan iş dünyasına, askeri ve sivil bürokrasiye, yerli ve yabancı gizli servislere dek uzanan ağlar aracılığıyla gerçekleştirdiği) yüzeydeki eylemliliklerini tarihsel olarak ve apaçık bir biçimde analiz etmeye” çalışarak yanıtlamaya çalışmak da herhalde kimi bakış açıları için suçtur. Bizim için değil.

ELBET BİZİM İÇİN ÖNCE BİR HABER İŞÇİSİSİN, SOSYALİST BİR GAZETECİSİN.SAFLARIMIZDA YERİN SENİ BEKLİYOR.

Bu haber GÜNCEL, SERBEST KÜRSÜ kategorisi altında 14 Mart 2011 tarihinde eklenmiştir. "Ahmet Şık’a Mektup" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
5