» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Bakan Sorunlara Gözlerini Kapatıyor

A+  A- Bakan Sorunlara Gözlerini Kapatıyor

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, okullarda herhangi bir kadro açığının bulunmadığını belirtti. Personel ihtiyacını telifli ve vekil öğretmenlerle kapattıklarını söyleyen Çubukçu, KPSS’deki kopya iddialarıyla ilgili olarak da, “Olay yargıya intikal etti, yargı sonucunun çok uzun sürmeyeceğini düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

Nimet Çubukçu, Fatih Üniversitesinin 2010-2011 akademik yıl açılış törenine katıldı. Konuşma yapacağı salona girişte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çubukçu, pazartesi günü okulların açılacağını hatırlatarak, okullarda herhangi bir kadro açığının olmadığını ifade etti. Çubukçu, öğretmen ihtiyacını vekil ve telifli öğretmenlere kapattıklarına değindi. KPSS’deki kopya iddialarıyla ilgili de değerlendirme yapan Çubukçu, olayın yargıya intikal ettiğini, en kısa zamanda yargının da olayı sonuçlandıracağını ifade etti. ÖSYM’nin konuyla ilgili açıklama yapacağını belirten Bakan Çubukçu, “Büyük heyecanla bu sene sınava girip, sınavı kazanan öğretmen adayları öğretmen adaylarımızın hepsi bizden açıklama bekliyor. Bu aynı zamanda yargıya intikal etti. Çok uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. En kısa zamanda yargı sonuçlarının açıklanacağını düşünüyorum. Son 70 bin tane vekil öğretmen istihdamı var. Kadro olarak atayamadığımız, atama olanağımız olmayan 20 bin tane istihdam ediyoruz zaten.” diye konuştu.

İŞTE BAKANIN GÖRMEDİKLERİ

2010-2011 eğitim-öğretim yılı başlarken eğitime ayrılan yatırım payının hızla düşmesi, derslik sayılarının azalması ve artan dershane sayıları eğitimdeki sorunları derinleştirmeye devam ediyor.

Eğitime katılan öğrenci sayısı her geçen gün artarken, eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe de son 8 yılda dörtte birine kadar düştü. Eğitim Sen’in raporları ve Milli Eğitim Bakanlığı 2009–2010 verileri incelendiğinde, 2002 yılından bu yana eğitime bütçeden ayrılan pay rakamsal olarak artarken, eğitimin milli gelir içindeki payının fazla değişiklik göstermediği gözleniyor.

EĞİTİM YATIRIMINA AYRILAN PAY

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 17.18’i yatırımlara ayrılırken, 8 yıllık AKP döneminde bu payın sürekli azalarak 2002’deki rakamın dörtte birine kadar düştüğü görülüyor. 2010 yılında MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay sadece yüzde 6.32 olarak kaldı. Türkiye’de milli gelirden eğitime ayrılan pay yüzde 2.74 ile sosyo-ekonomik yapı itibariyle ülkemizin çok gerisinde olan Barbados Adaları (yüzde 7.1), Kiribati (yüzde 11.4), Vanuatu (yüzde 7.3) gibi ülkelerin gerisinde kaldı.

EĞİTİMİN MASRAFI VELİNİN OMUZLARINDA

Eğitime bütçeden ayrılan payların ortalama yüzde 70’i personel harcamalarına gidiyor. Bu koşullarda eğitimin finansmanı öğrencilerin, dolayısıyla velilerin omuzlarına yıkılmış durumda.

2010-2011 öğretim yılında ilköğretimde çocuğu olan her veli, yıl boyunca ortalama 3 bin 131 TL harcama yapmak zorunda kalacak. Bu rakam ortaöğretim kurumlarında yüzde 30, meslek liselerinde ise yüzde 30’un da üzerinde oranlarda artıyor. Daha, okula kayıt yaptırılırken “gönüllü bağış” adı altında alınan kayıt paraları 50 TL’den başlıyor. Gelir düzeyi yükseldikçe alınan kayıt parası da katlanarak artıyor.

DERSHANE SİSTEMİ BÜYÜYOR

Ayrılan bütçenin bu denli düşmesi eğitimin niteliğini de düşürerek, özel ders ve dershane sistemini daha da büyütüyor. Her yönüyle sınavlara bağımlı olan eğitim sistemi kamu eğitimini işlevsiz bırakarak, eğitimi dershane, özel ders, özel okul alanına kaydırmış durumda.

Dershanelere giden öğrenci sayısı son 8 yılda sürekli artış gösterdi ve 1milyon 122 bin 861’e kadar yükseldi. 2002 yılında özel dershane sayısı 2 bin 122 iken, 2008 yılında bu rakam 4 bin 31’e ulaştı. Rakamlar AKP kurmaylarının “Artık dershanelere gerek kalmayacak” söyleminin lafta kaldığını gösteriyor.

İLKÖĞRETİMDE OKUL SAYISI AZALDI

İlköğretimin son sekiz yılına bakıldığında, okul sayısında yaşanan azalma dikkat çekiyor.

Azalmanın nedeninin, köylerde giderek yaygınlaşan birleştirilmiş sınıflar ve Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) ile taşımalı eğitim uygulamalarının artması olduğu belirtiliyor. 2002 yılından bu yana ilköğretimde okuyan öğrenci sayısının artmasına rağmen, öğretmen, okul ve derslik sayısının bu artışa paralel olarak artmadığı görülüyor.

Metropol ve şehirlerdeki ilköğretim okullarında derslik başına 40-45 öğrencinin düştüğü okullar bulunuyor. Özellikle yoksul emekçi ailelerin yaşadığı yerlerdeki okullarda hem altyapı ve fiziki donanım, hem de ders başına düşen öğrenci sayısı açısından son derece ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalındığı biliniyor.

Ortaöğretimde okul sayısı 8 bin 913, derslik sayısı 110 bin 310, öğrenci sayısı 4 milyon 240 bin 130, öğretmen sayısı (kadrolu + sözleşmeli) 206 bin 862. Ortaöğretimdeki rakamlara göre derslik başına düşen öğrenci sayısı 35. Ancak büyükşehirlerde, özellikle yoksul ailelerin yaşadığı semtlerdeki sınıf mevcutları bu rakamın çok üzerinde.

OKULLAR ÖĞRETMENSİZ, ÖĞRETMENLER İŞSİZ

AKP döneminde öğretmen sayısı 19 bin 881’den 48 bin 855’e (kadrolu+sözleşmeli) yükseldi. Mevcut öğretmen kadrolarında en az 133 bin öğretmen açığı olduğu tahmin edilirken, 300 bin eğitim fakültesi mezunu ise atanmayı bekliyor.

ANADiLDE EĞİTİM TALEBİ

2010-2011 eğitim öğretim yılı başlarken gerçekleştirilmeyi bekleyen bir diğer talep de Kürt halkının anadilde eğitim talebi. Uzmanlar, ikinci dilin mümkün olan en üst seviyede bilinmesi koşulunda bile, eğitim ortamındaki iletişim etkinliğinde en az yüzde 10 kayıp olacağını belirtiyorlar. Kürt Dili ve Eğitim Hareketi’nin (TZP Kurdi) anadilde eğitim hakkının tanınması için 19-25 Eylül arasında yapacağı okul boykotu da düşünüldüğünde, anadilde eğitim de, eğitimin bu yıl en çok tartışılacak sorunlarından biri olacağa benziyor.

DiN DERSi HÂLÂ ZORUNLU

Yeni eğitim öğretim yılında, eğitimin en önemli sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Danıştay’dan alınan “Zorunlu din dersinin kaldırılması, seçmeli yapılması” kararlarına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı ya da hükümet bu konuda bir düzenlemeye gitmedi. Alevi örgütleri 12 Eylül Anayasa’sının 24. maddesindeki “Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır” hükmünün Alevi çocuklarını asimile etme amacı güttüğünü ifade ediyorlar.

Sadece alevilerin değil Türkiye’nin sorunu olan zorunlu din dersine karşı Alevi örgütlerinin yıllardır verdikleri hukuk ve demokrasi mücadelesinin süreceğine dikkat çeken Alevi örgütleri, Ankara’da bugün oturma eylemi yaparak, “zorunlu din dersinin” kaldırılmasını isteyecekler.

MEB FIRSATÇILIK YAPIYOR

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Milli Eğitim Bakanlığının KPSS’deki skandalı fırsat bilerek 30 bin kadrolu öğretmen atamasının erteleyerek ücretli öğretmen ataması yapmasına tepki gösterdi.

Kılıç, öğretmen atamalarının ertelenmesi üzerine MEB’in bu durumu fırsata çevirerek, kadrolu öğretmen ataması yapmak yerine çocuk gelişimi alanında kız meslek lisesi, lisans ve önlisans mezunları ile ataması yapılmayan sınıf öğretmenlerini 60 saatlik bir seminer eğitiminin ardından ücretli öğretmen olarak görevlendirmesini eleştirdi.
Binlerce okul öncesi öğretmeninin kadrolu atanmayı beklediğini belirten Kılıç, “MEB kriz fırsatçılığı yapmaktadır. Öğretmen açıklarını iş güvencesiz, düşük ücretli ve her haktan yoksun olarak çalışacak ücretli öğretmenlik uygulamasıyla aşmak istemektedir.” dedi. Kılıç, uygulamadan vazgeçilmesini istedi.

ÖVDER: ÇOCUKTAN PARA İSTEMEK SUÇ

Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER), 1977 yılından beri “Çocuklarımızın eğitim hakkı için neler yapmalıyız” sorusuna değişen koşullara göre yanıtlar veriyor. 2010-2011 öğretim yılında da ÖVDER, eğitimde özelleştirmenin toplumsal değerlerin yok edilmesi olduğunu vurgulayarak, okul aile birliklerine sahip çıkılması çağrısı yapıyor. Okul yönetimi, okul aile birliği veya öğretmenin bağış adı altında para ya da başka gerekçelerle para istemesinin yasal dayanağı olmadığını belirten ÖVDER, velilerin zorlamalar karşısında yasal dayanakları olduğunun altını çiziyor. 18 yaşından küçük çocuklardan para istemenin suç olduğunun altını çizen dernek, paranın istenecekse bile mutlaka veliden istenmesi gerektiğini belirtiyor. Devletin, eğitimden tasarruf yapamayacağını vurgulayan ÖVDER, nitelikli, bilimsel, demokratik ve parasız bir eğitimin hepimizin hakkı olduğunu hatırlatıyor.

VELİLERE MÜCADELE ÇAĞRISI

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa yeni eğitim öğretim yılının da sorunlarla başladığını ifade etti. Okullarda yaşanan öğretmen açığı, kayıt parası, fiziki koşulların yetersizliği, eğitim giderlerinin velilerin sırtına yüklenmesi gibi birçok sorun olduğuna dikkat çeken Boğa, bu sıkıntıları, ancak velilerin de mücadele etmesi ile aşabileceklerini söyledi. Eğitim giderlerinin devletin yükümlülüğünde olduğuna dikkat çeken Boğa, bu yükümlüğün veli değil devlet tarafından karşılanması gerektiğini ifade etti. Ücretli ve sözleşmeli öğretmen alımına bir an önce son verilmesinin altını çizen Boğa, ülke genelinde 390 bin olan öğretmen açığının kadrolu öğretmenlerle doldurulmasını ve sözleşmeli, ücretli öğretmen olarak çalışanların ise kadroya alınmasını talep ettiklerini dile getirdi.

EĞİTİM AKSIYOR

Türkçe öğretmeni olan fakat atanamayan Ramazan Özdemir de okullarda öğretmen açığı olmasına rağmen binlerce öğretmenin atama beklemesinin eğitimi aksattığını söyledi. Özdemir, öğretmen açığının sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmen uygulamaları ile kapatılmaya çalışıldığını aktardı. Bugün Türkçe dersine İngilizce öğretmeninin girdiği bir eğitim sisteminin olduğunu dile getiren Özdemir, AKP açıkları yama yaparak kapatmaya çalıştığını ifade etti. Sözleşmeli ve ücretli olarak sömürülen bir öğretmenin öğrencilerine yeteri kadar bilgi aktaramayacağını ifade eden Özdemir, kaliteli bir eğitim için öğretmen açığının kapatılması ve ücretli, sözleşmeli öğretmenler yerine kadrolu öğretmenlerin derslere girmesi gerektiğini vurguladı.

SORUNLAR AZALMIYOR, ARTIYOR

Eğitim Sen İstanbul Şubeleri, eğitim sorunlarıyla ilgili olarak hükümeti protesto etti. Sultanahmet Meydanında bir araya gelen eğitim emekçileri buradan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. KESK’e bağlı sendikalar, ataması yapılmayan öğretmenler ve lise öğrencilerinin de destek verdiği eylemde, herkese güvenceli iş talebi dile getirildi. Yapılan konuşmalarda eğitimde yaşanan sorunların ülkemizde yaşanan diğer sorunlarla birlikte azalmak yerine arttığını, buna karşılık mücadelenin süreceğini dile getirdiler. (EVRENSEL)

Bu haber GÜNCEL kategorisi altında 18 Eylül 2010 tarihinde eklenmiştir. "Bakan Sorunlara Gözlerini Kapatıyor" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
5