» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Birleşik Mücadeleden Başka Çare Yok

A+  A- Birleşik Mücadeleden Başka Çare Yok

KAMU EMEKÇİLERİ İSTANBUL’UN ÜÇ BÖLGESİNDE YÜZLERCE KİŞİNİN KATILIMI İLE KURULTAYLAR GERÇEKLEŞTİRDİ

Performansa dayalı çalışma sistemi, esnek çalışma, sözleşmelilik, giderek paralı hale getirilen kamu hizmetlerinde memurların birer tahsildara dönüştürülmesi, özlük haklarının bire birer elden çıkması.

Kamu emekçileri son yılların en büyük saldırısıyla karşı karşıya. Bu saldırı karşısında kamu emekçilerinin üyesi olduğu sendikalar ise sessiz ya da sesleri, bu saldırıları durduracak düzeyde çıkmıyor. İşte bu dönemde Emek Hareketi İstanbul’da düzenlediği kurultaylarla yaşanan sorunları masaya yatırdı. İstanbul’un 3 bölgesinde aynı anda düzenlenen ve 300’e yakın kamu emekçisinin katıldığı kurultaylarda sorulan soru aynıydı: Baskıların arttığı bu dönemde nasıl bir mücadele verilmeli? Bu sorunun yanıtı da ortaktı: Sermayenin ve hükümetin topyekün saldırısı ancak işyerlerinden başlayan ve sendikalı sendikasız tüm kamu emekçilerinin birliğini sağlayan bir mücadeleyle püskürtülebilir.

NASIL BİR DÖNÜŞÜM OLMALI

Bu mücadelenin örgütlenmesinde sorumluluk sahibi olan kurumlar ise sendikalar. Şu an Türkiye’de 2.5 milyon kamu emekçisi var. Bunun 1 milyona yakını sendikalı. İşçi sendikalarının yüzde 6’lar düzeyinde olan örgütlük oranı düşünüldüğünde kamu emekçileri arasındaki sendikalılık düzeyi oldukça yüksek. Ancak bu yüksek oran, saldırılara karşı verilen mücadelede kendini göstermiyor. Bu nedenle kurultaylarda sorulan ve bundan sonra da kamu emekçileri tarafından yanıtı aranmaya devam edecek olan temel soru “Saldırıları püskürtecek bir mücadelenin ortaya konması için sendikalarda nasıl bir dönüşüm sağlanmalı, bu dönüşüm nereden başlamalı?” oldu.

İŞYERLERİNDEN BAŞLANMALI

Kamu emekçileri dönüşümün başlayacağı yerin işyerleri olduğuna dikkat çektiler. Değişik sendikalara üye, sendikasız ya da değişik statülerdeki çalışanların aynı işyerleri bünyesinde bulunduğuna dikkat çeken kamu emekçileri, somut ve en yakıcı talepleri üzerinden işyerlerinde birlik sağlanmadan ve mücadele örgütlenmeden saldırıların da püskürtülemeyeceğine vurgu yaptılar.

İşyerlerinde yaşadıkları olumlu olumsuz deneyimleri konuşan kamu emekçileri, başta Çapa-Cerrahpaşa grevi ve 21 Aralık grevi olmak üzere son dönem verilen kimi mücadeleleri de masaya yatırdılar.

BİRLİKTE MÜCADELEYİ NE ENGELLİYOR

Birlikte mücadeleye hükümete yandaş olan sendikalarla saldırılar karşısında sessiz kalan sendikaların yönetimleri kadar “Mücadele kadrolarla yapılır. Grev olacaksa bu kadro grevidir” diye özetlenebilecek sendikal anlayışların da engel olduğuna dikkat çeken kamu emekçileri, kurultayların sendikaları yeniden birer sınıf örgütü olarak tesis edilmesi için bir müdahale olduğunu belirttiler. Emekçiler bu müdahalenin, alınan kararların işyerlerinde hayata geçtiği düzey kadar başarılı olacağına da vurgu yaptılar. Bu nedenle kurultayların bir son değil başlangıç olduğuna dikkat çeken kamu emekçileri, işyerlerinden başlayan bu tartışma ve mücadelenin saldırıları püskürtecek bir stratejiyle de birleşmesi gerektiğini dile getirdiler.

EŞİ GÖRÜLMEMİŞ SALDIRILAR

Kamu emekçileri kurultayı Anadolu yakasında ise Petrol-İş Sendikası’nda yapıldı. SES Şube yöneticisi Şahin Tanrıverdi, hükümetin sağlık alanında uyguladığı politikaları anlatarak, halkın sağlık hakkının elinden alındığını söyledi.

21 Aralık grevinin sağlık alanında başarılı olduğunu, bu başarının işyerlerinde oluşturulan birliktelikten kaynaklandığını dile getiren Tanrıverdi, bu kurultayın da kamu emekçileri içinde en geniş birlikteliği sağlamaya hizmet etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Kurultayda söz alan eğitimci Taylan Zeng, kamu emekçilerinin ve bağlı bulundukları sendikaların son derece önemli bir süreçle karşı karşıya olduğunu, dünyada ve Türkiye’de emek mücadelesi ve onun kazanımlarına dönük tarihte eşi görülmemiş bir saldırganlıkla karşı karşıya olunduğunu belirtti. Sermayenin kendilerini güçlendirmek için yasal ve fiili saldırılar ile kazanılmış hakları ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirten Zeng, bunlara karşı sendikaların gösterdiği tepkinin yetersiz olduğuna dikkat çekti.

Küresel saldırılara karşı ortak mücadelenin önemli olduğunu vurgulayan BTS Şube Yöneticisi Ersin Albuz, 25 Kasım ve 16 Aralık grevlerinden örnekler sunarak, bu grevlerin yaşamı doğrudan etkilediğini ve bu noktadan ilerlenmesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Murat Birdal ise 2008 başından beri dünya ekonomisinin daraldığını, iktisadi ve siyasal anlamda sürdürülen tartışmalarda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, neoliberal politikaların özelleştirme, sosyal hakların tırpanlanması gibi saldırılarının sert bir şekilde hayatlarına girdiğini vurguladı. Birdal, mevcut saldırıların insanları böldüğünü, bireysel çıkışların olduğunu, bunun yerine hızla ortak mücadelenin geçmesi gerektiğini söyleyerek, bu kurultayın bunun bir ön adımı olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Büro emekçisi Nafi Maraş, AKP Hükümeti ile birlikte geçmiş kazanımların tırpanlandığını, ülke kaynaklarının yabancıların eline geçtiğini, yaşanan bu kapsamlı saldırılara karşı işyerlerine dayanan bir mücadelenin esas alınması gerektiğini belirtti. Maraş, sendikaların giderek tabandan kopmaya başladığını, geçmiş dönemlerde fiili mücadeleyle birçok kazanımın elde edildiğini fakat bugün sadece yasalar çerçevesine sıkıştırılmış bir mücadele anlayışın egemen kılınmaya başlandığını kaydetti.

21 ARALIK KARARI TABANDAN ALINDI

Yapı Yol-Sen Şube Başkanı Nizamettin Orhan ise 1990’larda Kızılay’da alanlara sığmayan dönemlerden bugünlere geldiklerini, geçmiş mücadele dönemlerini unuttuklarını söyledi.

Orhan, işkollarında çalışanların taleplerini gözeten talepleri ön plana alan bir mücadelenin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

BES Şube Yöneticisi Taylan Özgül, sendikaların merkezinde profesyonellerin sınırlandırılması gerektiğini, işyeri temsiliyetine dayalı bir mekanizmanın oluşturulması kaydetti.

Eğitim Sen 2 No’lu Şube Yöneticisi Hasan Toprak, 21 Aralık eyleminin genel merkeze rağmen tabandan alınmış bir karar olduğunu, işyerlerindeki tabana ve hareketliliğe bakmak gerektiğini belirtti. Sorunların artık çok daha yakıcı hale geldiğini belirten Toprak, tüm kamu emekçilerini kucaklayan ve seslenen bir mücadelenin esas alınması gerektiğini belirtti. Zehra Sormageç ise 21 Aralık eyleminin tabanda ses bulduğunu, sendikanın hukuksal boyutta üyelerinin yanında yeterince olmadığını, sürdürülecek mücadelenin sadece eğitim emekçilerini değil veli öğrenci birlikteliğini de oluşturması gerektiğini vurguladı.

SALDIRILAR KARŞISINDA ÖRGÜTLENMELİYİZ

KESK içerisindeki Emek Hareketi 2. Bölge’deki kurultayını Su Gösteri Merkezinde yaptı. Sağlık, eğitim, büro ve belediye çalışanlarının katılımı ile gerçekleştirilen kurultayda hükümetin yapmaya çalıştığı yasal düzenlemeler ve hak gasplarına karşı neler yapılabileceği, kamu emekçi sendikaları ve konfederasyonlarını mücadeleci bir çizgiye çekmek için atılması gereken adımlar tartışıldı. Kurultay, Yard. Doç. Özgür Müftüoğlu’nun geniş ve kapsamlı sunumuyla başladı. Müftüoğlu, emekçilerin geçmişten gelen haklarını koruyamadığını, çocuklarına bırakacak bir kazanımı kalmadığı ve çocuklarının çok kötü koşullarda çalışmak zorunda kalacağını vurguladı.

İşyerlerinde en kötü koşullarda çalışanların haklarını savunmadıkları, mevzuat sendikacılığını bırakıp fiili meşru mücadele çizgisine gelmedikleri hatta işçi sendikalarını bu sürece katmadıkları sürece haklarını koruyamayacaklarını belirten Müftüoğlu, bütün bunları yapabilmek için örgütlenmekten başka seçenekleri olmadığını dile getirdi.

İŞYERİ EYLEMLERİ BAŞLAMALI

SES Aksaray Şube Yöneticisi Aydın Erol, 22 Kasım grevini örgütlediklerini ve 21 Aralık grevinin kararını aldırdıklarını, kararları işyerlerinde aldıklarını, üyelerinin de kendileri ile ilgili alacakları tüm kararlarda ilk aradığı yerin sendikaları olduğunu ekledi. 21 Aralıkta da etkili bir grev yapmış olmalarına rağmen hâlâ sonuç alamadıklarını belirten Erol, çalışmaları yeniden hızlandırmak için toplantılar yaptıklarını söyleyerek “KESK Şubeler Platformunun işyerlerine dönük bir eylem kararı almamış olmasına rağmen Emek Hareketi olarak bu karaları işyerlerinde almalı ve işyerlerinin önünde eylemler yapmalıyız” diye konuştu.

SES Aksaray Şube Başkanı Ersoy Adıgüzel, KESK’in işyerlerinden koptuğunu, Taksim’de basın açıklamalarına sıkışmış bir eylem tarzının oluştuğuna dikkat çekerek, “Diğer konfederasyonlarla iş yapmak tutumu geliştirilmelidir. Birleşik mücadele ancak işyerlerinde sağlanacak birliktelikle mümkün olabilecektir” dedi.

Toplantıya katılan Eğitim-İş üyesi Aysun Esinal, kamu emekçilerinin siyasetten uzak kalmaması gerektiğini ifade etti.
SES Şişli Şube Yöneticisi Firdevs Tat da AKP’nin yaptığı her yasal düzenlemenin hak gaspı içerdiğini, sermayeye hizmet için yapılan bu gaspların her kesimden emekçiyi etkilediği ve buna karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Halkların Demokratik Kongresinin(HDK) emekçilerle buluşturulmasının önemine dikkat çeken Tat, bunun için HDK Milletvekilleri ile emekçilerin buluşturulması gerektiğini söyledi.

Tüm Bel-Sen 4 No’lu Şube Başkanı Saadet Özsoy, 1 günlük iş bırakma eylemlerinin grev olarak tanımlanmasının grevin içini boşaltmak anlamına geldiğini söyledi. Grevin sonuç alınana kadar yapılması gerektiğini dikkat çeken Özsoy, sonuç almayan eylemlerden vazgeçilmesi gerektiğini dile getirdi.

GREV HAKKI GREV YAPARAK KAZANILIR

Özlem Bayrak, kamu emekçileri açısından basım-yayın araçlarının kullanılmasının önemine değinerek, “AKP’nin yandaş olmayan basın üzerine uyguladığı baskı politikaları da medyanın öneminden kaynaklanmaktadır. En son Uludere katliamında basın üzerindeki sansürü gördük. Yaptığımız grevin yer almadığını gördük” dedi.

Eğitim Sen 3 Nolu Şube Yöneticisi Nebat Bukrek kurultayların ilçelere de yayılması gerektiğini söyledi.

Oğuz Kaan Bozkuş ise kurultayların sadece KESK ve bağlı sendika üyelerinin değil tüm kamu emekçilerinin mücadele katmanın bir aracı yapılmasını istedi.

Bozkuş, Kürt sorunu ve demokrasi sorununda da KESK’in günü kurtaran açıklamalardan kurtulup, demkorasi ve özgürlük talebiyle kampanyalar örgütlemesi gerektiğini söyledi.

Üyeleri ile birlikte değil üyeleri adına mücadele edilen yerde bürokrasinin doğmasının normal olduğunu belirten Sevgi Yılmaz ise önceden birlikte mücadele çağrıları yapan KESK’in şimdi “Gelin katılın” çağrısı yapar hale geldiğini söyledi.

EĞİTİM, SAĞLIK, BELEDİYE VE PTT EMEKÇİLERİ KATILDI

İstanbul 3. Bölge Kurultayı Hava-İş Sendikası Genel Merkezi’nde yapıldı. Silivri’den Zeytinburnu’na kadar olan alan içerisindeki kamu kurumlarından başta eğitim olmak üzere, sağlık, belediye ve PTT emekçileri kurultaya katıldı.

Kurultayın açılış konuşmasını yapan eğitimci Mustafa Yıldız, saldırıların arttığını ancak emekçilerin çoğunluğunun bu saldırılardan haberdar olmadığını söyledi. Yıldız, birleşik mücadeleyi nasıl örgütleyeceklerini tartışmak üzere kurultay düzenlediklerini dile getirdi.

Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi olan Bülent Kepenek de en geniş kamu emekçileriyle bu sorunları tartışmak istediklerini kaydetti. Çapa-Cerrahpaşa grevinin işyerinden örgütlendiğini, yüzde 100’e yakın bir katılımın yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının desteğini almasıyla da örnek olduğuna dikkat çeken Kepenek, 21 Aralık grevinin ise aynı başarıda olmadığına dikkat çekti. Greve, çağrıcılarından olan KESK’in üyelerinin yüzde 40’ının, kamu emekçilerinin genelinin ise yüzde 9’unun katıldığını ifade eden Kepenek, bu oranın saldırıları püskürtmeye yetmeyeceğini söyledi. Saldırının tüm sınıfa yönelik olduğunu, bu nedenle tüm emekçileri birleştiren bir hattan ilerlenmesi gerektiğini belirten Kepenek, sadece kamu emekçilerinin değil işçilerin birliğinin sağlanmasının de önemine işaret etti. Yine bir eğitimci olan Ali Süzgün de birliğin önemine dikkat çekti. Ancak Süzgün birlik olacak kesimlerin daha geniş olduğunu belirterek, doğanın katliamına karşı çıkanların, hakları için mücadele veren kadınların, demokrasi ve barış isteyenlerin, öğrencilerin de bu birlikte yer alabileceğini söyledi.

DOĞRULAR ANLATILMALI

Tekin Zengi ise kamu emekçilerinin değişen profiline değindi. KPSS’ye girip türlü zorluklarla kamu emekçisi olanların, eylem ve grevlere kolaylıkla katılmadığını anlatan Zengi, eğitim çalışmalarının önemine dikkat çekerek “Sürekli anlatmalı, yeni unsurların değişip dönüşmesi için çaba sarf etmeliyiz” dedi.

SES Bakırköy Şube Yöneticisi Kahraman Keskin ise 21 Aralık grevinin kendi işkollarında başarılı geçtiğini belirterek “22’sinde 23’ünde ne yapacağız? Başarılı ama sonuç? Grev sonrası döneme ilişkin de mücadele hattı belirlenmelidir” diye konuştu.

Kurultay çalışması için 14 okul ziyaret ettiğini ve anlattığında tüm emekçiler tarafından olumlu karşılandığını dile getiren eğitimci Metin Zengi, daha çok okula gidilmesi gerektiğini söyledi. Okullarda durumun gederek kötüleştiğini ifade eden Zengi şu örneği verdi: “Okulumuzda ücretli öğretmen vardı. Ablası kanserden öldü. Ertesi gün okula geldi. İşten atılırım korkusuyla gelmiş. Psikolojisi de iyi değildi. İşte güvencesizlik bu boyuta gelmiş.” Farklı görüşten de olsa “O olmadan bir adım atamam” dendiğinde birliğin daha rahat sağlandığını söyleyen Zengi, 21 Aralık’ta 14 sendikalının yanı sıra 8 sendikasız öğretmenin greve katılmasının da böyle bir çalışma sonucu olduğunu kaydetti. Biyoloji öğretmenliğini bitirmesine karşın atanamadığı için KPSS ile PTT Müdürlüğü’nde çalışmaya başladığını anlatan KESK üyesi bir kamu emekçisi, birlik sağlamanın zorluklarına dikkat çekerek, buna KESK’ten başlanması gerektiğini dile getirdi.

BİLD BU HABERİ NEDEN YAPTI?

3. Bölge Kurultayı’na Doç. Dr. Hakan Ongan da katıldı. Kapitalizmin krizler dönemine girdiğini dile getiren Ongan, kurtarma paketleri altında verilen borçların geri alınmak istendiğini bunun için de işçi ve emekçilerin üzerine yüklenildiğini söyledi. Çok ciddi sınıf mücadelelerinin yaşandığını dile getiren Ongan, “Sınıf mücadelesi yükseldikçe kapitalizmi perdeleyen dekor da aralanmaya başladı” dedi. Alman Bild gazetesinin tam bu dönemde Yunanistan’da kafeteryalarda oturanların haberini yaparak “Bunların mı borcunu ödeyeceğiz” dediğini hatırlatan Ongan, şöyle devam etti: “Bütün dünya medyaları da bunun üzerine atladı. Çünkü Yunanistan’da emekçilerin saldırılara direneceklerini biliyorlardı. Onları yalnızlaştırmak, mücadelelerinin yayılmasını önlemek için böyle bir haber yapıldı. Çünkü bir ülkedeki kazanım, diğer ülkedeki kazanımı da beraberinde getirecektir.” Toplumsal duyarlılık merkezli sendikacılık anlayışının ihtiyaca yanıt veremeyeceğine dikkat çeken Ongan, sınıf merkezli sendikacılığın hayata geçmesi gerektiğini belirtti.

KURULTAYLARDA ALINAN KARARLAR

* İşyeri çalışması esas alınmalı
* Mevcut saldırılar karşısında üretimden gelen gücün kullanılması esas alınmalı
* Hak gasplarına ve saldırı yasalarına karşı birleşik mücadele örülmeli
* Tüzük ve bürokratik sendikal anlayışına karşı, mücadeleci ve sınıf sendikacılığı esas alınmalı
* Mevcut saldırılar karşısında önümüzdeki dönem yoğun bir aydınlatma çalışması sürdürülmeli
* Takvimlere bağlı değil günlük bir mücadele hattı oluşturulmalı
* Grevli ve toplusözleşmeli sendika hakkı için mücadele edilmeli
* Demokratik bir anayasa yapma sürecine aktif katılım gösterilmesi ve bunun için mücadele edilmeli
* 12 Haziran seçimleriyle oluşturulan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun ve sonradan Halkların Demokratik Kongresi adını alan birlikteliğin desteklenip, büyüyüp gelişmesi için mücadele edilmeli
* AKP iktidarının tüm toplum kesimlerine yönelik yürüttüğü baskı, sindirme ve tutuklamalarla ve bunlara dayanak yaptığı yasal düzenlemelere karşı, demokrasi ve özgürlük talebiyle sendikaların kampanyalar örgütlemesi için çalışma yürütülmesi
* Kamu emekçileri işçi sendikalarıyla ve işyeri temsilcileriyle ortak platformlar kurmalı
* İstanbul Şubeler Platformunun hantal ve işlevsiz yapısına müdahale etmek güncel gelişmelere karşı daha etkin ve güçlü tepkiler örgütlemek amacıyla yerel platformların (İşçi sendikaları, kamu emekçileri sendikalarını vs. içinde yer aldığı ) kurulması için çalışma yürütülmeli
* Sendikaların karar alma süreçlerinde üyeleri İşyeri meclisleri ve başka araçları kullanarak aktif sendikacı pasif üye anlayışına karşı mücadele etmek, sendika şubelerinin üyelerce denetlenmesi sağlamak için çalışma yürütmeli
* Hakim ve yandaş medyanın emekçilerin taleplerini ve bu talepler için mücadelelerini görmezden gelen veya yanlış aktaran tutumlarına karşı emekten yana gazete ve televizyonların basın yayın araçlarının sahiplenilmesi, bu araçların mektup, görüş ve haberlerler göndererek kullanılması için çalışma yürütülmeli
* Başta sağlık ve eğitim olmak üzere kamu hizmetlerinin piyasaya açılmasına karşı mücadele edilmeli
* Eğitimin bilim dışı anlayışlarla yönetilmesine karşı bilimsel parasız demokratik laik anadilde eğitim hakkı için mücadele edilmeli

Bu haber GÜNCEL, SENDİKA kategorisi altında 11 Ocak 2012 tarihinde eklenmiştir. "Birleşik Mücadeleden Başka Çare Yok" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. alevkula4835

    RT @TurkiyeliEngels: Nuriye Gülmen yüzbinlerce işinden, ekmeğinden olan Kamu Emekçileri için 40 kilo kaldı Duydunuz mu! #KomisyondaÖnceNuri…

  1. freud_kafasi

    RT @TurkiyeliEngels: Nuriye Gülmen yüzbinlerce işinden, ekmeğinden olan Kamu Emekçileri için 40 kilo kaldı Duydunuz mu! #KomisyondaÖnceNuri…

  1. mavi_tuncay

    RT @TurkiyeliEngels: Nuriye Gülmen yüzbinlerce işinden, ekmeğinden olan Kamu Emekçileri için 40 kilo kaldı Duydunuz mu! #KomisyondaÖnceNuri…

  1. Alevi_Sol

    RT @TurkiyeliEngels: Nuriye Gülmen yüzbinlerce işinden, ekmeğinden olan Kamu Emekçileri için 40 kilo kaldı Duydunuz mu! #KomisyondaÖnceNuri…

  1. melekugur21

    RT @TurkiyeliEngels: Nuriye Gülmen yüzbinlerce işinden, ekmeğinden olan Kamu Emekçileri için 40 kilo kaldı Duydunuz mu! #KomisyondaÖnceNuri…

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
4