Böyle Bakan Kimin Başına?

Ömer Dinçer her gün yeni açıklamalar yapıyor, öğretmenler kahroluyor. Eğitimci olmayan, eski ekonomist, yeni Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer her gün yaptığı açıklamalar ve uygulamaya koyduğu değişikliklerle eğitimin altını üstüne getirmeye devam ediyor.

Eğitim adeta toz duman! Doğru yanlış, mantıklı mantıksız, etik etik değil demeden bir çok uygulama “yaptım oldu” mantığıyla eğitim alanına sokulmaya devam ediliyor.

Bakanlık adeta öğretmenine düşman bir tavırla, öğretmenleri mutlu etmeyecek projeleri bir bir uygulamaya koyuyor.

Öğretmenlerin çalışmadığı, başarısız olduğu, boşuna  maaş aldığı kanısı Hüseyin ÇELİK zamanından beri devam etmekte. Hatırlanacağı gibi daha önce de bakan tarafından öğretmenlerin çalışmadığı, “okeye dördüncü olmak için” okullardan kaçarcasına uzaklaştığı belirtilmişti.

Nimet ÇUBUKÇU zamanında bu gibi durumlar fazla yaşanmasa da, eğitimin yine arka planda Hüseyin ÇELİK tarafından yönetildiği dile getirilmekteydi.

Ömer DİNÇER ise bir ekonomist olmasına rağmen, okulların bir fabrika, işletme mantığıyla yönetilebileceği düşüncesiyle AKP Hükümeti tarafından eğitimin başına getirildi. Ömer DİNÇER, Milli Eğitim Bakanı olduğunu öğrendiğinde bunun kendisi için bir sürpriz olduğunu belirtmiş, yeni bakanlığın eski görevinden sonra iyi bir değişiklik olduğunu söylemişti. DİNÇER zamanında pratikte bir çok uygulama değişirken, teoride de Atatürk’ün adı ve ilkeleri bazı tanımlardan çıkarıldı.

Ömer DİNÇER de “başarıyı artırmak” için, gördüğü tek sorun/sorumlu olan öğretmenleri hizaya getirme ve eğitme amacıyla çeşitli düzenlemelere girişti. Elbette bu uygulamaları basınla paylaşırken bir yandan da öğretmen ve vatandaşı karşı karşıya getirmekten de kaçınmadı. Ders kitaplarını “ücretsiz” veren, “başarıyı” garanti eden, “çalışmayan öğretmenleri çalıştıracağını” belirten, hatta mevcut başarısızlığın nedenini de açık açık tespit edip belirten bir bakan elbette vatandaşın gözünde haklıydı…

Özür grubu atamalarını 1 günle kaçıran ve herşeye rağmen çocuklarına kavuşmak için Ocak ayını bekleyen öğretmenler bakanın ağzından çıkan iki kelime ile mağdur edildi. Yeni atanan ve ailesine, çocuklarına ancak 3 yıl sonra kavuşabilecek öğretmenler ise daha en başında mesleklerinden ve bakanlığından soğudu. “Artık çocuklarıma kavuşmak istiyorum” diyen öğretmene verilecek cevabı, bakanın açıklamasından önce haberimizde belirtmiştik. Maalesef yine haklı çıktık, bakan “öğretmenlik bir fedakarlık mesleği, öğrencileri benden çok öğretmenlerin düşünmesi gerek. Siz hiç öğrencileri ağlarken görmediniz mi?” diyerek yine ve yine öğretmenleri haksız, suçlu konuma düşürmeye çalıştı, belki  de başarılı oldu.

Bakanın gözden kaçırdığı, anlamak istemediği nokta maalesef çok önemlidir. Aklı ailesinde, çocuklarında olan bir öğretmen asla kendini dersine, öğrencilerine veremez ve dolayısıyla bu durumda başarı da gelmez. Ayrıca çocuklarını göremeyen öğretmen “yasal hakkı” olarak sık sık rapor alır ve eğitim öğretim asıl o zaman aksamaya uğrar.

Ayrıca bakanlığın “kesintisiz eğitime” verdiği önem ilgi çekicidir. Ülkenin tüm okullarını “dönemlik” ücretli öğretmenlerle dolduran bakanlığın “öğrenciler öğretmensiz kalmasın” açıklamaları bu durumda samimi değildir.

Eğitimle bugüne kadar uzaktan yakından ilgisi olmamış birinin elbette bu gibi hassasiyetleri bilmesi ya da anlamasını beklemiyoruz. Fakat sayın bakan kamuoyunun ve personelinin derdini biraz olsun dinlerse zaten aksaklıkların farkına kolayca varacaktır.

Maalesef bakan öğretmenlik mesleğinin kolayca elde edilebildiğini, öğretmenlerin okuldan çıkar çıkmaz okulla işlerinin bittiğini, öğretmenlerin tapu ya da nüfus memuru gibi bir memur olduğunu, öğretmenlerin yazın 3 ay tatil yaptığını zannetmektedir.

Umarız sayın bakan en kısa sürede “en iyisini ben biliyorum” demeden önce öğretmenlerine güvenir, çalışanlarının derdini dinlemeyi dener ve az da olsa sorunları çözümleme yönünde adımlar atar.

Aksi taktirde mutsuz öğretmenlerle “beklenen başarının” gelmeyeceği gün gibi ortadadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.