Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…

Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinden Eğitim Sen’e…

Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu üyeliği de yapan Ömer Arslan Eğitim İş‘i eleştiren bir açıklama yapmış ve sendikasından istifa ettiğini açıklamıştı. Arslan, yaptığı açıklamada Eğitim İş’i son dönemde mücadele örgütü olmaktan uzaklaşmakla eleştirmişti.

Ömer Arslan “Çıkarılan KHK’lar karşısındaki tepkisizlik ve hukuksuz bir şekilde açığa alınan üyelere sahip çıkamama, dayanışma anlamına da gelen örgütlülükle ne derece uyuşmaktadır? Genel başkan hukuksuz açığa almalar karşısında bakan yardımcısına çıkıp “Bizim içimizde varsa bize bildirin sizden önce biz gereğini yaparız” mealinde konuşmalar yapamaz. Bu yüz yıllık eğitim emekçilerinin mücadelesine ve başta Fakir Baykurt olmak üzere mücadele önderlerine ihanettir.” açıklamasını yapmıştı.

Arslan, yaşanan süreçte OHAL’e, hukuksuz açığa alma ve ihraçlara karşı mücadele eden tek diri sendikal örgütün Eğitim Sen ve KESK olduğunu belirterek Eğitim Sen üyeliğini açıkladı.

Bu üyeliğe Eğitim İş cephesinden bireysel tepkiler olsa da henüz yetkili ağızlardan herhangi bir açıklama gelmedi.

Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu üyeliği de yapan Ömer Arslan’ın Eğitim Sen üyeliğiyle ilgili yaptığı açıklama:

Bugün itibarı ile sendikal mücadeleyi Eğitim Sen üyesi olarak sürdüreceğim.

Bugün demokrasiyi tamamen yok etmek isteyenler tek diri sendikal örgüt olarak Eğitim Sen’i ve KESK’i gördüklerinden tüm ana ve yan güçleri ile Eğitim Sen ve KESK’e yüklenmektedirler. Çünkü Eğitim Sen ve KESK biterse sendika diye hiçbir örgütün kalmayacağını iyi bilmektedirler.

Bugün Eğitim Sen ve KESK’e saldıranlar bunu ne kadar iyi biliyorsa, anti faşist demokrasi mücadelesine inananlar da çok iyi bilmektedir. Bu süreçte OHAL’e, hukuksuz açığa alma ve ihraçlara karşı meşru her zeminde fiilen mücadele eden tek sendika Eğitim Sen ve KESK’tir ne yazık ki. Ne yazık ki derken gönlümüz keşke diğer sendikaların da asgari görevi olan hukuksuzluklara karşı mücadele etmesini temenni ettiğimi kast ediyorum.

Bugün içinde bulunduğumuz koşullar demokratik bir ortam sağlanmadan hiçbir sendikal mücadelenin yürütülemeyeceği gerçeğidir. Bu bağlamda demokrasi mücadelesi yürüten örgütlere omuz vermenin tarihsel bir sorumluluk olduğu inancındayım.

omer-arslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.