Eğitim Sendikaları Demokratik mi?

Sendikalar, tıpkı siyasi partiler gibi, çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Üyelerinin hak ve çıkarlarını korurken, demokrasinin yerleşmesinde ve sağlıklı bir şekilde işlemesinde de önemli rol üstlenirler.

Sendikaların toplumsal işlevi bu kadar önemliyken, acaba kendi iç yapılarında ne kadar demokratikler?

Üyeleri, sendika içi demokrasiden yararlanıp, seçme ve seçilme haklarını demokratik bir şekilde kullanabiliyor mu?

Bu soruların cevabını bulabilmek için 4 büyük sendikanın, genel kurul öncesi yaptıkları il şubeleri seçimlerini hangi yöntemle yaptıklarına bakmak gerekir. Çünkü il şubelerinde yapılan seçimler sonucunda ortaya çıkan tablo, o sendikanın yönetim tablosunu da belirliyor.

Eğitim Bir Sen sendikasından başlayalım.

Sendika tüzüğünün 35.maddesinde “Şube genel kurulu şubenin en yüksek organı olup şubenin üyeleri arasından seçilen 150 delegeden oluşur. Şube yönetim ve denetleme kurulu üyeleri bu sıfatlarıyla şube genel kuruluna delege olarak katılırlar.” hükmü yer almaktadır.

Türk Eğitim Sen sendikası tüzüğünün 34.maddesinde “Şube Genel Kurulları;

a) Üye sayısı 400 ile 500 arasında ise, üyelerin tamamıyla, Şube Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinden,
b) Üye sayısı 500 ile 3000 arasında ise, üyeler arasından seçilecek 100 delege ile Şube Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinden,
c) Üye sayısı 3001 ile 5000 arasında ise, üyeler arasından seçilecek 125 delege ile Şube Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinden,
ç) Üye sayısı 5001 ile 7500 arasında ise, üyeler arasından seçilecek 150 delege ile Şube Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinden,
d) Üye sayısı 7501 ile 10 000 arasında ise, üyeler arasından seçilecek 175 delege ile Şube Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinden,
e) Üye sayısı 10 000’den fazla ise, üyeler arasından seçilecek 200 delege ile Şube Yönetim ve Denetleme Kurulu üyelerinden,” hükmü yer alır.

Eğitim-Sen tüzüğünün 39.maddesinde “Şube Genel Kurulları delegelerden oluşur. 400 ile 1000 arasında 250 delegeyle, bin üyeden sonra takip eden her on üye için bir delege artırımıyla yapılır. Şube Yürütme, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu asıl üyeleri kendi genel kurullarına bu sıfatla delege olarak katılırlar.” hükmü yer alır.

Eğitim İş tüzüğünün 31.maddesinde “Şube Genel Kurulu, ilde görev yapan delegelerden, üye sayısı 400’ü geçen illerde, iki olağan Genel Kurul arasında düzenli ödenti veren üyelerine oranlı olarak seçecekleri 200 delege ile doğal delegelerden oluşur.” hükmü yer alır.

Bu hükümlerden de anlaşılacağı gibi, eğitim alanında örgütlü 4 büyük sendikanın şube seçimleri “delegelik” yöntemiyle yapılmaktadır. Yani şubelerde bulunan üyeler, işyerlerinde delegeler seçerek, şube genel kurullarını yaparlar.

Sorun tam da bu noktada başlar. İşyerlerinde 3 yılda bir delege seçen üyeler, eğer siyasal ve sosyal olaylara duyarlı değillerse, 3 yıl sonra yapılacak seçime kadar edilgen bir durumda kalırlar. Sendikal faaliyetlere, eylem ve etkinliklere katılmazlar. Adeta sendikalarına yabancılaşırlar. Üstüne bir de sendikaların genel kurullarının seçiminde “çoğunluk” yöntemi uygulandığında, yani seçime giren listelerden, yüzde 51’i alan liste yönetime seçildiğinde, geriye kalan yüzde 49 ve bunlara sadece delege seçimlerinde demokrasiyi yaşayabilen sessiz çoğunluk eklendiğinde, birçok üye sendikalarında bile demokrasiyi tam anlamıyla yaşayamazlar.

Eğitim sendikaları; daha etkin, daha aktif, üyelerinin daha katılımcı, eylem ve etkinliklerin daha güçlü, üye sayılarının da daha yukarılarda olmasını istiyorlarsa, en başta kendi içyapılarında demokrasiyi geliştirmelidirler.

Bunu uygulamanın iki yolu var.

Birincisi, il şubelerinde yapılan seçimlerin delegelik yöntemiyle değil, o şubeye üye bütün üyelerin katılımıyla yapılması. Bu yöntem, seçim sürecinde adayların bütün üyelere ulaşmasını, üyelerin de dolaysız bir şekilde seçim sürecine katılmasını sağlar.

İkincisi, sendika genel kurullarının “çoğunluk” yöntemiyle değil, “nispi temsil” yöntemiyle yapılması. Bu yöntemle de, genel kurulda yönetime aday olan her liste, gücü oranında yönetimde temsil edilir.

Bu iki çözüm önerisi üyelerin, eğitim sendikalarına yabancılaşmasını engelleyeceği gibi, demokratik süreçlere her aşamada katılan ve yönetimlerde temsil edildiğini bilen üyelerin, sendikalarına, sendikalarının eylem ve etkinliklerine daha fazla katılmalarını, daha fazla sahip çıkmalarını sağlar.

Bu sürecin sağlıklı işlemesi, sendikaların içyapılarının demokratikleşmesine ve dolayısıyla da toplumun demokratikleşmesine en büyük katkıyı yapar.

Abdullah DAMAR / Eğitimci-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.