İş Güvencesi Kaybediliyor mu?

Bugünlerde en sık duyacağınız konuların başında “iş güvencesi” gelecek. İş güvencesi genelde duyduğumuz fakat sıkıntısını somut olarak yaşamadığımız sürece çok da dikkate almadığımız bir konu.

Somut bir örnek vermek gerekirse; sendikal eyleme katıldığı için daha eylem bitmeden personeline sarı zarfı hazırlayan idarecinin, idarecilikle ilgili hakları gasp edildiğinde “nerede bu sendikalar?” diye haykırması gibi bir durum bahsettiğimiz :)

Yani sıkıntı yaşamadığımız sürece yok saydığımız bir şey bu iş güvencesi…

TBMM Genel Kurulu`nda “İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” görüşmeleri yapılmakta.

“Can alıcı”, tepki toplayacak değişiklikler son yıllarda Torba Yasa adı verilen, içinde ne ararsanız bulabileceğiniz bir değişiklikler bütünü şeklinde görüşülmekte.

Torba yasaların içerisinde vergi aflarından, trafik cezalarına, iş yaşamıyla ilgili değişikliklerden akla gelemeyecek daha bir çok değişikliği görmek mümkün olmakta. Bu sayede kamuoyunun dikkati farklı konulara çekilip bir taşla birden çok kuş vurmak mümkün olmakta.

BEKLENTİLER KARŞILANMADI

Hükümetin 30 Mayıs`ta 60 madde olarak Meclis`e sunulan torba yasa tasarısı alt komisyonda 106 maddeye çıkarıldı. Torba yasanın önceliği her ne kadar Soma işçilerinin durumu, taşeron belası gibi konular gibi görünse de beklentiler karşılanmadığı gibi yasa iş güvencesini tehdit eder bir noktaya geldi.

DETAYA GİRMEDEN…

Yasa ile -detaya girmeden- hayata geçirilmek istenen bazı değişiklere bakmak gerekirse;

* İdari bir işlem sonucu mevcut görevinden alınan kamu görevlisi, boş kadro yok denilerek, mahkeme kararıyla bile eski görevine dönemeyecek.

* Kamu görevlisi atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak mahkemeye başvurursa ve davayı kazanırsa mahkeme kararları hemen uygulanmak yerine iki yıl bekletilebilecek.

* Yürütmeyi durdurma kararlarının çıkmasında genellikle aile bütünlüğü, çocukların eğitimleri, bakmakla yükümlü olunan kişilerin durumları gibi şeyler etkili olmakta. Yapılmak istenen değişikliklerden sonra belirtilen durumlar “telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurmaz” şeklinde değerlendirilecek.

Dolayısıyla bu tür davalarda yürütmenin durdurulması kararı da verilemeyecek.

Örnek vermek gerekirse; bir kamu görevlisi ihtiyaç ya da soruşturma gereği farklı bir yere atandığında yine dava açabilecek fakat eskiden “telafisi güç ve imkânsız zararlar” doğuracağı gözönüne alınarak kısa sürede sonuçlanan dava ve işlemler artık “telafisi güç ve imkânsız zararlar” doğurmayacağı için iki yıl sürebilecek.

* İki yıl sürebilecek davanın sonunda lehte bir karar çıksa bile, idare kararın uygulanması için iki yıl daha bekleyebilecek.

* İki yıl ya da daha fazla bekleme ile çalışana olumsuzluk yaşatan kamu görevlileri aleyhine soruşturma başlatılamayacak, dava da açılamayacak.

PEKİ, AMAÇ NE?kovulursun

Mevcut yasal durum da kamu görevlisinin idare tarafından görev yeri değişikliği yapılmasına imkan sağlamakta. Fakat bu tarz değişikliklerde kamu görevlisi çoğu zaman yargı kararlarıyla keyfiyetin önüne geçebilmekte, yürütmeyi durdurabilmekteydi.

Yapılmak istenen değişikliklerle mevcut hükümetler artık siyasi olarak cezalandırmak istediği memur hakkında kolaylıkla ve hukuksuz bir biçimde görevden alma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleri yapabilecek.

İdarenin bu işlemleri eskiden olduğu gibi “telafisi güç veya imkansız zararlar doğurmuş” sayılmayacak ve bunlar hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermek imkansız hale gelecek.

Hükümetin bu kararlarıyla ilgili olarak açılacak davalarda verilen yargı kararları iki yıl süreyle uygulanmayacak.

Memur idari yargıdan yürütmeyi durdurma ve iptal kararı alsa bile işe yaramayacak çünkü iki yıl sonra memur aynı kadrosuna dönemeyecek.

İki yıl sonra bile yargı kararları uygulanmazsa yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlileri ceza soruşturma ve kovuşturmasından muaf tutulacak.

Yapılmak istenen değişikliklerle Türkiye adım adım “Hükümet memurluğu” modeline doğru ilerleyecek.

BUNUNLA KALACAK MI?

Elbette konu bugünkü gündemiyle kalmayacaktır. Yakın zamanda iş güvencesinin tüm kazanımları birer birer yok olacak, özelleştirme ve taşeronlaştırma ile iş güvencesi ortadan kaldırılacaktır.

Eğer çalışanlar bugünden tehlikeleri görüp önlemini almazsa, yakın zamanda kamu çalışanı – “memuriyet” kavramı da ortadan kalkacak ve tüm çalışanlar, görüşüne göre “değerlendirilen” güvencesiz birer geçici işçi haline gelecektir.

OLMAZ DİYORSANIZ…

Eğitim özelleşmez diyorsanız özel okullara, dershanelere, dershanelerden dönüşen özel okullara bakınız…

Taşeronlaşma olmaz diyorsanız ücretli öğretmenlere, okullarda çalıştırılan özel güvenlik elemanlarına, temizlik görevlilerine bakınız…

Memuriyet siyasi görüşe göre şekillenmez diyorsanız bugünlerin günceli idareci atamalarına bakınız…

Bakacak o kadar çok şey var ki, yeter ki siz görmeyi isteyin. *Kaynak: eğitim sen

 

Mehmet KATRANCIOĞLU / Eğitimci-Editör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.