» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Kesintisiz Zorunlu Eğitim ve Finlandiya

A+  A- Kesintisiz Zorunlu Eğitim ve Finlandiya

Zekai EKŞİ – Çoğumuz zamandan şikayet ederiz. Hele , biraz yaşı ilerlemişler, bizim zamanımızda diye başlarlar söze. Oysa anlamsızdır o sözler. Aslolan hayıflanmak değil içinde bulunduğun zamanı en iyi şekilde değerlendirmektir.

Ülkemiz insanlarının hepsinde olması gereken özelliklerden bir tanesidir bu. Bunu da nasıl sağlayacağız? Elbette çocuklarımızı eğiterek. Geçmişin insanlarından ileride, çağın gereklerine uygun özellikleri, nitelikleri, becerileri edinmiş insanlar olarak yetiştirmek eğitimin temel amacı olmalıdır. Eğer eğitimin içeriğini, yönünü çağa göre düzenlemezseniz o zaman içinde yaşadığınız toplum, diğer toplumların gerisinde kalmaya mahkum hale gelecektir. Ne yazık ki tarihimiz bize bunu çok acı bir şekilde öğretmiştir.

Çevremdeki bir takım insanlardan duyuyorum ya da dergilerde -en çok da Eğitim Bir Sen’in Eğitime Bakış dergisinde- gazetelerde okuyorum. Bu dergide eğer mesleki yönlendirmeyi beşinci sınıftan sonra yapsaydık çok daha iyi olurdu. Zaten sekiz yıl boyunca aynı şeyleri okuyorlar.(1) Hem PISA* sınavlarına göre de başarısız oluyoruz.(2)Bu başarısız öğrencileri (çocukları) okulda eğiteceğiz diye zorlamaya gerek yok. Başarılı – başarısız bir arada okuyor. Bu yüzden okullarda iyi öğrenim göremeyip dershanelere gidiyorlar. Başarısızlar, gitsin bir ustaya çırak olsun. Kısa yoldan hayata atılsın… Kulağa hoş akla yatkın sözler gibi geliyor değil mi? Ama kazın ayağı öyle değil.

Anlatmaya başlayalım. Sekiz yıl boyunca çocuklara aynı şeyleri öğretiyoruz. Ben neyse de Hüseyin ÇELİK(3) buna ne der acaba? Biliyorsunuz, tüm derslerin müfredatları buna bağlı olarak öğretim sistemi, felsefesi Hüseyin ÇELİK tarafından değiştirildi. Kendisi aylarca bu değişikliklerin çocuklarımıza öğrenmeyi öğreteceğini, öğrenmenin daha zevkli hale geleceğini, içeriğinin de sınıf düzeylerine göre farklı içeriklerle ve zeka türlerine göre düzenlendiğini anlattı durdu. Muhtemelen de bunları yaparken şimdi aynı şeyleri öğreniyorlar zaten, diyen hocaların benzerlerinden yararlanmıştır.

Gerçekten de eğitimin her yılında öğrencilerimiz farklı içeriklerle karşılaşmaktadırlar. Yani her yıl aynı şeyleri öğrenmiyorlar. Bunu Türkçe dersiyle de örneklendirebiliriz. Bu dersin temel amacı olan, öğrencinin anlama, anlatım gücünü geliştirme birinci kademede yani ilk beş yılda ağırlıklı olarak verilirken, ikinci kademede yani 6., 7., ve 8. Sınıflarda dil kuralları, edebi tür bilgisi ve uygulamaları ağırlık kazanmıştır. Bu tür düzenlemeler hemen hemen her ders için yapılmış ve böylece birinci kademe öğrencilerinin yükü de hafifletilmiştir.

Başarısızlık, eğitim sistemimizin temel sorunu. Bakın o kadar çabaya rağmen İngilizce öğretemiyoruz. Suçu öğretmenlere atıp çareyi ithal öğretmende buluyoruz. Peki matematik öğretebiliyor muyuz? Ona da hayır dediğinizi duyar gibi oluyorum. Salt başarısızlıklar mıdır bizi dershanelere yönlendiren yoksa sınav mantığı mıdır? Ne kadar öğretimi iyi yaparsan yap elemenin esas olduğu bir sistemle karşı karşıyayız. Okullardaki eğitimin içeriğini ve yöntemini bu sınav sistemine göre düzenlemezsen elbette orada bir boşluk oluşacak ve bu boşluğu da dershaneler dolduracaktır. SBS çıkınca ne oldu her tarafta mantar biter gibi dershane açılmadı mı? Çünkü dershaneye gitme çağı beşinci hatta dördüncü sınıfa kadar inmişti.

Unutmayalım ki her eğitim programı eğitilene birtakım davranışları kazandırma üzerine kurulur. Sınavları da, yani ölçmeyi de bu kazanımlar doğrultusunda yaparsınız. Eğitilen de o kazanımları edinme çabasına girer. Sınava girersiniz. Aldığınız sonuca göre kendinizi başarılı ya da başarısız sayarsınız. Oysa OECD’nin yaptığı PISA sınavına giren ilk öğrencilerimiz, aslında soruları gördüklerinde şaşırmışlardı. Çünkü soru tarzı, düzenlenişi bizim öğrencilerimizin bildiği sorulara benzemiyordu. Hani deriz ya soruyu anlamak cevabın yarısını yapmak demektir. Çocuklarımız o dönemde soruları bile anlamamışlardı. Haliyle bir başarısızlık durumu ortaya çıkmıştı. Bunu görenler eğitim sistemimizi PISA’nın ölçtüklerine uygun hale getirmek için 2005 – 2006 öğretim yılından itibaren kademeli olarak müfredat ve ölçme araçlarında değişikliklere gittiler. Son sınav 2009’da yapıldı. Eğitimi bir süreç olarak görürsek öğrencilerimizin puanlarında bir yükselme sağladığını, her dalda puanlarını artırdıklarını ve sıralamada ilerleme kaydettiklerini söyleyebiliriz.(4)

Bunu sağlayan en önemli etkenler de ilköğretimin kesintisiz zorunlu sekiz yıla çıkarılması, okullaşma oranının yükselmesi hatta kız öğrencilerinin okullaşma oranının artması ve müfredat değişiklikleridir.(5)

Bu başarıyı daha da artırmanın yolu kesintisiz zorunlu eğitime dokunmadan çocuklarımızın daha iyi koşullarda eğitim almasını sağlayacak fiziki ortamları oluşturmaktan, bölgesel eşitsizlikleri ortadan kaldıracak uygulamalar yapmaktan, öğretmen yetiştirmede ve öğretmenlere daha iyi olanaklar sağlamaktan geçmektedir.

Unutmadan söyleyeyim; PISA’da en başarılı ülke Finlandiya’dır. Bu nedenle bu ülkenin eğitim sistemini incelemek üzere üniversitelerimizden bu ülkeye heyetler gönderilmiştir. Bizce bu heyetlerin en çarpıcı tespiti de “Finlandiya’daki okullarda öğrenciler zorunlu temel eğitim süresince yani yedi yaşından 15-16 yaşına kadar belli bir program altında aynı eğitimi almaktadırlar.”(5) olmuştur.

Yararlanılan Kaynaklar:
*PISA, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, OECD tarafından üç yılda bir yapılan sınavdır. En son 2009’da yapılmıştır. Bu sınava 33’ü OECD üyesi 65 ülke katılmıştır. Türkiye ilk olarak 2003’te bu sınava katılmış. Sonuçlardaki başarısızlıktan dolayı müfredat değişikliğine gidilmiş ve yapılandırmacı sisteme geçilmiştir. Zamanın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK PISA’da Türkiye’nin son sıralarda yer almasını beklendik bir durum olarak değerlendirmiş, “Müfredatımız 1967 model bir müfredattır. Bu uluslararası otobanlarda rakiplerimizle 67 model bir arabayla yarışmaya benziyor” diyerek adeta eskiyen arabamıza işaret etmiş ve bu sonuçlarla birlikte “müfredat değişikliğinin haklı bir zemine oturduğunu” ifade etmişti.

1. Yakup YILDIZ, Kesintisiz Eğitimin Yansımaları , Eğitime Bakış, Eğitim Bir Sen,Sayı 21, Sayfa 71.
“Farklı kabiliyetlerdeki öğrencilerimiz tek düze ve aynı eğitimi sekiz yıl almak zorunda bırakmıştır.”
2. Doç. Dr. Fatih Töremen, Kesintiye Uğrayan Eğitim sürecimiz Üzerine, Eğitime Bakış, Eğitim Bir Sen,Sayı 21, Sayfa 23. “Çalışmamızda da ortaya çıktığı gibi akademik başarıyı ölçen PISA sonuçlarında en başarılı ülkelerin hiçbirisi zorunlu kesintisiz uygulamasına taraftar değildir. Yalnızca geri kalmış ülkelerde bu uygulamanın devam ettiği görülmektedir.”
3. Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK, Ak Parti MYK üyesi olan Çelik, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ak Parti Sözcüsü’dür.
14 Mart 2003 – 1 Mayıs 2009 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapmış ve müfredat programlarını ve öğretim sistemlerini değiştirmiştir.
4. Araştırmacı Bengisu Özenç, Araştırmacı Selin Arslanhan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, PISA 2009 Sonuçlarına İlişkin Bir Değerlendirme Aralık2010) www.tepav.org.tr
“PISA 2009 sonuçlarında, 2003 yılına göre Türkiye’nin gerek sıralamada gerekse ortalama okuma yeterliliği, matematik ve fen bilimleri puanında yükseldiği görülmektedir. 2003 yılında ortalama matematik puanı 423 iken, 2009 yılında 445 olmuştur. Benzer şekilde ortalama fen bilimleri puanı 2003’te 434 iken, 2009’da 454 puana yükselmiştir. Okuma yeterliliğinde ise 2003 – 2009 yılları arasında 441 puandan 464 puana yükseldiği izlenmektedir.”
5. Araştırmacı Bengisu Özenç, Araştırmacı Selin Arslanhan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı, PISA 2009 Sonuçlarına İlişkin Bir Değerlendirme Aralık2010)www.tepav.org.tr
“2000 yılında yüzde 90 olan ilköğretimde okullaşma oranı 2008 yılında yüzde 95’e ulaşırken, yüzde 62 olan ortaöğretim okullaşma oranı yüzde 74’e yükselmiştir. Okullaşma oranının arttırılmasına yönelik uygulanan politikalar dışında okullardaki derslik sayısı arttırılarak derslik başına düşen öğrenci sayısının azalması sağlanmıştır. Ayrıca örgün ve yaygın eğitimde yer alan müfredat programları, 2005-2009 yılları arasında kademeli olarak değiştirilmiş, yeniden hazırlanarak uygulamaya konmuştur. Bu kapsamda birçok dersin öğretim programı yenilenmiştir.”
6. Yrd. Doç.Dr. Ali ERASLAN, Finlandiya’nın PISA’ daki Başarısının Nedenleri: Türkiye için Alınacak Dersler“Finlandiya’daki okullarda öğrenciler zorunlu temel eğitim süresince yani yedi yaşından 15-16 yaşına kadar belli bir program altında aynı eğitimi almaktadırlar.”
Doç. Dr. Fatih Töremen, Kesintiye Uğrayan Eğitim sürecimiz Üzerine, Eğitime Bakış, Eğitim Bir Sen,Sayı 21, Sayfa 22.
“Finlandiya’da 16 yaşına kadar eğitim zorunludur. Tüm çocukların dokuz yıl süresince kapsamlı okul eğitimine katılması gerekir. Bu eğitimin ardından … mesleki okuldan, lise eğitimine kadar çeşitli eğitim hizmetleri sunulur.”

Bu haber Eğitimsel, GÜNCEL, SERBEST KÜRSÜ kategorisi altında 15 Aralık 2011 tarihinde eklenmiştir. "Kesintisiz Zorunlu Eğitim ve Finlandiya" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. TarlaciSultan

    Zorunlu eğitim sistemi baştan, geleceğe uyumlu yapılmalı. Yarım gün okul, yarım gün oyun. Daha az eğitim, daha çok… https://t.co/q3txiMp96P

  1. Vatan_Partisi

    Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Tülin Oygür: Millî hükümet programı sayesinde yaygın meslek eğitim sistemi kurul… https://t.co/Umw3Nrfn3g

  1. MevlutTekec

    #Anket sizce 12 yıllık zorunlu eğitim kaldırılsın mı?

  1. hizliveemekli

    RT @NefiAbdullah: Sadece Samsun'da 1000 civarında norm fazlası öğretmen var. Öğretmene 50 yaş emeklilik 55 yaş zorunlu emeklilik getirilmel…

  1. eqe_kizi_RT

    RT @3_hanedann: İşte Türk milleti 😎 Ne milletiz ama zorunlu eğitim diye buna deniyo demekkine 🔫 https://t.co/EekCr8q1aM

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
4