KESK’ten İmza Kampanyası

KESK’ten Tüm Sözleşmelilerin Kadroya Alınması İçin İmza Kampanyası: “Çaycuma’da Hedef 10 Bin İmza”

KESK tarafından ülke genelinde, “Güvenceli İş, Güvenceli Gelecek” şiarıyla 30 Mart – 10 Mayıs 2011 tarihleri arasında sürecek bir imza kampanyası başlatıldı. Toplanan imzalar 10 Mayıs tarihinden sonra kargo ile Başbakanlığa gönderilecek.

Güvencesiz çalışmanın ortadan kaldırılması, 4/B, 4/C, 50/D, 4924 statüsünde çalışan tüm sözleşmelilerin kadroya alınması, taşeron işçilerinin “ana işveren olan kurum” kadrolarına alınması, insan onuruna yakışır iş ve çalışma şartları için başlatılan kampanyanın Çaycuma ayağı, KESK Çaycuma Bileşenleri tarafından Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği binasında yapılan basın toplantısıyla Çaycuma kamuoyuna açıklandı.

KESK Çaycuma Bileşenleri adına açıklama yapan BES Çaycuma Temsilcisi Hüsnü Verim, işyerleri başta olmak üzere, stantlar açarak kampanyayı Çaycuma genelinde yaygınlaştıracaklarını belirterek, 10 Mayıs’a kadar 10 bin imza toplamayı hedeflediklerini belirtti. Verim, AKP Hükümetinin, bir yandan yandaş örgütler aracılığıyla emekçilerin hak mücadelesini pasifize etmek istediğini bir yandan da örgütlenme alanlarını dağıtacak yasal düzenlemeleri hayata geçirdiğine dikkat çekerek; “Torba yasada kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler bu politikaların artacağını göstermektedir. Yine sağlık alanındaki taşeronlaştırma, sağlık emekçilerinin kölelik koşullarına mahkûm edilmesi, sağlığın paralı hale getirilmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin ortadan kaldırılarak salgın hastalıklara davetiye çıkarılması gibi uygulamalar AKP’nin ekonomik politikalarının yarattığı yıkımı gözler önüne sermektedir” dedi.

‘AKP’ye süper yetki’ kararnamesine tepki

Hükümetin bazı konularda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yetkisini içeren yasa tasarısını TBMM’ye sunduğunu hatırlatan Hüsnü Verim, Meclise sunulan ve KHK yetkisi içeren tasarının, kamu yönetiminin temel esaslarını ve kamu personelinin çalışma koşullarını tamamen alt üst edecek düzenlemeler içerdiğini belirtti. ”Tasarıda hükümetin KHK ile değişiklik yapabileceği yasaların çok geniş bir alanda olduğu görülmektedir. AKP’nin bu hamlesinin gerçekleşmesi halinde, 12 Haziran seçimlerinden daha güçlü çıkmak için gerekli ortamı sağlamak ve özellikle KHK yetkisi ile kendi siyasal-ideolojik çizgisinde olan kişileri kamu yönetiminde kilit mevkilere getirme telaşındadır” diyen Verim, bu kapsamda kamu emekçilerinin atanma, nakil, görevlendirme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme gibi konularla ilgili olarak da 7 yasada değişiklik yapma yetkisinin istendiğine dikkat çekti. Verim; ”KESK olarak, bugüne kadar emekçilerin haklarını hedefine koyan her türlü düzenlemeye karşı durmayı nasıl görev bildiysek, hükümetin niyetini açıkça gösteren bu girişimin yanı sıra emekçilerin haklarına yönelik tüm saldırılara karşı da örgütlü gücümüzü harekete geçireceğiz” dedi.

Başbakanlığa gönderilecek olan imza metninde ise şu ifadeler yer allıyor:

BAŞBAKANLIK MAKAMINA

GÜVENCELİ İŞ, GÜVENCELİ GELECEK İSTİYORUZ!

Bugün güvence gibi sunulan, iş ve çalışma hakkı elimizden alınmak istenmektedir. Çalışma yaşamı giderek parçalanmakta, istihdam politikası bu parçalanmışlık üzerinden şekillenmektedir. Başta sağlık, eğitim, büro, alt yapı, iletişim hizmetleri olmak üzere tüm kamu kurumlarında çalışan emekçiler sözleşmeli, taşeron, 4/A, 4/B, 4/C, 50/D, ücretli, kapsam içi, kapsam dışı v.b. statülere bölünmüştür.

Güvencesiz çalıştırma, farklı biçimlerle kamu hizmetleri bakımından temel çalışma biçimi haline getirilmek istenmektedir. Bu anlayış; vatandaşın nitelikli kamu hizmeti alma hakkını engellediği gibi emekçiler açısından da geleceksizliği ve güvencesizliği dayatmaktadır. Aynı ya da benzer işi yapan emekçilerin ücretleri ve sosyal hakları arasında farklılıklar oluşturarak, daha az ücret dayatılmakta, emekçiler birbirleriyle rekabete zorlanmaktadırlar.

Güvencesiz çalışma: Düşük ücret dayatmasıdır; Fazla mesai ücreti almadan günde 10–12 saat çalışmadır; Hizmetlerin kar amacına göre verilmesidir; Çalışma yaşamının, “beğenmiyorsan git” denilerek güvencesizleştirilmesidir; Sendikal örgütlenme ve dayanışmanın yok edilmesidir; Performans uygulamasıyla; kamu kurumlarının şirket, çalışanların köle, vatandaşın müşteri haline getirilmesi, ücret ve iş güvencesinin ortadan kaldırılmasıdır.

Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesi başlığı altında düzenlenen 10. maddesinin dördüncü fıkrasında; “… Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmektedir.

Bu nedenle aynı şartlarda çalışılmasına rağmen aynı özlük haklardan faydalanamamak, Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle, hakkaniyetle ve adaletle bağdaşmamaktadır.

Yukarıda belirtilen haklı gerekçelerle;

4/B, 4/C, 50/D, 4924 statüsünde çalışan tüm sözleşmeliler kadroya geçirilmelidir. 4/C’li çalışanların diğer çalışanlar gibi aile yardımı alması sağlanmalı, fazla mesai ücretleri ödenmeli, izin hakları kullandırılmalıdır. Üniversiteler, piyasa endeksli sistemde bilim üretemez. 50/D’li araştırma görevlileri, akademik yaşamlarının devamlılığı ve akademik verimlilik sağlayabilmeleri için iş güvencesine kavuşturulmalıdır. Taşeron çalışanlar “ana işveren” olan kurum personeli kadrosuna alınmalıdır. Aynı işi yapan emekçilerin eşit mali ve sosyal haklardan yararlanması sağlanmalıdır. Bütün bu taleplerimizin anayasa ve uluslar arası sözleşmelerde yer alan hükümler doğrultusunda yasal düzenlemeye kavuşturulmasını talep ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.