» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Laiklikten ve Laik Eğitimden Ne Anlamalıyız?

A+  A- Laiklikten ve Laik Eğitimden Ne Anlamalıyız?

Dr. Erkan AYDOĞANOĞLU – Uygarlık tarihi boyunca çeşitli dönemlerde çeşitli düşünce biçimleri toplumsal yaşamı belirlemiştir. Eski toplumlarda “gelenekler” ve “ruhban sınıflar”, Ortaçağ’da “din ve din adamları” toplumsal yaşam kurallarının, devlet ve çeşitli kurumların işleyişinde belirleyici olmuştur. Eski çağlarda toplumsal sorunları çözücü kurumların başında çeşitli dini kurum ve topluluklar gelmiş, o dönemin aydınları da bu kurumların içinden çıkmıştır.

İlkçağlardan günümüze kadar dinin devlet işleriyle olan ilişkisi temel tartışma konularının başında gelmektedir. Eski Mısır’da ve Sümerlerde Rahipler, Roma döneminde din adamları, Hıristiyan dünyasında Papa, Osmanlı İmparatorluğunda Halife olan Padişah, din işlerinin devlet işleriyle birlikte hareket etmesinin somut durumları olarak görülmüştür.

Toplumlar, bir arada yaşamak isteğinde olan ve böyle yaşadıkları sürece gelişen ve geleceğe güvenle bakarak kalkınabilen insan toplulukları olarak bilinir. Din esasına dayalı devletlerde, egemen inanç ya da mezhep dışındaki kişiler egemen olandan “farklı” olmalarının sonucu olarak, kimi zaman fiili, kimi zaman psikolojik olarak, sürekli baskı altında tutulmuşlardır.

Laiklik anlayışı, Avrupa’da Aydınlanma Çağı’ndan önce yıllarca süren din ve mezhep savaşları sonrasında ortaya çıkmıştır. Ortaçağ’da Kilise’nin her şeyi kendi otoritesi altında tutmuştur. Günlük işlerden bilimsel çalışmalara, ekonomiden felsefeye kadar hemen her şeyin kilisenin buyruğu altında olması ve bunu topluma yönelik bir baskı biçimde hayata geçirmesi çeşitli tepkilere neden olmuştur. Batıda laikliğin kültürel olarak ortaya çıkışı, kilisenin baskısına karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Laik kelimesinin bir hukuk ve siyaset terimi olarak ön plana çıkması ise 1789 Fransız Devrimi’nden sonra olmuştur.

Laikleşme, tarihsel ve toplumsal bir süreç olarak yaşanmıştır. Modern toplumda bireyin yaşamının çeşitli alanlarının din tarafından yönlendirilmesinin sona ermesi anlamına gelir. Bu süreç, ekonomik, sosyal, kültürel ve politik düzenin dinsel kurumlardan bağımsızlığını, dinsel inanç açısından bilimin özgürlüğünü ve din otoritelerinden kopuşunu içerir.

İnsan aklının laiklik sayesinde dogmatizmden kurtulmasından sonra bilimlerde büyük bir gelişme yaşanmıştır. Dogmatik değerlerin belirlediği toplumların tutucu olması ve bilimsel ilerleme karşısında statükoyu savunması kaçınılmazdır. Böylesi bir yaklaşımın herkesin, “birilerinin” yaşadığı gibi yaşamasını ve düşündüğü gibi düşünmesini istemesi ve bunu dayatması kaçınılmazdır.

Eleştirel düşünceye göre de tek doğru değil, doğrular vardır. Eleştirel düşünce, her tür saplantıdan, bağımlılıktan arınmış düşünceyi ifade eder. Bu nedenle, “tek doğru vardır” diyen her türlü zorlamacı, dayatmacı görüşe kuşkuyla yaklaşmaktadır. Bugünün gelişmiş ülkeleri bu yoldan giderek bilimi ve felsefeyi geliştirebilmiş, aydınlanmanın kapılarını açmıştır.

Tarih boyunca olduğu gibi dinlerin, mezheplerin, devletin alanına girerek, şu ya da bu biçimde devletin imkanlarını kullanarak devleti bir dinin ya da inancın destekçisi durumuna getirmek gibi istekleri sürekli olmuştur. Laik devlet, bunu önlemekle ve dinlerin devletin, siyasetin alanına girmesini önleyen tedbirleri almakla yükümlüdür.

Laikliğin tanımı

Laisizm, bilimsel bir kavramdır ve herkes için geçerli kriterleri vardır. Ülkeden ülkeye laisizm yerleşmesi tarihsel ve sosyolojik açıdan farklılıklar gösterse de hepsinde ortak özellik, “devlet ve din alanının ayrılması”dır. Dinin devlete, devletin de din alanına müdahale etmemesidir. Laik bir ülkede laiklik, din ve devletin alanlarının tümüyle ayrılmasını, din ve vicdan özgürlüğünün inanan ve inanmayan herkes için geçerli olmasını ifade eder. Dolayısıyla laik bir ülkede devlet, bütün dinler ve inançlar karşısında eşit mesafede olmak zorundadır.

Laiklik; dinsel etkinliklerin, devlet, fikir ve ekonomik yaşamdan ayrı olarak ele alınmasını, devletin dinsel esaslara ve güce dayanmamasını, gücünü doğrudan doğruya halktan almasını öngören bir kavramdır. Laik bir devlet, bireylerin bir dine sahip olma ya da dini ihtiyaçlarını tatmin etmedeki tavır, davranış ve eylemlerinde mutlak anlamda özgür olduğunu kabul etmek zorundadır. Devlet, dini kurallara dayalı kanunlar çıkaramayacağı gibi, dindarların dini yaşantılarını olumsuz yönde sınırlandırıcı ya da bir kısmını olumlu yönde “teşvik edici” ilke ve uygulamalar yapamaz.

Laik bir devlet, Türkiye’de olduğu gibi “Sünniliğin, Aleviliğin ya da başka dinlerin nasıl kuralları, nasıl ibadetleri vardır; bunları nerede nasıl gerçekleştirmelidir” gibi konulara karışmamalıdır. Laik devlet sadece din ve mezheplerin birilerine karşı egemenlik kurması ve birinin diğerini baskı altına alma girişimlerini önleyecek tedbirleri alır.

Türkiye’deki laiklik anlayışı; devletin din alanına müdahalesiyle (devletin dini kurumsal olarak örgütlediği) başlayıp, dinin devlete müdahalesi ve devletin görevlerinin içine dini ilkelerin sızması nedeniyle, devlet işlerinde fiiliyatta dini değerler hep ön planda olmuştur. Cami yaptıran, imam yetiştiren, onlara maaş bağlayarak tarif edilen dini uygulamaya çalışan bir devletin, gerçek anlamıyla laiklikle bir ilgisinin olması mümkün değildir. Laiklik tartışmalarının merkezinde türban, imam hatipler gibi sorunların olması, dinin devletin alanına müdahalesinin çok ileri noktalara ulaşmış olmasının bir sonucudur.

Diyanet İşleri Başkanlığı diye bir kurumun olduğu, bu kurumun yüz binden fazla görevlisinin maaşının devlet tarafından verildiği, din görevlilerinin devlet tarafından yetiştirildiği, camilerde verilen vaazlar ve okunacak hutbelerde ne denileceğinin bile bizzat devlet tarafından sınırlarının belirlendiği bir ülkede ne inanç özgürlüğünden ne de laiklikten söz etmek elbette mümkün değildir. Aynı nedenle; devletin tanımladığı Sünni İslam dışındaki bütün İslam yorumlarının, mezhep ve inanç gruplarının yıllardır yok sayılıp görmezden gelinmesi, bütün inançların özgürce yaşaması, kendi ibadetlerini hiçbir sınırlama olmadan özgürce yapabilmeleri anlamında Türkiye’de din ve inanç özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir.

Dinin kendi içindeki anlayış farklılıkları da zaman içinde kaçınılmaz olmuş; ayrımlar, farklı din ve mezhepler, doğrudan insan ihtiyaçları ile dinin ilk ilkelerinin eskiyip çatışmasından doğmuştur. Bu yüzden de din ve mezheplerin kendi içinde tartışması, elbette teolojik ve sosyolojik bakımdan en azından eski çağlarda bir öneme sahip olmuştur.

Laiklik; din ve mezhep bahanesiyle yığınların, halkların, ulusların birbiriyle çatışmalarına son vermek için ortaya çıkan bir tutumdur. Eğer insanlar, inanç grupları birbirlerinin inançlarına karışmazsa; din savaşları, mezhep çatışmaları da ortadan kalkacaktır. Böylece din alanı, egemenlerin müdahale ettiği, halkın farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtıp, bir bölümünü yedekleyebildiği bir alan olmaktan çıkacaktır.

Laiklik sayesinde devletin alanı da dinin ve din adamlarının alanı olmaktan önemli ölçüde kurtulacaktır. Bu, aynı zamanda laikliği eğitim, bilim, sanat ve kültür alanında din ve onun ilkelerinin baskısından koruyan bir kalkan rolü görerek, demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesinin zeminini genişletecektir. Laikliğin demokratik bir toplumun vazgeçilmez ilkesi olmasının nedeni budur.

Laik eğitim nedir?

Öncelikle açıkça belirtmek gerekir ki, laik eğitim dinsizlik eğitimi değildir. Çünkü laiklik, doğrudan doğruya inançlara ve onların varlığına dayalı bir kavramdır. Bu nedenledir ki, laik eğitimin dinsizliğe, ateizme davetiye çıkaracağını savunanlar, toplumsal yaşamın tüm alanlarında dini kuralların egemen olmasını isteyen, farklı inanç ve düşüncelerin yaşamasına tahammül edemeyenlerdir.

Laik eğitim, dini karalamak değil, önemli toplumsal işlevleri olan dinin kötüye kullanılmasına, Türkiye’de sıkça gördüğümüz gibi bazı siyasal ve ekonomik çıkar grupları tarafından istismar edilmesine, kapitalist sistemde sömürünün meşrulaştırılması için kullanılmasına karşı önlemler üretmek açısından çok önemlidir.

Laiklik, din adına insanları korkutmak ve onları denetim altında tutmak için kullanılmasının engellenmesi açısından da önemlidir. Bu yönüyle laiklik, din ve inanç istismarcılarının aksine bütün din ve inançlara eşit mesafede ve saygılı olmayı ifade etmektedir. Laik eğitim, doğası gereği toplumda hoşgörü ortamı yaratmayı, din ve inanç farklılıkları üzerinden toplumu bölüp birbirine karşı kışkırtmayı değil, birleştirici olmayı ilke edinmiştir.

Laiklik, evrensel bir değerdir ve eğitim yoluyla aktarılır. Değer, bir sosyal grubun veya toplumun kendi varlık, işleyiş ve devamını sağlamak ve sürdürmek için, toplumun çoğunluğu tarafından doğru ve gerekli olduğu, toplumun ortak duygu, düşünce, amaç ve çıkarını yansıtan genelleştirilmiş temel ahlaki ilke veya inanışları ifade etmektedir.

Laik eğitim, dinsel inançların varlığı ve özgürlüğü için temel bir güvencedir. Laik olmanın temel ilkesi başkalarının inançlarına, düşüncelerine saygılı olmak, aklı ve bilimi rehber edinmek, hangi din ve inançtan olursa olsun her insanın değerli olduğunu bilmek ve buna saygı göstermektir. Nerede gerçek anlamıyla laik eğitim varsa, orada din ve vicdan özgürlüğü olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Kamusal eğitimin önemli bir parçası olan ve insanı merkeze alan laik eğitim anlayışı tüm insanların eşit, saygıdeğer, öğrenme ve gelişmeye açık olduğunu savunur.

Eğitim üzerinden konuya bakacak olursak, dinsel bir eğitim anlayışı insanları inanan ya da inanmayan, dindar ya da dinsiz olarak ayırarak, bir kısmını üstün ve değerli, diğerlerini ise değersiz kabul edebilmektedir. Bu şekilde toplumda giderek derinleşen sınıfsal ayrışmanın din üzerinden daha da derinleştirilmesi kaçınılmazdır.

Dinsel eğitim; olay, olgu ve nesneleri bilimin değil, dinin (ya da dini merkeze alanların) bakış açısıyla açıklamayı temel almaktadır. Örneğin, yağmurun oluşumunu, suyun belli bir aşamada yoğunlaşarak buharlaşması olayı olarak açıklamak yerine, Tanrı katında duası kabul olan insanların duaları sonucu olduğunu kabul etme ya da böylesi bir açıklamayı yeğleyici bir eğitim ya da bilimsel bir gerçeklik olarak evrimi “maymundan gelmek” olarak tanımlayıp, “hepimiz Âdem’den Havva’dan geldik” gibi ifadelerle açıklamaya çalışmak, dinsel eğitimin ne tür sonuçlar ortaya çıkarabileceğini görmek için yeterlidir.

YAZININ DEVAMI (2/2)  »»»

1 2

Bu haber Eğitimsel, GÜNCEL, MAKALELER kategorisi altında 5 Eylül 2013 tarihinde eklenmiştir. "Laiklikten ve Laik Eğitimden Ne Anlamalıyız?" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. BirGun_Gazetesi

    Osmanlı’da laiklik kavgası https://t.co/dkZufAxUkf Fatih Yaşlı yazdı https://t.co/aylF4I6Fk6

  1. abcgazete

    Bursa, laiklik forumunda buluşuyor https://t.co/KJZPd97P9f https://t.co/RygqBWeqWI

  1. Ubeydullah_Nkl

    RT @LegendByTheWay: AKP sayesinde Türkiye'de Laiklik zayıflamadı. Tam aksine olağanüstü güçlendi ve tam anlamıyla toplumun "raylarına" otur…

  1. Bilge61539844

    RT @birouezturkk: Laiklik Diye diye 90 Yıl anasını Ağlattınız Ülkenin.Halen Aynı Mavalı Okuyorsun @ATuncayOzkan ARTIK Millet Yemiyor Kurt…

  1. soulkitchensyd

    RT @religiousfrt: "Laiklik Nedir?" Sorusuna, En Basit: "Özgürce yemek yiyebilmektir" https://t.co/OjTkSHFG8p

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
10