MEB Ne Yapmak İstiyor?

Bakanlık artık bir işkence kurumu haline gelmiştir! MEB’in başında eğitimle ilgisi olmayanlar kişiler bulunduğu sürece öğretmenlerin durumu bugünden iyi olmayacaktır.

Öğretmenler mutsuz, aileler mutsuz…

Öğretmenler her sabah korkuyla uyanmakta, tüm günü, duyulacak yeni bir “kara haber” beklentisiyle tedirgin geçirmekte.

Mutsuz öğretmenlerle mutlu çocuklar yetiştirmek mümkün değildir. Kendi çocuğundan ayrı olan, kendi çocuğuna sevgi ve şefkat gösteremeyen öğretmen, “başkasının!” çocuğuna neyi ne kadar verebilir?

Bakanlık artık başlı başına bir “işkence” kurumu haline gelmiştir. Önce yıllarca atama çilesi çektirilen ve dershanelere köle edilen öğretmenler, atandıktan sonra da ailelerinden ayrılmakta, bir mahkum gibi cezalandırılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı, bir adım sonrasını planlamadığı uygulamalarını “modern, çocuk hakları, küresel, şeffaf, planlı, eğitim hakkı” gibi süslü kelimelerle renklendirip öğretmenlerin hayatını karartmaktadır.

OCAK AYINI BEKLİYORLARDI

Ailelerinden bir yıldır ayrı olan öğretmenler hasretle yeni özür grubu atamalarının yapılacağı Ocak ayını beklemekteydi. Fakat yapılan son düzenlemeye göre özür grubu atamalarının yazın ve yılda bir defa yapılacak olması öğretmenleri ve ailelerini mağdur etmektedir.

Anayasa “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” diyerek devlete, aile kurumuna önem vermesini ve ailelerin bir arada tutulması için gerekli çalışmayı yapmasını emretmektedir.

Bugün gelinen noktada yapılan düzenlemeler hem Anayasa’ya aykırıdır, hem de vicdan ve adaletten uzaktır.

MEB NEYİ PLANLAMAKTA?

MEB, artık bir devlet politikası haline gelen “önce eşeğini kaybettirir, sonra buldurur” politikasını yürütmektedir. Bakanlık önce hayal bile edilemeyecek uygulamaları gerçekleştirmek üzere harekete geçmekte, tepkilerin ardından ufak, göstermelik düzeltmelerle asıl niyetini hayata geçirmektedir. MEB muhtemelen şimdi de aynı taktikle hareket etmektedir.

MEB her uygulamasında, halkı öne sürmekte, çoğu zaman öğretmenle veliyi karşı karşıya getirmektedir. Bu durumun yüzlerce örneği vardır.

Hem kayıtta kesin kurallar koymakta, hem de “vatandaşı üzeni üzerim” demektedir. Hem vatandaştan zorunlu bağış almayın demekte, hem de okulları ödeneksiz bırakarak okulları yanlış işlere zorlamaktadır. TKY gibi uygulamalarla okulları birer ticarethaneye dönüştürmekte, diğer yandan “kalite, gelişim” iddialarıyla okulları velinin insafına terketmektedir. İKS gibi objektif olmayan uygulamalarla öğretmenleri yıpratmakta, öğretmenlik kariyerini velinin o anki keyfine teslim etmektedir.

Muhtemelen şimdi de ailesine, çocuklarına kavuşmak isteyen öğretmenlere “öğrencileri öğretmensiz bırakmaya kimsenin hakkı yok” diyerek yine öğretmenleri vatandaşla karşı karşıya getireceklerdir.

Bu durum düzelmediği sürece öğretmenler derslere ve öğrencilere odaklanamayacak, “çocuklarını görebilmek” adına sürekli rapor alacak, MEB‘in plansız uygulaması yüzünden öğrenciler asıl o zaman öğretmensiz kalacaktır.

Bilinmelidir ki karşılaşılacak böylesi durumların tek bir sorumlusu vardır, o da Milli Eğitim Bakanlığı‘ndan başkası değildir.

2 thoughts on “MEB Ne Yapmak İstiyor?

  1. Harran Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmaya hak kazandım. Şubat ayında özür durumundan tayin istemeyi planlarkan umutlarım yıkıldı. Lütfen benim gibi mağduriyet yaşayacak olan öğretmen arkadaşlarım bişeyler yapalım. Böyle olmamalı, kazanılmış haklarımızdan vaz mı geçelim? Lütfen siz site çalışanları sesimizi duyurmamızda bize yardım edin, gerçekten çok üzgünüm. Saygılar

  2. teşekkürler haberiniz için duygularımıza tercüman olmuşsunuz bu arada ben bu uygulama gerşekleşirse eşimden 3 yıl ayrı kalmış olacağım sabır diyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.