Mesele 24 Kasım Değil, Hala Anlamadın mı?

Bir çok öğretmen 24 Kasım Öğretmenler Günü‘nü neşe içerisinde kutlamıştır bugün.

Mutludur. Bugünlük de olsa değer verilendir, hatırlanandır, özel olandır…

Neden mi?

Çünkü; “Öğretmenlik en kutsal meslektir”, “Bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi oluruz”, “Üç kişinin eli öpülmelidir ki, biri de öğretmendir.”

Onlara göre öğretmen…

Hani yan gelip yatan, üç ay tatil yapan, okeye dördüncü olmak için okuldan koşarak uzaklaşan, para için bin takla atan, toplasan günde 2 saat çalışmayan, aldığı maaşı haketmeyen, maaşı diğer memurlara haksızlık olan, niteliksiz, başarısız, yetersiz, bilgisiz…

Aslında öğretmen…

Norm fazlası olduğu için okulundan sürgün edilen, ailesine kavuşmak için alan değiştirmek zorunda kalan, hastalığında ücreti adaletsizce kesilen, diğer kurumların işleri de üzerine yıkılan…

Sırf öğrencilerin geleceği kararmasın diye “benim de söyleyeceklerim var” diyen, dediği için darp edilen, sürülen, toplumda en sevilmeyen haline getirilen, sürekli mücadele edilen, sahipsiz bırakılan…

Sadece öğrencinin değil, yeri gelince ailesinin de derdiyle uğraşan, şiddete maruz kalan, idareci baskısı altında çalışan…

Fakat öğretmen…

Bile bile onu perişan edene tamah eden, verilen sözler tutulmamasına rağmen “buna da şükür” diyen, karmaşanın sahibiyiz demesine rağmen umarsızca destek veren, kendine edilen hakarete itaaten “haklı” diyen, işimi yapar, parama bakarım diye düşünen…

At iziyle it izini birbirine karıştıran, elmayla armutu toplamaya çalışan, bilimi bir kenara bırakan, hayatını kaderinin akışına teslim eden, tek görevinin “a,b,c” olduğunu düşünen…

24 Kasım’ın öğretmenlerin katili darbeciler tarafından bir “armağan” olduğunu bilmeyen, 24 Kasım’ın bir emir olduğunu düşünemeyen, her şeye rağmen iki güzel söze kanıp balık hafızasıyla teşekkür eden…

Artık gözünü aç öğretmen…

Gücünü gör öğretmen…

Hala da anlamıyorsan, öğretmenler gününü kutlamaya devam et öğretmen…

Mehmet Katrancıoğlu / Eğitimci-Editör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.