OKULLAR AÇILIRKEN SORUNLAR VE PARADİGMA GEREKSİNİMİ

Türkiye gibi nüfusunun önemli bir kısmı genç olan bir toplumun geleceği yakalaması için nitelikli eğitim çok önemli bulunuyor. İlköğretim içler açısı. Eğitim 8 yıla çıkarılmış olmasına rağmen halen istenilen düzeyde nitelik kazandırılamamıştır. SBS sınavı ve yaşananlar tam bir tradeji, her yıl 30-40 bin öğrenci sıfır alıyor.

Dünyada sayısı bilinmeyen türde bizde lise türü var. Ne işe yaradıkları ise meçhul. Meslek okulları hayata pratik iş yapacak ara eleman yetiştirmesi gerekirken tamamen üniversite sınavına girmeye yönelmiştir. Eğitimin amacı olan yaşama sevinci kazandırmak, düşünme yöntemi ve etrafta olup biteni analiz etme yeteneğinin kazandırılması için ders çeşitliliği yerine varsa yoksa üniversiteye hazırlanmak her şey olmuştur. Resim, müzik, el işi, beden eğitimi dersleri kâğıt üstünde ders, ancak sınavda soru gelmediği için öğrenci için angarya olarak kabul edilmektedir.

Eğitim sistemimizde öğretmen yetersizliğin oranla geçici öğretmenlik gibi artık hiçbir ülkede olmayan bir yapı ile eğitimin gerçekleştiği belki de tek ülke Türkiye. Bir tarafta on binlerce öğretmen adayı üniversiteli işsiz gezerken, yalnızca İstanbul’un öğretmen ihtiyacının 30 bin kişi olduğu, 100 bin ana okulu öğretmenine ihtiyaç duyulduğu bir tezat yaşanmaktadır.

Genel eğitim durumumuza baktığımızda, neden üniversiteye istenilen nitelikte öğrenci gelmiyor sorusunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Üniversite öğretim üyeleri olarak ilk ve ortaöğretim bizi çok ilgilendiriyor, çünkü lise eğitimini iyi bir şekilde tamamlamadan üniversiteye gelen öğrenciler gerçekten ciddi bir sorun haline geldi. Yıldan yıla daha zayıf öğrencilerin üniversiteye gelmesi ile derslerin işleyişi ve kalitesinin de düştüğünü söylemek zorundayız.

Diğer yandan üniversitelerin de çözüm olmadığını anlayan on binlerde öğrenci bu yıl bazı lisans programlarını tercih etmedi.

Eğitim Kalitesi Yetersiz
Eğitim kalitesinin yetersizliği artık en yetkili ağızlar tarafından konuşuluyor. Milyonlarca okuduğunu anlamayan, yabancı dil becerisi kazanmamış, kültürel yapısı zenginleşemeyen, matematik bilmediği için soyut düşüncenin gelişmediği, analiz sentez yapma düzeyi düşük olan, bütünsel düşünme yeteneği gelişmeyen öğrenci kitlesi ile karşı karşıyayız. Cumhuriyetin ilk yılarında çizilen eğitim hedefi maalesef son yıllarda sulandırılmış, eğitim birliği yerine sayısı belirsiz ihtiyaç dışı öğrenci alan lise türleri oluşmuştur. Bölgelerarası dengesiz altyapı ve nitelikli öğretmen dengesizliği eğitimi içinden çıkılamaz duruma getirmiştir. İlk ve ortaöğretim okullarında eğitim parası olanın iyi imkân bulduğu konumlar haline gelmiştir. Ailelerin gelir durumlarına göre özel ilk ve ortaöğretim kurumlarına yöneldikleri görülmüştür. Fen ve Anadolu Liseleri dışındaki devlet okulları ve liseleri artık neredeyse üniversiteye çok sınırlı sayıda öğrenci kazandırabilmektedirler.