» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

ORMAN YANGINLARI VE KEÇİLERİN ÖNEMİ

A+  A- ORMAN YANGINLARI VE KEÇİLERİN ÖNEMİ

ÇUKUROVA’DA KEÇİ VE EROZYON. SUÇLU KEÇİ Mİ? İNSAN MI?
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ (Çukurova Üniversitesi)

Erozyon Nedir?
Çocukluğumda keçi ve oğlak güderek büyüdüm. Hatta annemin sütü yetersiz olduğu için de keçi sütü ile büyütülmüşüm. Bilindiği gibi anne sütüne en yakın süt keçi sütüdür. Onun için keçilere karşı bir sempatim vardır.

Ancak keçi ile ormanların zayıflatılması ve erozyon arasında bir bağ kurulduğu için konu bilimsel olarak ilgimi çekmektedir. Onun için konunun açıklığa kavuşması için öncelikle erozyon nedir? Keçi ne kadar erozyonun oluşmasında etkindir? İnsanın rolü ihmal mı ediliyor? Onu açıklayalım.

Erozyon “Toprağın su ve rüzgâr gibi doğal etmenleri ile aşındırılması sonucunda bulunduğu yerden başka yerlere sürüklenmesidir”. Bu işlem gerçekleşince arazinin yüzeyinde bitkilerin besin elementi ve su sağladıkları kısım uzaklaştığı için bitkisel üretim istenilen ölçüde gerçekleşememektedir. Bunun oluşturduğu etkiler maddi ve manevi boyut ile ciddi sorunlar yaratmaktadır. İnsanlık, yanlış toprak ve bitki yönetimi nedeniyle yurtlarından olmuştur. Bunu da en iyi Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türkler biliyor.

Erozyon iki şekilde oluşur:
1. Doğal yolla oluşan etkilerle.
2. İnsan faaliyetleri sonucu oluşan etkilerle.

Doğal olan erozyon doğal sürecin bir parçasıdır. Bazı kültürel önlemlerle doğal erozyon önlenebilir. Ancak doğal erozyonun faydaları da bulunmaktadır. Eğer doğal erozyon olmasaydı bugün Çukurova diye bir verimli tarım ovası olmaz idi. Denizlerdeki canlıların büyük çoğunluğu erozyon sonucu ırmaklardan denize taşınan organik bileşikleri tüketerek yaşamlarını sürdürmektedirler. Ekosistemin işleyiş mekanizması içinde canlıların birbirini yiyerek sürdürülebilirliğinde doğal erozyonun bir miktar faydası da vardır.

İnsanın yarattığı erozyon ise çok daha ciddi sorun yaratmaktadır. İnsanın doğaya hakim olması ile başlayan doğa-insan savaşının bir parçası olarak devam eden erozyon riski günden güne artarak devam etmektedir.

İnsan Doğa İlişkisi
Orta Asya da yanlış arazi kullanımı ve otlatma sonucu yurtlarını terk etmek zorunda kalan Türk boyları Anadolu’ya vardıklarında adeta her tarafı yeşilliklerle kaplı bir yurt bulmuşlardı. Ankara’nın Çubuk ilçesi civarında Yıldırım Beyazıt ile Timurlenk’in fillerinin orman içinde ağaçların altında saklanarak savaştıkları söylenmektedir.

Arkeologlar MÖ 3-4 bin yıl önce Orta Anadolu’da yaşayan Hititlerin Çukurova’ya şimdiki Gülek boğazından inmeyi denediklerini yoğun ormanlarla karşılaşmışlardı ki, ondan başka da geçiş yolunun olmadığını belirtiyorlar. Milattan önce 430 yılında Atinalı Kirus (Kyrus M.Ö. 401) Kilikya Bölgesinde her türlü meyve ağaçları ve asmaları bol olan bir ovaya indiğini ve burada susam, darı, buğday ve arpa yetiştiğini belirtmektedir.

Karatepe rölyeflerine yansıyan resimlerde bölgede hurma tarımının yapıldığı belirtilmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, Adana ovasında ekilmiş arazinin çokluğundan ve nimetlerinin bolluğundan söz ederken, portakal, limon, zeytin, incir, nar ve şeker kamışını överek, pamuğun her tarafa buradan gittiğini, halkın çoğunun pamuktan para kazandığını söyler.

1850 yıllarından Alman Elçisi Karataş ilçesine yoğun bitki örtüsü ve yırtıcı hayvanlardan dolayı gidemediğini ve Doğankent civarından geri dönmek zorunda kaldığını belirtiyor.

Dinlerin kökeni olarak bilinen Hz. İbrahim, Mezopotamya’daki Ur şehrinden gelmiş, 75 yaşına kadar Harran’da tarımla uğraşmıştır. Nemrut’un, Hz. İbrahim’i Urfa kalesinden Mancınık ile dev odun ateşinin üzerine atması ve odun parçalarının mucizeyle birer balık olması geçmişte bölgenin ormanlık olduğunun ve verimli alanların varlığının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Gaziantep’e palmiye bahçeleri arasından girdiğini söyler. Gavurdağının ve Torosların yüksek çam ağaçlarından bahsedilir. Bugün ise kuru tarımın ve zeytin, fıstık ve asmanın dışında susuz hiç bir ürünün yetişmediği herkesin malumudur. Uygarlığın beşiği olarak anılan bölgede geçmişten günümüze yürütülen arkeolojik kazılar, bu bölgede geçmişte tarımın yapıldığını ve yanlış toprak yönetimi sonucu arazinin bozunuma uğradığı ve bunun sonucu olarak zaman zaman büyük göçlerin yaşandığı yönünde deliller ileri sürmektedir.

Tüm bu gelişmeler, tarihi bilgi ve belgeler toplum olarak arazi kullanımı konusunda çok duyarlı olmadığımızı göstermektedir.

1 2 3 4

Bu haber Bilimsel kategorisi altında 9 Temmuz 2008 tarihinde eklenmiştir. "ORMAN YANGINLARI VE KEÇİLERİN ÖNEMİ" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

Yoruma kapalı


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
3