» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Sağlıkçılar, ‘Çok Ses, Tek Yürek’

A+  A- Sağlıkçılar, ‘Çok Ses, Tek Yürek’

Hilal YAĞIZ

AKP Hükümetinin, 2003 yılında uygulamaya koyduğu “Sağlıkta Dönüşüm Projesi”yle, sağlık alanının neoliberal politikalara uygun hale getirme girişimlerine karşı TTB ve bütün sağlık örgütleri üyeleri yarın Ankara’da “çok ses, tek yürek” olacak. Sağlık çalışanları, sağlık alanını ticarileştirmeye karşı seslerini yükseltecekleri mitingde, halkın sağlık hakkından da kendi özlük haklarından da vazgeçmeyeceklerini belirtip, taleplerini ve seslerini ortaklaştıracaklar. Peki nedir bu Sağlıkta Dönüşüm Projesi? ve sağlık alanında nasıl dönüşümler gerçekleştirmeyi planlıyor? Hekimi, hemşiresi, laborantı, teknisyeni neden tüm Türkiye’den gelerek alanlara çıkıyorlar?

57 MİLYARIN 52’Sİ CARİ HARCAMALARA

TTB Ankara Tabip Odası Sağlık Politikaları Uzmanı Kansu Yıldırım, kamusal hizmetler ve AKP ve sağlık çalışanlarının özlük haklarının AKP’nin 8 yıllık çıkarlarına feda edilmesi ile birlikte geriye sağlık emekçilerinin isyanının kaldığını belirtti. Yıldırım, 2010 yılında bütçeden sağlığa ayrılan pay yüzde 4.86 iken, hükümetin bu payı 2011 yılında yüzde 5.62’ye çıkarmayı hedeflediğini belirten Yıldırım, bu artış farkının yüzde 2’yi bile bulmadığını ifade etti. Yıldırım, AKP’nin sağlık politikalarına aktardığı kaynağın “Köprüyü geçinceye kadar” olduğunun da altını çizdi.

Yıldırım’a göre, Türkiye’deki toplam sağlık harcaması tutarı 2008 yılı itibariyle 57 milyar 682 milyon TL. Bunun 52 milyonu ise cari sağlık harcamalarına gitti. Özel sektöre dönük sağlık harcaması 15 milyar 583 milyon TL iken, bunun yüzde 64.4’ü yani 10 milyar 36 milyon TL’si hastalar tarafından karşılandı. SGK’nın topladığı prim gelirleri, 2008 yılında 47 milyar 871 milyon; yaptığı toplam sağlık harcaması ise 25 milyar 404 milyon TL.

Yıldırım, “Ortaya çıkan gerçek, Sağlık Bakanının ‘Üç katına çıkardık’ diye açıkladığı sağlık harcamaları toplamının 2008 yılı itibariyle 16 milyar 880 milyon TL’sinin devletin kasasından çıkan kısmı olduğudur” dedi. Sağlıkta dönüşümün 8 yıllık sürecinin özel sağlığa yaradığına dikkat çeken Yıldırım, özel sektörün kamudan daha yoğun bir gelişme gösterdiğini ifade etti. 2002’de Bakanlığa bağlı hastane sayısı 774 iken, 2009’da bu sayısının 834’e çıkarıldığını kaydeden Yıldırım, aynı şekilde 2002 yılında özel hastane sayısının 270 iken, 2009’da bu sayının 450 ye çıkarıldığının altını çizdi.

ÖZELE BAŞVURU 7 YILDA 4 KAT ARTTI

Özel sağlık kuruluşlarına başvuru oranının son 7 yıl içinde katlanarak arttığını vurgulayan Yıldırım, özel hastanelere 2002’de 5 milyon 680 bin kişi başvururken, 2009 yılında bu sayının 47 milyon 618’e yükseldiğini belirtti. 7 yıldır koruyucu sağlık hizmetlerinin ve birinci basamak sağlık kurumlarının adım adım tasfiye edilmeye çalışıldığını belirten Yıldırım, Aile Hekimliği uygulamasıyla birlikte sadece Şubat ayı içerisinde İstanbul’da 200 Aile Hekimi’nin istifa ettiğini bildirdi.

TIP FAKÜLTELERİNE EL KONULUYOR

“Sağlık Bakanlığı, tıp fakültelerini ele geçirerek üniversitelerin yönetimlerinde kendi siyasi çizgisinin ve ideolojisinin hakim olacağı büyük bir operasyon düzenliyor” diyen Yıldırım, bunun ilk örneğinin ise Marmara Üniversitesi Hastanesi olduğunu belirtti. Yıldırım, hükümetin ilk önce Tıp Fakülteleri’nin bütçelerini kıstığını, sonra da kâr etmedikleri gerekçesiyle fakültelere el koymaya çalıştığını ifade etti. AKP’nin, çağdaş ülkelerin tıp fakültelerine ayırdığı payın beşte birini bile ayırmadığını kaydeden Yıldırım, “Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın başladığı 2003 yılından bu yana özel hastanelerin SGK’ndan aldığı pay yüzde 12’den, yüzde 31’e yükselirken, üniversitelerin payı yüzde 19’dan, yüzde 16’ya gerilemiştir” dedi.

IMF PROTOKOLÜ

Genel bütçeden yeterli kaynak ayrılmadığı için üniversite hastanelerinin toplam sağlık hizmeti harcamalarının yüzde 85’inin döner sermayeden karşılandığına dikkat çeken Yıldırım, IMF ile imzalanan bir protokol karşılığı tıp fakültelerine ‘yardım’ edildiğini kaydetti. Yıldırım, “Özerk ve bilimsel niteliğine paralel bilim insanı yetiştirecek üniversitelerin performans ve kar hesapları ile kuşatılması, bir de üstüne finansmanlarının doğrudan bakanlık tarafından karşılanacak olması üniversiteleri ve tıp fakültelerinin karar alma süreçlerini olumsuz etkilemektedir” dedi.

SÜRÜMDEN KAZANMA MANTIĞI KÖR ETTİ

Sağlığın istikrarsız ve denetimsiz bir özellik kazandığını belirten Yıldırım, sürümden kazandıran sağlık politikaları sonucu Afyon’da 7 kişinin kör olduğunu, Bursa’da ve İstanbul’da yangın alarmı olmayan hastanelerin yandığını, hastanelerde rehin kalma olaylarının devam ettiğini, insanların polikliniklerde sıra çilesi çektiğini kaydetti. “2010 yılı içerisinde 80 milyon kişinin acillere müracaat ettiğine dikkat çeken Yıldırım, katkı paylarını ödemek istemeyen yurttaşların acillere yöneldiğini ifade etti. Türkiye’deki her 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranının hâlâ Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Yıldırım, Başkent’te de bir kişinin difteriden yaşamını yitirdiğini vurguladı. Yıldırım, “İstatistiklere göre hastaların cebinden sağlığa harcadıkları para, geçen yıla oranla iki katı artmıştır” dedi. Yıldırım 150 TL civarında olan cepten sağlık harcamasının asgari ücretin 600 TL, açlık sınırının ise 900 TL olduğu ülkemizde azımsanamayacağını da sözlerine ekledi.

Bu haber GÜNCEL kategorisi altında 12 Mart 2011 tarihinde eklenmiştir. "Sağlıkçılar, ‘Çok Ses, Tek Yürek’" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
6