SANATÇI AÇILIMI!

* Mehmet KOÇ

“Padişahın” sanatçı açılımı bir aldatmacadır yürütülüyor, bir kandırmacadır sürdürülüyor. Demek ki yıllarca “öteki” olarak gördüş olduklarını kabul ediyorlar. “Açılım” adı altında insanlara mavi boncuk dağıtıyorlar. Kabul ettikleri kimi “azınlık”lara gülücükler gönderiyorlar. Neymiş; “Benim vatandaşım” birinci sınıfmışmış. Öncelikle kimse kimsenin vatandaşı değil, kulu değildir. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır!

Hiç bir sosyal farklılık “Türk” prototipine tabi değildir. “Türkiye’de yaşayan her milletten,dinden,inançtan…” diye devam eden cümlenin devamındaki söylem samimi ve gerçekçi olmadıklarını göstermektedir.

Nedir o; “Türk milletinin birer ferdidir” ya da “Türk milletinin birer ayrılmaz parçalarıdır. Bu benzeri açıklamalar hala Türkiye üst kimliğini değil, Türk kimliğini dayatmadır, yani aldatmacadır. Türkiye’de yaşayan herkesi “hizaya çekme” yaklaşımından başka bir anlamı olmayan “Açılım”lar kaygı vericidir.

Geçtiğimiz haftalarda ses sanatçıları ve ardından da sinema sanatçılarına yönelik “kahvaltı” daveti; salt kahvaltı amacı taşısaydı amenna. Ancak siyasi anlam yüklü, sözüm ona demokratik açılım endeksli olunca işin rengi ve seyri değişiyor. Bir ülkenin “baş”ı, bir ülkenin yöneticisinin sanatçılarla yaptığı toplantılar, sanatçılar arasına nifak sokmaktan, sanatçıları birbirine kırılgan yapmaktan, sanatını icra ederken zihinlerde karakol oluşturmaktan öteye bir amaca hizmet etmez. Sanatçılar arasına ikilik sokmaya yaramaktan başka ne işe yarar.

Devletler sanatçılardan feiz alırlar. Onların üretimlerinden yararlanırlar ama onları siyasetlerine alet etmezler. Sanatçılardan da alet olmaları da beklenmez. “Davet” edilen sanatçılar neye göre ve kime göre ayıklayıp çağrılmaktadır? Kim çağrıldı, kimler çağrılmadı gibi manasız yaklaşımlara maruz kalmak veya toplantıya kimler iştirak etmedi, kimler karşı çıktı gibi farklı safların oluşmasını sağlamak acaba ne derece doğru bir tutumdur.

Halkın zihninde “öteki” durumuna düşürülecek sanatçıların vebali kime yüklenecek? Yıllardır “devlet sanatçısı” gibi unvan ve etiketin yanlış olduğunu savunanlar şimdi “Tayyibin sanatçısı”mı addedilecekler. Toplantılara katılan veya katılmayanlara herhangi bir eleştirim yok. Ancak ben, siyasi otoritenin yaptığı bu uygulamanın tehlikesinden dem vuruyorum. Böyle bir açılımlarla siyaset yapıldığına ortaçağ Avrupası’nda veya krallıklar ülkesinde hatta padişahlık dönemlerinde bile rastlamadım.

İktidarları destekleyen veya muhalefet eden sanatçılar olurdu. Kaldı ki halkın sorunlarına dikkat çekmeyen hiçbir yönetim erkleri sanatçıları sevmemiş ve her zaman sanatçılara karşı durmuştur. Ta ki sanatı kendi payandası haline sokuncaya dek.

Padişahım sen çok yaşa ki “milletim” diye ifade ettiğin her sosyal kesimin içine bir kurt düşürüyorsun. Hızır paşa gibi kendinden olmayanlara kapı aralamıyor, dıştalıyorsun. Halkın acı çekerken, yoksulluk sınırı iliklerine kadar inmişken, işsiz sayısı milyonlarla ifade edilirken toz pembe rüyalara gömmeye çalıştığın sanatçılarımızdan elini çek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.