» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

‘Sol Duyulu’ Wikileaks’i Kuracağız

A+  A- ‘Sol Duyulu’ Wikileaks’i Kuracağız

Mustafa KARA

Ankara Emniyetinin “ihbar” belgelerini açıkladılar ve gözler bir anda onlara çevrildi. “Yerli Wikileaks” benzetmeleri yapıldı. 15 yıldır faal olmasına rağmen tek bir üyesi bile yakalanamayan “Kızıl Hacker”lar ise “Wikileaks ile aynı değiliz, biz bağımsızız” diyor ve ekliyorlar: “Wikileaks benzeri, ama daha ‘sol duyulu’ bir oluşuma gideceğiz”.

Öncelikle Ankara Emniyet Müdürlüğüne ilişkin eylemle başlayalım… Emniyet “Gizli bilgiler değil” dedi. Nedir elinizdeki belgeler? Ne kadarını yayınladınız?
Öncelikle sizin gibi muhalif bir gazetenin röportaj teklifinin bizi mutlu ettiğini bilmenizi isteriz.

Elimizdeki belgelerin çoğu ihbar ve muhbir yazışmalarından oluşuyor. Ayrıca polisin Ankara ve çevre illerdeki bütün plakaları, kiralanan araçlar, Türkiye genelindeki önemli emniyet mensuplarının mail şifreleri var. Başka belgeler de var, ancak “an itibariyle” ne yazık ki bunlardan bahsedemiyoruz..

Eylemin amacı neydi peki? Bu bilgileri elde edip, paylaşarak hangi mesajı vermeye çalışıyorsunuz?
Son dönemde 12 Eylülü aratmayan baskınlar, operasyonlar oluyor, muhalif basından ve kurumlardan insanlar uydurma gerekçeler ve “gizli tanık”, “ihbar” gibi bahanelerle gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Toplumda bulaşıcı hastalık gibi yayılan bir paranoya ve korku kültürü hakim. Biz, bu belgeleri yayınlayarak hem topluma cesaret mesajı vermek, devrimcilere moral taşımak; hem de ihbarcılık kültürünün ulaştığı noktayı göstermek istedik. İhbarcıların “güvendiği dağların kar yağışına ne denli elverişli” olduğunu da gösterdik.

Bazı bilgilerde “gizleme” yapılsa da çoğunun “açık açık” yayınlanması, “etik” bazı sorunlar doğurmuyor mu? Bu belgeler “yönlendirme” amaçlı hazırlanmış olamaz mı? Doğruluğundan nasıl emin olacağız?
Yayınladığımız belgelerin bir kısmı 2011 yılı başlarına aittir ve bu belgelerdeki ihbarları yapanlar, bizim hackleyeceğimizi bilmiyorlardı. Dolayısıyla bizi yönlendirmiş olamazlar. Evrensel’den okuduğum kadarıyla yayınladığımız belgelerde muhbir olarak adı geçen bir BDP ilçe yöneticisi, “Ben yapmadım, adıma mail atmışlar” demiş. Bu savunmada sorunlu noktalar var. Polis, içinde telefon numarası da bulunan bu ihbarı mutlaka değerlendirmiş ve bu numarayı aramış olmalı. “Polis aramış mı, aradıysa bu kişi ne yapmış, neden açıklamamış?” Bu sorulara yanıt vermeli. Ayrıca, bu ihbar maili polise atılmış. Kim neden, tamamı gerçek olan bilgileri polise atsın ve bu bir “komplo” olsun?

Yönlendirme için yapıldığını varsaysak bile, “Bu kişinin gelecek dönem seçileceğini ve diğer seçilecek isimleri nasıl biliyorlar? Ermiş mi bu adamlar? Bunun gibi pek çok soru sorulabilir; eminiz ki BDP’liler de bu soruları detaylı olarak soracaktır. Bunları söylerken amacımız “hafiyelik yapmak” ya da “muhbirliği kanıtlamak” değil. Belgeleri inkar edenlerin tutarsızlığını göstermek.

Açıkçası kayıtların çoğunun gerçeği yansıttığını düşünüyoruz. 245 bin kişilik silahlı bir güce insanların isimlerini ihbar edenlerin isimlerini, 70 milyon “silahsız” insanlara açıklamanın etik dışı olduğunu düşünmüyoruz. Bundan sonra muhbirlerin, ihbar etmeden önce iki defa düşüneceğinden eminiz.

Son dönemde popüler olan Wikileaks ya da Anonymous gibi gruplara nasıl bakıyorsunuz?
Wikileaks ile “aynı” türde olduğumuzu düşünmüyoruz, çünkü biz “bağımsız”ız ve bizce onların bağımsızlığı tartışılır. Elbette bilginin “sınırsızlığı” noktasında aynı düşündüğümüz çok nokta var, ancak bu bizi aynılaştırmaz. Uluslararası alanda “AntiSec” bünyesinde Anonymous gibi gruplarla çok yakın ilişkilerimiz var. Hatta, 2011’in temmuz ayında Türkiye’deki sansüre yönelik gerçekleşen saldırıda, RedHack çok aktif rol oynadı. Televizyonlara çıkan bazı “devlet bilişimcileri” saldırının arkasında RedHack olduğunu söylediler. Ama Anonymous gibi gruplar homojen olmadığından, içlerinden sadece seçtiğimiz insanlarla bağlantı kuruyoruz.

Son olayla siz de benzer bir “popülerlik” yaşadınız. Size gelen tepkiler nasıl?
Açıkçası biz gündeme oynamıyoruz. Zaman zaman böyle işler yaparak, halka “yalnız olmadığını” gösteriyoruz o kadar. Asıl misyonumuz “sessiz” iş yapmaktır, bunu devrimci çevreler iyi bilir. Eylemlerden sonra çok mail aldık. Polisten gelen hakaret dolu mesajlar, ölüm tehditleri de var. Ama çoğunlukla kutlama mesajları geldi. Bizimle ilgili haberlerde orak çekiçli figürler kullanılması, sloganlarımızın açık açık yazılması devrimci camia açısından moral oldu.

Ayrıca, bize “gizli belge ve bilgi paylaşımı” konusunda yardım teklif edenler oldu. Sanırım ileriki süreçte, bir aksilik çıkmazsa, “wikileaks” benzeri, ama daha “sol duyulu” bir oluşuma gireceğiz.

Redhack 1997’de kurulduğunda 3 kişiydi, beş yıl önce 8 kişi olduğunuzu söylemişsiniz. Şimdi durum nedir?
Sayısal nicelik olarak çok geliştiğimiz söylenemez, ama taraftar bakamından ve teknik olanaklar bakımından nitel bir sıçrama kaydettiğimiz söylenebilir. An itibariyle “nitelik” olarak dünyadaki sayılı güçlerden biriyiz.

“Güvenliği” nasıl sağlıyorsunuz, şu ana kadar yakalanan bir üyeniz oldu mu?
Faaliyete geçtiğimiz 1997 yılından bu yana yakalanan “tek” üyemiz olmadı. Güvenliğimize azami önem veriyoruz. Medyaya yansıyan haberlere göre, “Tek bir delil bırakılmadığı için” kim olduğumuzu bulamamışlar. Girilen servislerde “ip spoofing” yani kimlik gizleme, “log” yani kayıt bırakmama, yurtdışı kaynaklı VPN, proxy gibi gizleme yöntemleriyle hareket etmekteyiz. Ayrıca RedHack tüzüğü uyarınca, isim, yer, yaş, meslek hatta cinsiyet bilgilerimizi “birbirimize dahi” vermiyoruz. Kimse kimseyi “özel” olarak bilmiyor, soru sormuyor.

“Türkiye gibi sıklıkla “at izinin it izine karıştığı” bir ülkede “Sızma”, “yönlendirme” gibi kaygılarınız olmuyor mu?
Sızmalar olabilir, fakat sızan unsur ne amaçla girerse girsin, “bize çalışır”. “halka hizmet eder” ve eli boş döner. Çünkü, bizi yönlendirme ya da kimliğimizi ortaya çıkarabilecek olanaklar yoktur grubumuzda. Tüzüğümüz her türlü özel bilgiyi yasakladığı gibi, “özel sorular soran”ları da hoş karşılamaz. Polisin pek çok girişimi oldu ve hepsinde eli boş döndüler.

Asla yakalanamaz mısınız yani?
Hayır, yakalanabiliriz elbette. Sitelerimiz kapatılabilir, hatta hacklenebilir. Çünkü tüm olanaklar “komedya”yı yönetenlerin elinde. Bu işe girerken bunun sonuçlarını görerek girdik. Yazarın dediği gibi; “Çağımızın insandan insana geçen ve toplumla en hızlı yayılan hastalığı korkaklıktır”. “Bilinçlenmek” kendimizdeki hastalığı, bilincimizi “pratiğe” çevirmekte hastalığın toplumda yayılmasını dururdurur.” İşte biz bu “bilinçlenme” noktasında çalışmalarımızı yapıyoruz. “Cehalet, ayrıcalıklı sınıfın elinde ustaca kullandıkları bir silah”sa eğer, biz de o silahı yok etmek için ayrıcalığı olmayan ezilenleri “bilgi” silahıyla kuşacağız.

15 yıldır “keyif”le çalışıyoruz. O kadar iş yaptık ki, bundan sonra yakalansak da ne gam! ‘Dik’ duruşumuzu sürdürürüz. Hayatı “reel” ve “sanal” olarak gerçek anlamıyla yaşadığımızı düşünüyoruz. Rahatız, çünkü “delil” yoksa suç da yoktur!

Son olarak Türkiye’de devrimciler ile “bilişim” alanı arasında bir soğukluk olduğu eleştirisi hep yapılıyor. Siz ne dersiniz?
Tam olarak yaramıza bastınız desek yeridir. Evet bu eleştirilere katılıyoruz. Şimdi yine iyi, ilk başladığımız ‘90’larda durum çok daha kötüydü. “Teknoloji” kavramı ile onu elinde bulunduran sınıflar olgusu birbirine karıştırılıyor. Basit bir mantıkla, teknoloji sürekli ilerleme halindeyse, teknolojinin özü devrimci midir? Bizce evet.

Fakat, ne yazık ki, teknolojiyi yönlendiren egemen sınıflara karşı olmak adına, teknolojiye de bir karşı duruş sergilenebiliyor. Bu nedenle devrimciler, sosyal medya ve İnternet haberciliği gibi alanlarda çok geri kalıyorlar. Bu işlerle uğraşanlara “sanal devrimci”, “klavye devrimcisi” deniyor. Böyle düşünenler, bizim “times new roman” karakteriyle yazılı programlar olmadığımızı, “gerçek insan” olduğumuzu anlamalı.

Türkiye nüfusunun yarısı facebook’taysa, elbette devrimciler de oraya girmeli. 35 milyon insanın olduğu yeri “sanaldır” deyip, formel bir mantıkla düşünemezsiniz. Nasıl ki, cep telefonuyla konuştuğunuz kişi sanal değil, İnternet aracılığıyla konuştuğunuz kişiler de “sanal” değiller. Biz gerçek işlerle uğraşıyoruz, bu anlaşılmalı. Her şeye rağmen, bu hatalardan ders çıkarmış devrimciler de var. Umarız bir an önce bu alanda atılım yapılır.

Egemenlerin “tam olarak” denetleyemediği her alanda “var” olmalı ve “alternatif” olmalıyız. Bu bir lüks değil, devrimci bir görevdir!
Son olarak bizlere “kendimizi anlatma” ve bu alandaki “doğruları yayma” mücadelemize olanak verdiği için bir kez daha Evrensel gazetesine ve emekçilerine teşekkür ediyoruz.

‘BİLİŞİM POLİSİ’NDEN DAHA BAŞARILIYIZ’

1999’da da Polnet ağını kırmıştınız. Polis mi önlem almada başarısız, siz mi çok başarılısınız?
1999 yılında İstanbul başta olmak üzere bütün polise ait “network ağı”na girdik, pek çok belge sızdırdık. Ancak o dönemde nedense kimse yayınlamak istemedi. Bu dönemde bu kadar ilgi gösterilmesinin nedeni olarak “sosyal medya”nin geldiği boyut ve edindiği gücü görüyoruz. Sorunuza gelirsek, kırılmayacak site yoktur, sadece bazıları biraz daha fazla zaman alır. Ve evet, 15 yıldır bizim sistemimize kimse girmediğine ve onların sistemine biz yüzlerce defa girebildiğimize göre biz daha başarılıyız.

Şimdi sitelerimize erişimi önlemeye çalışıyorlar. Yasadışı biçimde kizilhack.org sitemize erişim engeli getirdiler. kizilhack.org’un ardından yeni açılan red-hack.org ve İngilizce sitemiz redhackers.org sitelerimiz de erişim engelleme saldırısına maruz kaldı. Sitemize Türkiye üzerinden erişim engellendi.

REDHACK-KIZIL HACK BİR GRUP DEĞİL BİR FELSEFEDİR

“Burjuvazi tarafından yapılan her kavga daveti kabülümüzdür” dediniz. Biraz genel anlamda “kavga”yı konuşalım. “Kızıl Hacker”ların derdi ne? Ne yapmaya çalışıyorlar? “Halk için hack” sloganı ne ifade ediyor?

1997 yılının Mayıs ayında “yeteneklerimizi ezilen halklar için nasıl kullanabiliriz” diyerek yola çıktı. Sosyalist felsefe etrafında birleştik. Çıkışımız aslında yaygın olan “black/siyah” ve “white/beyaz” hack kavramlarına ve gruplarına bir tepkiydi. Çünkü RedHack’in dünyaya geldiği koşullarda, aslında halen de öyle, kendini hacker olarak görenlere iki seçenek veriliyordu. Ya sistem için çalışacak ve sistemi koruyacak ya da sisteme “amaçsız” saldırılar düzenleyip, bir nevi “ego tatmini” ile yetinecektiniz. Bizler bu iki kuramda da kendimizi bulamadık. Ne gönüllü sistem savunucularıydık, ne de Yunanistan sitelerini kırıp bayrak koyarak “vatan kurtardık” edebiyatına sarılan bağnaz milliyet düşkünlerinden olabildik. Bize göre esas olan “insan”dı ve insanlığın düşmanları milliyetler veya ırklar değil, ezenler, sömürülenlerdi. Bu anlamda kendimizi “kızıl hack” olarak üçüncü bir yönelimle adlandırdık. Bize göre, “RedHack”, yani “Kızıl Hack” bir grup değil, bir felsefedir. Ezilen insanların doğuşundan çizilen “makus” kaderine, yine ezilen insanlar tarafından karşı çıkışın, başkaldırışın, bilişim ve iletişim teknolojileri alanındaki ismidir.

Amacımız tek cümleyle özetlersek, ezilen halkların kardeşliğini ve ezen sınıflara karşı mücadele birliğini ırk, dil, din cinsiyet ayrımı yapmadan sağlayabilmektir. Bunu sadece bu alanda değil, gerçek hayatta da haykırmaktayız. “Halk için hack” demek, “halk için devrim” demenin bu alanda formüle edilişi, Marksist “somut durumun, somut tahlili” ilkesinin bu alanda uygulanışından başka bir şey değildir. “Ayrılık”ları değil, “aynılık”ları baz alarak, kızıl bir dayanışma yaratmayı amaçlıyoruz. Bize göre sosyalistlerin kazanmasının tek yolu, samimi bir dayanışmadan geçiyor.

Manifestosu olan tek Hacker hareketi olduğunuzu söylüyorsunuz. Nedir bu manifesto?
Hayır “tek hacker” hareketi değiliz. Bizler “tek sosyalist” hacker grubuyuz ve bu topraklarda “gerçek hacker ilkelerine riayet eden” tek grubuz.. Çünkü, Hacker’ın ırkı, dini, dili, cinsiyati ve toplumun ona yüklediği belirli aidiyet kuralları yoktur. O, “bilgi” için yaşar ve “enformasyon” özgürlüğü için savaşır. Hacker demek sadece “teknik birikim sahibi olmak” değildir, sansürü delen her hareket, her pratik bir “hack pratiği”dir. Çünkü, bize göre “hack teorisi olmadan hacking olmaz”. Aynı biçimde hacker olmak bir yaşam şeklidir, bu yaşam şeklinin özü ise “sorgulamak”tır.

Türkiye’de kendine ‘hackerım’ diyen bir çok grup var, fakat biraz incelediğinizde bu grupların çoğunun çalıntı birkaç script ile orayı burayı hackleyip “ırkçı şovenist” sloganlar yazdıkları veya “ego tatmin ettikleri” görülür. Biz, “hedefsiz” bir yere saldırmayız ve saldırdığımız yerlerin muhakkak “halkla arasında çelişki” olmasına bakarız. Kaldı ki “hacker” demek sadece saldırı demek değil; aynı zamanda savunmadır da… Bilgiyi ve doğruları savunma, hackerın görevdir. Örneğin yanlış hatırlamıyorsam 2004-2005 yıllarıydı, Evrensel’in sitesindeki bir açığı sizlere bildirdik. Sadece size değil, bir çok devrimci demokrat muhalif siteye bu anlamda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yardımlarımız arasında site yapımı, logo, grafik gibi yardımlar da var. Bizler “hacker” demenin “dijital alandaki devrimciler” demek oldugunu düşünüyoruz. Bu felsefeyi yaygınlaştırmak için uğraşıyoruz.

‘EMNİYET’İN WEB SİTESİ KORSANDAN KAPATILMALI’

Emniyet’in “korsan program” kullandığı bilgisini de verdiniz. Biraz açar mısınız?
Ankara Emniyet Müdürlüğünün sisteminde korsan bir çok yazılıma ve onların crack, serial gibi bedava kullanım programlarına rastladık. Öyle ki, sistemlerinde korsan olmayan hiçbir şey yok. Sitelerine bir şey yüklemek icin FTP’ye bağlandıkları program bile korsandı. Madem “korsana karşılar”, o halde Emniyet Müdürü kendi hakkında soruşturma başlatmalı ve bizim sitemiz yerine ankara.pol.tr sitesini “korsana ev sahipliği”nden kapatmalı. Korsan yazılım kullanıyor diye yüzbinlerce dolarlık mahkemeler açan yazılım şirketlerinin Ankara Emniyetine tavrı ne olacak, merak ediyoruz.

Yeri gelmişken, “Kızıl Hack” olarak “korsan”a nasıl yaklaşıyorsunuz?
Bir hırsız cep telefonunuzu çalınca, hırsızın bir cep telefonu olur, sizinse olmaz. Fakat siz bir program kopyaladığınızda, kopyaladığınız kişinin de, sizin de programınız olur. Yani kimse bir şey kaybetmez.

Tek kaybeden kapitalist şirketler ve onların bilgi teknolojilerini paraya çevirme hırsıdır. Korsan yazılım ile hırsızlığı aynı tutarak “etiksel toplum pedagojisi” yaratmaya çalışanlar, gerçek hırsızlardır.

Programcıların emeğini, yeteneğini düşük ücretlerle satın alarak, milyonlarca dolara çevirenler asıl büyük hırsızlardır.

Korsan yazılım başkaldırıştır, meşrudur!

Bu haber GÜNCEL kategorisi altında 5 Mart 2012 tarihinde eklenmiştir. "‘Sol Duyulu’ Wikileaks’i Kuracağız" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. Thm_c

    --- HaK YEriNi buLANa Dek HaCK yerİni BULacak --- #RedHack https://t.co/Z5FKh4HhhE

  1. rudybransfield2

    kadını kalça ve göğüs ten ibaret görenler utansın. Redhack dahil.birde delikanlı geçinirler . akılları oraya sıkşmş sanal almde

  1. 19legend72gmai1

    RT @izindeyimMKA: Şimdi şunu sormak istiyorum. #Trabzonspor localarının kime kaç liraya kiralandığının listesinin Berat #Albayrak'ta ne işi…

  1. FenerliAhmet4

    RT @izindeyimMKA: Şimdi şunu sormak istiyorum. #Trabzonspor localarının kime kaç liraya kiralandığının listesinin Berat #Albayrak'ta ne işi…

  1. isi190710

    RT @izindeyimMKA: Şimdi şunu sormak istiyorum. #Trabzonspor localarının kime kaç liraya kiralandığının listesinin Berat #Albayrak'ta ne işi…

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
4