TÜRKİYE’NİN ULUSAL BİLİM POLİTİKASI VAR MI?

Çoğunlukla malzeme, biyokimya, Elektrik ve elektronik, bilgisayar bilimleri, moleküler biyoloji, fizik, kimya, nöroloji, cerrahi bilimler ve matematik en çok çalışılan konular olarak öne çıkmaktadır. ABD bu 8 alanda temel kabul edilerek diğer ülkelerin bu eksendeki etkinlikleri değerlendirilmiştir. Karşılaştırmaya Avrupa birliği, Japonya, Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya karşılaştırmaya alınmıştır. Türkiye de karşılaştırmaya alınmış. Durum doğal olarak vahim.

Türkiye’de öne çıkan alanlar ise çoğunlukla cerrahi bilimler, çocuk hastalıkları, kimya mühendisliği, veterinerlik ve ezacılık alanında en çok yayınların yapıldığı görülmektedir. 2007 yılında dünyada tıp, matematik, kimya, malzeme bilimi, biyokimya, çevre konuları öne çıkarken, Türkiye’de en çok yayın yine tıp, kimya, nöroloji, gıda, kalp damar cerrahisi, veterinerlik alanında daha fazla yayın yapılmaktadır. Ancak yayınların etki değerinin yayınların sayısı ile ters orantılı olduğu görülmektedir.

Sosyal Bilimler Yönünden de Dünya Sıralamasına Göre Geride

Sosyal bilimlerde de Türkiye’nin karnesi ne yazık ki çok da istenilen düzeyde değildir.

Dünyada sosyo-ekonomik durma bağlı olarak 5 fen bilimleri alanında yapılan yayın’a karşılık bir sosyal bilimler yayını yapılmaktadır. Avrupa’da bu oran 7:1 oranındayken Türkiye’de bu oran 27:1 düzeyindedir.

Toplantıda haklı olarak bazı konular tartışma yarattı. Örneğin Tıp bilimleri konusunda çok fazla yayın yapılmasına karşın etki değeri konusunda çok geride olmamızın neden sorgulanmadığı. Türkiye olarak bunca yayının ülke ekonomisine ne kazandırdığı sorusudur. Batıda yapılan yayınların teknolojiye dönüşmesi kadar, ilgili ülkelerin ürettiği teknolojinin satılması ile ülkelerin ekonomilerine katkı sağlandığı, ancak ülkemiz düşük kaliteli yayın yapmaktadır sorusu soruldu.

Üniversitelerin Bilimsel Kaliteye Önem Vermesi Gerekiyor

Tıp veri tabanından Prof. Dr. Tayfun Özbey sorunun üniversitelerden kaynaklandığını belirterek. Üniversitelerin akademik aşama politikasının birçok yönden niteliği düşük yayınların yapılmasına neden olmakta olduğunu belirttiler. Sayın Özbey kalitesi düşük yayınların ve araştırmaların en önemli nedenin de üniversitelerde temel bilim politikalarının ve felsefelerinin olmamasına bağlı olduğunu belirttiler.

Ayrıca bu durumun bir etik sorunu da olduğunu söylediler. Özbey’in önerisi gerçekten çok önemli. Öneri olarak YÖK ve üniversitelerin akademik aşama ve yükseltmelerde niteliği düşük yayın anlayışından vaz geçmesi ve kalite unsuruna yer vermesi gündeme geldi.

Yaşam Bilimleri Veri Tabanında Prof. Dr. Hakan Yardımcı son yıllarda Ankara Üniversitesi senatosunun akademik yükseltmelerde ULAKBİM veri tabanında taranan dergilerde yer alan makaleleri belirli bir puan verilmesi önerisini benimsediğini söyledi. Bu girişimin akademik yayıncılığın kalitesinin artması için bir umut olarak görülmektedir.

Umudumuz diğer üniversitelerinde Akademik aşama ve yükseltmelerde indekste taranan dergileri dikkate alması ve kaliteye önem vermesidir. Tıp veri tabanı gurubundan Doç. Dr. Orhan Yılmaz yayın kalitesi ekseninde Etik Kurulların önemini işleyerek ULAKBİM bünyesinde bir Etik Kurul oluşturulmasının yayın kalitesine katkı sağlayacağını belirttiler. Sosyal bilimler ver tabanı gurubu üyeleri haklı olarak sosyal bilimlere önem verilmesini belirtiler. Bütün katılımcıların çoğunlukla katıldığı konu, YÖK ve Üniversitelerin akademik yükseltme ve atamalarda yayın kriterlerinin netleştirmesi yönündedir.

Üniversitelerin Araştırma Stratejileri İle Bilimsel Makale Kalitesi Yükselebilir

Bilimin günümüzde araştırma temelinde pahalıya yapılması, bunun sonucunda düşük kaliteli yayınların çıkması doğal olarak artık sorgulanmayı gerektirmektedir.

Her üniversitenin veya araştırma kuruluşun da araştırma ne için yapılıyor?

Makale ne için yapılıyor? Üretilen makaleler Ülkemizin Hangi ihtiyacına cevap vermektedir?

Üniversitelerin belirli bir hedefi ve stratejisi var mı? Üniversitenin temel felsefesi var mı?

Üniversite yöneticilerinin bilimsel kapasitesi ve etkinliği nedir?

Bilim insanlarının belirlenmiş hedeflere yönlendirilmesi, belirli bir ruh ve amacın kazandırılması sağlanmış mıdır?

Sık sık benim de sorduğum bir soru toplantıda gündeme geldi, şöyle ki, yapılan yayınların çoğunluğu akademik aşama için yapılıyor. O zaman da yapılan yayınlar ülkemizin hangi temel sorusuna cevap vermek için yapılmaktadır? Bilimsel yayıncılık stratejimiz var mı? Ülkemizin bilimsel bir hedefi ve stratejisi var mı? Soruları üniversitelerin araştırma potansiyeli ve bilimsel yayın kalitesi açısından hayatı önem taşımaktadır.

Bilimsel Veriler Karar Vericiler İçin Önemli Bilgi İçermektedir

Her bilim disiplininin dünyadaki ağırlığı ve etki değerlerini görmek için hazırlanan kitap ülkemiz bilim politikansa yön veren Hükümet, YÖK, TÜBİTAK, TÜBA, Üniversiteler için önemli bir çalışma. Yöneticilerin yanında her bilim disiplinin bağlı olduğu bölüm, anabilim dalları ve bunların dernek ve vakıfları içinde kendi bilim alanlarındaki resmi görmesi bakımından önemli bir şanstır.

Kendi bilim dalımla ilgili olarak durumumuzun beklenenin gerisinde olacağını beklemiyordum. Umarım üniversiteler bu verileri kullanarak yayına dayalı akademik aşama ve yükseltme yerine bilimsel niteliğe dayalı bir politikaya geçerler.

Sonuç olarak, ülkemiz bilimsel makale sayıları yönünden son yıllarda önemli bir gelişme gösterdi. Ancak makalelerin atıf alması ve etki değeri yönünden dünya ortalamasının çok gerisinde yer almaktayız. Bugüne kadar niteliği düşük üretilen makalelerin bilimsel gelişmeye ve ülke ekonomisine katkıda bulunmadığı daha çok akademik aşamaya ve yükseltmeye yönelik olduğu sıkça işlendi.

Ülkemizin artık belirli bir doygunluk düzeyine gelmiş olan bilimsel makale üretme potansiyelinin artık nitelikli bilimsel araştırma ve yayınlara geçmesi gerekir. Bu bağlamda ULAKBİM Türkiye’nin genel potansiyelini ve dünyadaki yerini gösteren resmini açık olarak gösterdi. Bundan sonra karar vericilerin adım atması gerekiyor. Yeniden aynı soru: Türkiye’nin Bilim politikası var mı? Bu sorunun cevabını sanırım çoğumuz biliyoruz.

[Prof. Dr. İbrahim Ortaş’la iletişim için e-posta: iortas[et]cu.edu.tr]