ÜNİVERSİTE Mİ, İLAHİYAT FAKÜLTESİ Mİ?

‘Her ile bir üniversite’ parolasıyla yola çıkan AKP iktidarı, yeni kurduğu üniversiteleri birer ilahiyat ve cemaat üniversitesine dönüştürme hedefinde tam hız yol alıyor.
‘Her ile bir üniversite’ parolasıyla yola çıkan AKP iktidarı, yeni kurduğu üniversiteleri birer ilahiyat ve cemaat üniversitesine dönüştürme hedefinde tam hız yol alıyor. AKP özellikle Bölge üniversitelerinde Cumhurbaşkanlığı-YÖK-cemaat iş birliğiyle muazzam bir kadrolaşmaya gidiyor.

Bu üniversitelerden Mardin Artuklu Üniversitesi’nde son 6 ayda sosyal bilimler kürsülerine yapılan 8 akademik kadro atamasının 5’ini ilahiyatçılar oluşturuyor. ‘Yeni Asyacı’ olarak bilinen Rektör Serdar Bedii Omay’ın ise daha önce Dicle Üniversitesi’nde (DÜ) görev yaptığı ama DÜ’ye egemen olan diğer tarikatlarla “Kürt sorunu”na yaklaşım konusunda anlaşmazlığa düştükten sonra, Artuklu Üniversitesi’nin başına getirildiği konuşuluyor.

SOSYAL BİLİMLERE İLAHİYATÇI HOCALAR
Artuklu Üniversitesi’nde özellikle son 6 ay içinde sosyal bilimler kürsülerine alınan 8 akademik kadrodan 5’i ilahiyat fakültesi mezunu. Yüksek lisans ve doktora eğitimlerini de yine din üzerine yapmış kişiler. Bu kişilerin akademik geçmişi şöyle: Artuklu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü başkanlığına getirilen Zülküf Kaya, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamlamış. Felsefe Bölümü başkanlığına getirilen İbrahim Bor da Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını Ankara Üniversitesi’nde “Gazali ve Swinburne’de Tanrının Bilgisi” teziyle yapmış. Doktorasını ise yine aynı üniversitede “İlahi Kelamın İmkan ve Tabiatı” üzerine vermiş. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne alınan Yrd. Doç. Abdurrahman Adak, yüksek lisansını Dicle Üniversitesi’nde “Halifede Aranan Şartlar” teziyle tamamlamış. Doktorasını ise yine Ankara Üniversitesi’nde “Za’fi-i Gülşeni; Hayatı, Eserleri, Edebi Şahsiyeti ve Divanının İncelenmesi” teziyle vermiş. Tarih Bölümü’ne alınan Yrd. Doç. Zübeyr Akçe, doktorasını Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı’nda “İsmail Hakkı Bursevi’nin Tuhfe-i Recebiyye” adlı eserinin metin incelemesini yaparak tamamlamış. Yrd. Doç. Mehmet Akbaş, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Yüksek lisans tez konusu ise “Sahabenin İslam’ı Tebliği (Suriye Bölgesi)”. Yine Felsefe Bölümü’ne araştırma görevlisi olarak alınan Muhammed Fatih Kılıç, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu.

ATAMADA SİSTEM KURULMUŞ!
Bunların dışında yeni dönemde üç tane daha akademik kadro ilanı verildi. Bunlardan en az birinin daha ilahiyatçı olması bekleniyor. Bu isimlerin çoğu son 6 ay içinde atandı. Görünürde resmi prosedüre göre atanıyorlar. Üniversite kadro açıyor, onlar başvuruyor, değerlendirmeye alınıyor. Ancak gerçekte ise bu kişilerle önceden görüşüp ona göre kadro açılıyor. Sadece Mardin Artuklu’da değil, yönetimini ele geçirdikleri tüm üniversitelerde aynı yöntemle kadro alınıyor. Diğer bir dikkat çeken konu ise Mardin Artuklu Üniversitesi ilahiyatçılarla doldurulurken, bu üniversitede bir ilahiyat fakültesi açılmamış olması.

SOSYAL BİLİMLERİ ELE GEÇİRİYORLAR
İlahiyatçıların diğer sosyal bilimler kürsülerine bu kadar hızla egemen olmasıyla ilgili, bölgedeki akademik çevrelerin yorumu ise şöyle: “İlahiyat fakültelerinin yapısı incelendiğinde bu fakültelerin içinde çeşitli kürsüler var; tarih, felsefe, sosyoloji gibi. Buradan mezun olan ilahiyatçılar, yeni açılan ya da güçlerinin yettiği büyük üniversitelerde bu kadroları yerleştiriyorlar ve bu politikalarını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Her disiplini, özellikle sosyal bilimlerdeki disiplinleri İslami bir kimliğe büründürmeye çalışıyorlar. Bu çabaların sonucunda da İslamı ve o geleneği özellikle de postmodernizm üzerinden tekrar meşrulaştırma çabası içindeler. Fakat postmodernizm söylemine sıkıca sarılan İslami gelenek, bugünün hayatına ve tartışmalarına müdahil olabilmek ve fikirlerini yayabilmek için sosyal bilimler alanını kullanıyor. Önceleri sadece ilahiyat fakültelerinin içinde kendi kendilerine konferanslar, dergiler vs. ile düşüncelerini ifade edebiliyorlardı. Ancak AKP’nin YÖK’ü ele geçirmesiyle birlikte, alanlarını genişlettiler ve tüm sosyal bilimlere el attılar. Kısacası, bölge üniversiteleri ilahiyat üniversitelerine dönüşüyor.”

MARDİN’DE ILIMLI İSLAM KONFERANSI
Bu görüşü destekleyen etkinliklerden biri de 27-28 Mart tarihlerinde Mardin Artuklu Üniversitesi’nde “Barış Diyarı Mardin Konferansı” üst başlığıyla “İbni Teymiyye’nin Mardin’in Ortaçağ İslam Dünyasındaki 600 Yıllık Fetvası” ve “Klasik İslam Kuramının Çağdaş Bağlamda Anlaşılması: İslami Düşünürlerin Işığında Mardin” başlıklarıyla düzenlenen konferans oldu. Konferansta Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve diğer İslam ülkelerinden 20’ye yakın din adamının yanı sıra Moritanya’dan GCRG Direktörü Şeyh Abdullah bin Bayah, Türkiye’den Prof. Dr. Ahmet Özel, Bosna Başmüftüsü Abdullah Omar Naseef, Tabah Vakfı Kurucu Başkanı Şeyh Habib Ali Jifri ve Prof. Aref Ali Nayed gibi isimlerle Süryani Metropoliti Saliba Özmen, Artuklu Üniversitesi’nde bir araya geldi. Konferansı, Küresel Yenilik ve Rehberlik Merkezi (GCRG) ile düşünce kuruluşu Canopus Consulting, Artuklu Üniversitesi ile birlikte düzenledi. Konferansın amacı, başta El Kaide olmak üzere aşırı dinci örgütlerin eylemlerine meşruiyet kazandırmak için kullandıkları söylenen “Mardin Fetvası’nın” yeniden yorumlanması olarak açıklanmıştı. (Mehmet ASLANOĞLU/EVRENSEL)

4 thoughts on “ÜNİVERSİTE Mİ, İLAHİYAT FAKÜLTESİ Mİ?

  1. zorunuza gitti değil mi?

    ‘hacı hoca’ yorumunu yapan arkadaş: keser bir yerini acıttıysa söyle Allaha emanet edelim!….

  2. ilahiyatçılara haset etmeniz normal meyveli ağaç taşlanır. 2.sınıf muamelasi görmeleri ne güzeldi değil mi o zaman niye sesiniz çıkmıyordu.

  3. Artık yeni teknolojik tedavi yöntemleri bulundu,doktor olarak bilmemne bölümünü okuyup malum çevrelerce getirilenler artık hastayı Allah’a emanet edip hasta ölüncede kaderinde vardır mı diyecekler :) Millete modern gözüküp Türkiye’li vatandaşlarımızın oyunu alan sonrada arap hükümlerini getirmeye çalışanların artık zamanı kalmadı son çabaları seçimlerden sonra düzelecek inşallah keser dönermi bilmem ama keseceği yeri iyi bilir ;) unutulmamalıdır ki tarihi kirleten en büyük nedenlerden biri arap zihniyetidir! Uyan Türkiye!

  4. Hak eden uygun yerde istihdam edilmelidir. İlahiyatçı olması farketmez. Bu kadar hazımsızlık fazla bence. Yakından biliyorum ki eski dönemlerde sırf ilahiyat kökenli olduğu için felsefe bilgisine bakılmaksızın kenara itilmiş akademisyenler vardı…Boşuna dememişler keser döner…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.