» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

Yeni ‘AKSOL’ ya da ‘liberal sol’un hali

A+  A- Yeni ‘AKSOL’ ya da ‘liberal sol’un hali

Ender İMREK

Başta işçi sınıfı olmak üzere, tüm emekçilere, Kürt halkına, Alevilere karşı sınıf kini ve nefretiyle hareket eden Başbakan Erdoğan, referandumda ‘Evet’ diyecek olanları kutsarken, ‘Hayır’ diyenleri toptan aforoz etmiş bulunuyor. Referandumdan önce tam bir diktatörlük havası estiren AKP’nin ‘Evet’ çıkması halinde halkın ensesinde boza pişirmeye kalkması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ramazan ayı boyuncu iftar çadırlarında Sünni mezhebini pohpohlayan dincilik üzerinden “Evet” oyu devşirmeye çalışan; işsiz, aç, perişan halkı din-iman üzerinden yedeklemek isteyen, HSYK’yı ve Anayasa Mahkemesini Alevilerin elinden alacağını, yargıda “Dedelerin yönetimine son vereceğini” buyuran Başbakan, bayramda da boş durmuyor. Bayram namazını da ‘Evet’ mitinglerine çeviren Başbakan, inançlar arasına nifak sokarken, referandumu hayat-memat meselesi olarak ele almakta ve huruç mantığı ile hareket etmektedir.

Darbelere karşı olduğu iddiasındaki ‘sol’ ve liberal çevreler ise, ‘sınıf işbirlikçi’ bir tutumla Yeni Dünya Düzeni’nin ihtiyaçlarına, AB müktesebatına uyarlanmış düzenlemeleri canla başla savunuyorlar.
AKP hükümeti, yanında yer alan ve AKP’ye demokratik bir misyon yüklemiş, demokratik devrim tamamlatarak, sosyalist devrimi kendileri yapmaya azmetmiş olan, “Yetmez ama evet” diyen bu liberal ve ‘sol’ çevreler ‘Evet’ çalışmalarını AKP desteğinde fevkalâde iyi yürüttüler.

Bu çevreler, ‘Yetmiyorsa neden evet diyelim’ diyerek ‘12 Eylül Anayasası’na da, AKP’ anayasasına da Hayır’ diyenleri hedefe koymayı temel görev saydılar. İşçi sınıfını, emekçi halkı, ulusal hak eşitliği talepleri için mücadele edenleri; Kürt halkını, inançlar üzerindeki baskı ve ayrımcılığa karşı mücadele eden Alevileri, tüm ezilen ve sömürülen milyonları AKP’nin yedeğine çekmeyi, günümüzün yüce değeri olarak savundular; gerçekleri çarpıtmak, bilinçleri bulandırmak için gülünç duruma düşmek pahasına da olsa, neleri var, neleri yoksa sergilediler.

YDD’ci güçler; aslında Marksizm’in bittiğine inanarak hareket ediyorlar. Sınıflar ayrılığına, işçi sınıfına, sınıflar arası mücadeleye karşı nasıl kin ve nefret dolu olduklarını bu vesile ile bir kez daha göstermiş oldular. Marksizm’e, bilimsel sosyalizme işçi ve emekçi iktidarı ve sosyalizme karşı kinlerini, “Stalincilik” düşmanlığı üzerinden ifade etmekten pek hoşlanan, bu yeni liberal burjuva blok AKP’yi arkalarına alarak sınıf partisini de statükocu kategorisinde istihdam etmeyi ihmal etmedi.

Bilindiği üzere, ‘Hayır’ diyenleri iki cephede değerlendirmek mümkünken, ‘Evet’ diyenler tek bir kampanyanın bileşenleri olarak, AKP hükümetinin yörüngesine kilitlendiler. Bunu gizleme saklama gereği de duymadılar.

Sınıf partisinin de içinde yer aldığı ‘Hayır’ cephesini hazmedemeyen, MHP ve CHP ile aynı kefede ifade etmeye özen gösteren bu çevreler, çalışmamızdan, bunu destekleyen bir dayanak bulamasalar da emek, barış ve demokrasi güçlerini suçlamaktan geri durmadılar. “Boykot” diyen Kürt hareketini de bizim cepheye dahil ederek, Kürt hareketini de ‘Ergenekon’cu’, “statükocu” gibi suçlamalarla hedefe koydular. Bu ‘Aksol’ çevre, Kürt hareketinin neden ‘Evet’ demesi gerektiği üzerine ise, bin dereden su getirdi; yandaş medyanın sunduğu olanakları da kullanarak, yalan yanlış bir yığın hikaye uydurmaktan da geri kalmadı.

PKK’nin ilan ettiği ateşkes karşısında devletin, hükümetin adım atması için, hiç değilse konuşmak, yazıp çizmek yerine, PKK’nin kayıtsız koşulsuz silah bırakması gerektiği üzerine misyon yüklendiler. Birkaç gün önce yaşanan katliamdan sonra da, Kürt halkının ‘evet’ demesini isteyecek kadar yüzsüleştiler.

‘Taraf’ gazetesinde kümelenmiş olan sosyalizm düşmanları referandum sürecinde hepten zıvanadan çıkmış bulunuyorlar. İşçi sınıfı iktidarı için mücadele edenlere, devrimci demokratik güçlere, hem Kürt hareketine, hem de Alevi demokratik çevrelere karşı ateş püskürüyorlar. Haberler, yorumlar, makaleler bir hedefe, ‘Evet’ dedirtmeye kitlenmiş olarak hareket ediyor, her çevreyi, herkesi aynı kefeye koyarak salvo ateşine tutuyorlar. Taraf’ta köşe sahibi olan Margulies gibileri ise provokatörlüğe soyunmuş bulunuyor.

“Dört örgüt, Ergenekon’un avukatlığından, asker ve bayrak hayranlığından, Genelkurmay şakşakçılığından, İslam düşmanlığından, halka karşı devlet savunusundan yola çıkıp nihayet bir sosyalistin gelebileceği en anlamsız noktaya geldi. Otuz yıldır değiştirilmesi gerektiğini söyledikleri 12 Eylül Anayasası’nın değiştirilmesine “Hayır” deme noktasında buluştular!” diyor.

İşçi sınıfının devrimci partisi, referandum çalışmasında da kapitalist sisteme, darbelere, darbecilere, burjuva gerici düzen partilerine ve her türden gericiliğe karşı tutum almaya özel önem verdi. Irkçı, faşist ve gerici güçlerin teşhiri, MHP’nin emek, barış ve demokrasi düşmanlığı, CHP’nin statükoculuğu, yalan ve demagojiye dayalı, halkın, işçi ve emekçilerin talepleri karşısında sermayede cephesinin temsilcisi olduğu, ‘sol’ adına hareket eden 87 yıllık bu partinin geçmişi ve tüm icraatı ile bir inkar, imha, asimilasyon partisi olduğu, sömürü ve baskı düzeninin bekçisi olarak yeni görevler üstlenmek istediğini anlattı, halkı aydınlatmaya ve tüm burjuva düzen partilerine karşı örgütlemeye devam edeceğiz.

Başbakan, ‘Hayır’ diyen işçilere, sendikacılara, kamu emekçilerine, Alevilere, ‘Boykot’ diyen Kürt hareketine karşı ağzına geleni nasıl konuşuyorsa, AKP’nin peyki haline gelmiş zevat da devrimci demokrat güçlere, Kürt hareketine, demokratik Alevi çevrelerine aynı hesapla daha saldırgan ve provokatif bir tutumla saldırmaktadırlar. Bunda şaşılacak bir şey yok!

Torbasındaki pislikle oraya buraya sataşan Toni Margulies gibilerinin bizleri de hedef almasını, işçi sınıfı ve emekçilere, sınıf partisine duyulan kin ve nefretin bir ifadesi olarak görmek gerek. İşçi ve emekçiler ve sınıf partisi bu tür pisliklerden mümkün olduğunca uzak durmak ister… (EVRENSEL)

Bu haber GÜNCEL, SERBEST KÜRSÜ kategorisi altında 11 Eylül 2010 tarihinde eklenmiştir. "Yeni ‘AKSOL’ ya da ‘liberal sol’un hali" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
3