» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

YENİ YIL GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ SORGULARSA ANLAMLIDIR

A+  A- YENİ YIL GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ SORGULARSA ANLAMLIDIR

YENİ YIL GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ SORGULARSA ANLAMLIDIR
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ (Çukurova Üniversitesi)

Özet: Yeni yıl bir anlamda yeni yılı planlamak, bir önceki yılın muhasebesini yapmak ve biten yılın başarısı ve geleceğin daha iyi geçmesi temennisi ile kutlanır ve de kutlanması anlamlıdır. Bu nedenle herkese zihin açıklığı içinde önyargılardan uzak, geleceği insanlık ve doğa yararına koruma bilinci içinde sağlıklı, üretken, huzur içinde bir arada yaşama bilinci dilerim. Bu duygular ile herkesin geçmişini sorguladığı, geleceğini planladığı sağlıklı ve üretken nice yıllar dilerim.

Yeni Yıl Hesap Verebilir Olursa Mutluluk ve Güzellik İçinde Kutlanır
Yeni yıl nedeniyle çok sayıda dost, arkadaş, tanıdıktan çok içten duygular ile yeni yıla ilişkin mutluluk, sağlık, esenlikler dileklerini ifade eden mesajlar alıyorum. Tabii günümüzde mutluluk artık yaşam biçiminin bir yansıması olarak beyinden yansıyan duygular yüzlerden okunmaktadır. Mutlu olmak önce insanın beyninden gerçekleşmelidir. Beynindekiler gerçekleşmiyorsa mutlu olması beklenilemez. Beyninizdekilerin maddi ve manevi anlamda gerçekleşmesi için önce sağlıklı olmanız, huzurlu olmanız, kimsenin sizin en temel insani haklarınıza müdahale etmemesi, başınızı sokacak bir evinizin olması ve bunların üzerinde de sosyal yaşantınızın düzenli olması gerekir. Günümüzde dünyanın da içinden geçtiği ekonomik kriz, artan işsizlik, milyonlarca insanın açlık sınırında yaşaması, bölgemizde akan kan ve gözyaşları, artan çevre kirliliği, küresel anlamda iklim değişimlerinin yol açtığı çevresel etkiler insanın mutluluğunu gölgeleyen faktörlerin başında gelmektedir.

Ancak buna rağmen, bilim ve aklın öncülüğünde doğanın iyi anlaşılması, doğanın yasalarının insanlık uğruna doğru planlanması ve yönetilmesi halen insanın elinde olması nedeniyle dünya istenirse daha yaşanılır duruma getirilebilir.

Mutluluk Ancak Eğitim ve Sistematik Çalışma İle Sağlanır
Günümüzde gelişmişlik, zenginlik ve refahın paylaşımı eğer bulunduğunuz coğrafyada yer altı ve yer üstü zenginlikleriniz yok ise ciddi bir eğitim ve sistematik çalışma ile sağlanmaktadır. İyi eğitim ve sistematik çalışma disiplini de anacak ciddi bir demokrasi ve eleştiri kültürü ile sağlanabilir. Cumhuriyetimizin kuruluşu ile yakalanan eğitim seferberliği ve üretme coşkusu ne yazık ki bugün sürdürülmekten uzak bulunmaktadır. Ülkemizin eğitime dayalı yetişmiş insan gücü ile üretmesi, yaşamı anlamlı kılması ve kaliteli yaşaması ise yeni yıldaki en büyük arzumuzdur.

Her Yeni Yıl Geçmişi ve Geleceği Sorgulayıcı Olmalıdır
İnsanlığın bulunduğu coğrafyalarda kendilerine göre yeni yıl takvimleri bulunmaktadır. Kimimiz 31 Aralık akşamını, kimi 14 Ocak, kimi 21 Mart, kimi de 15 Ağustosu ve diğer kültürlerde farklı zamanları yeni yılın başlangıcı olarak görmektedirler. Dünyanın güneşin etrafından bir defa dönmesi ile tamamlanan yıl doğal olarak bizleri bir iç sorgulamaya zorlamaktadır. Ne yapıldı, ne yapılmadı, gelecek ile ilgili ne yapılabilir? Bu sorgulamanın kişiliği gelişmiş, birey olmuş, toplumda kendi yerini bulmuş her aklıselim sahibi kişi tarafından yapıldığı düşünülür. Ancak kurumsal olarak da yapılması daha da anlamlı olacaktır. Türkiye gibi halen sistematik bir çalışma disiplini oluşmamış, kendi içinde ekonomik ve değişik sosyal sorunları barındıran bir ülke için mutlaka bir iç sorgulama yanında geleceğe ilişkin plan ve programların yapılması gerekir. Yalnızca devletin TBMM’inde bütçe ve planlamanın yapılmansın yeterli olmadığı görülmektedir. Toplumunda toplam bir bilince erişmesi gerekir. Bu bilinçte ancak çağına uygun nitelikli bir eğitim ise sağlanacaktır. Dünyanın biricik tecrübesi iyi eğitim alan, bilim ve teknoloji üreten toplumların bireyleri daha donanımlı ve sorun çözme becerisine sahip ve de refah içinde yaşayabilmektedirler.

Bu bağlamda yeni yılları insanların ve kurumaların kendi kendilerini sorgulamaları için hep bir fırsat olarak görürüm. Diğer kurumlar kadar üniversitelerin bu sorgulamadan ve planlamadan kendilerini daha çok sorumlu hissetmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Üniversiteler Her Yıldönümünde Kendilerini Sorgulamalıdır
Üniversitelerin bir toplumun en üst eğitim kurumu olmaları yanında toplumun geleceğini şekillendirecek bireylerin eğitildiği ortamlar olarak çağına karşı sorumlu olduklarından plan, program ve eleştiri kültürünü en çok onların sağlaması gerekir. Ancak ne yazık ki ülkemiz üniversiteleri sistematik kurum kültürünü halen istenilen düzeyde sağlayamadı.

Gezdiğimiz, gördüğümüz bütün dünya ülkelerinde bizden geri ülkelerde bile yıllık bilimsel faaliyetler izlenir, her öğretim üyesinin ve birimin yıllık faaliyetleri izlenir. Yıllık planların gerçekleşme durumu ve geleceği irdelenirken ülkemizde maalesef bu sorgulama yapılmamakta; bu durum üniversitelerde verimsizliğe neden olmaktadır. Uzun zamandır her yıldönümünde izlediğimiz manzara günü kurtarmanın ötesine geçemediğimiz yönündedir. Yıllık olarak konulmuş hedefler ve gerçekleşme durumunun sorgulandığı hiç bir üniversitemizi şu ana kadar göremedik. Bunun biricin nedeni üniversitelerin özerk olamamasıdır. Üniversiteler iç eleştiri güçlerini kaybettikleri için yöneticilerde kendilerini topluma hesap vermek zorunda hissetmiyorlar.

Üniversitelerimiz Dünya Sıralamasında İstenilen Yerde Değillerdir
Bugün üniversitelerimizin içinde bulunduğu durum dünya üniversitelerinin durumundan çok çok farklı konumda bulunmaktadır.

Ülkemizde planı programı, alt yapısı, öğretim kadrosu olmayan çok sayıda kamu ve vakıf üniversitesinin açılması, on binlerce öğrencinin üniversitelilik umudunun kırılmasına neden olmuştur. Özerklik konusunda AB standartlarında 8 üzerinden 1.5 değer alan, dünyada ilk 500 sıralamasında bir tek üniversite bile olmayan ülkemiz üniversitelerinin bu vesileyle yeniden kendilerini bir iç sorgulamadan geçirmeleri ve gelecekte Türkiye’nin dünyanın gerisinde kalmaması için üzerlerine düşen görevi yapmaları gerekir.

Tarihçi E. H. Carr “Geçmişini anlamayan, onu bir kez daha yaşamak zorunda” der. Anadolu’da çok güze bir söz vardır “Geçmişini bilmeyenin geleceğini de başkası karar veriri”. Üniversiteler düzenli olarak kendilerini sorgulayarak yenilemedikleri için uzun zamandır kısır bir döngü içinde hareket etmekte ve günden güne de üniversite dışı güçlere daha bağımlı hale gelmektedirler.

Halen bilim politikası ve misyonu olmayan veya kâğıt üzerinde var olup da hayata geçiremeyen, kendi yöneticilerini belirleyemeyen, en küçük bir program oluşturma faaliyetini YÖK’ün bilgisi dışında sağlayamayan bir üniversite ne bilgi üretir ne dünyada ilk 500 sıralamasına girer ne de yaşama katkıda bulunup dönüşüm sağlayabilir. Bu bağlamda her şeyden önce 2009 yılında ülkemizin önceliği eğitime, bilime ve yeni bir yüksek öğretim ve üniversite yasasına vermesi gerekir.

Yeni Yıl Bilinç ve Bilgi İle Kutlanırsa Anlamlıdır
Her yılın sonuna doğru toplumda yeni yılın nasıl kutlanacağı telaşı sarar. Bilinçli ve sistematik olarak, çalışalım, üretelim aynı zamanda yeni bir yılı tamamlamanın mutluluğu ve huzuru ile kutlayalım. Yaşanan ekonomik kriz, çevremizde başta Filistin ve Irak olmak üzere akan kan ve gözyaşları insan olarak hepimizi derinden üzmektedir. Dünyanın her gün artan ve artık taşınamaz sorunlarına yeni bir model ve yaklaşımın hakim olması kaçınılmazdır. Nüfusu 7 milyarı bulan, çarpık gelişme ve açlığın kol gezdiği dünya artık zorlanmaktadır. Ülkemizde keza artan gelir dağılımı dengesizliği, yaşam kalitesinin düşmesi, sosyal ve kültürel farklılıkların yarattığı etkiler ve yönetsel sorunlar beraberinde sosyal sorunları da doğurmaktadır. Her şeye rağmen yeni yılda aklın egemenliğinde sağlıklı, mutlu, onurlu ve barış dolu bir evren kette yaşamak zor olmakla beraber mümkündür. Yeni yılı içtenlikle kutlayalım ancak biraz da hep beraber sağlıklı sistematik bir toplum ve dünya yaratma konusunda ne yapabiliriz sorusunu da kendimize soralım. Biraz doğa ve insan hakları bilinci ile yer yüzeyinde aynı toprakta kökleri ile besin alabilen değişik bitkilerin yan yana yaşadığı gibi bizler de yer yüzeyinin bolluğundan yararlanabiliriz. Bu da doğal olarak herkesin dünyayı tanıyacak zihin açıklığına kavuştuğu bir eğitim ortamı ile mümkün olacaktır. Ülkemiz ve dünya insanının yeni yıla bu bilinç zenginliği ile girmesi ve yaşama ve olaylara bütünsel bakabilmesi umudu ile hepinize yaşam boyu sağlık, mutluluk ve barış dolu, coşkulu ve anlamlı güzel yıllar diliyorum.

31 Aralık 2008 Adana[Prof. Dr. İbrahim Ortaş’la iletişim için e-posta: iortas@cu.edu.tr]

Bu haber Sosyo-Politik kategorisi altında 1 Ocak 2009 tarihinde eklenmiştir. "YENİ YIL GEÇMİŞİ VE GELECEĞİ SORGULARSA ANLAMLIDIR" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

Yoruma kapalı


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
6