» Kût’ül-Amâre Kutlamalarını Kim Kaldırdı?  » Asker Üniformalı Gösteriye İnceleme  » Danıştay: İş Bırakma Sendikal Faaliyettir  » Ortaylı: “Müfredatı Hazırlayanlar Düşük”  » Kutlu Doğum Haftası Kaldırıldı mı?  » Kursiyerlere Ek Ders Ücreti Ödenecek mi?  » MEB: “Saatle İlgili Çalışmamız Yok”  » Eğitim Sen’den Pisa 2015 Raporu  » 2017 Nöbet Görevi Ücreti Artıyor  » Eğitim Sen: Diyarbakır’da Tüm Üyelerimiz Göreve Döndü  » Dersler Daha Geç Başlayacak  » 8 Kentte Kar tatili  » TBMM Genel Kurulunda Terör Kınandı  » Artvin’de ve Giresun’da Okullar Tatil  » O İlde Okullar Bir Gün Tatil Edildi  » Türkiye Okuduğunu Anlamıyor!  » 934 Öğretmen Daha Göreve İade Edilecek  » Türkiye PISA 2015’te Sınıfta Kaldı  » Eğitim İş MYK’dan Eğitim Sen’e…  » 2017’de Hangi Günler Tatil?  » MEB: Hababam Sınıfını İzleyin  » Ekmek ve Kirada Alım Gücü Geriledi  » 1500 Engelli Öğretmen Atanacak  » Eğitim İş: “Başkanlık Sistemine Hayır”  » Greve Ceza AİHM’den Döndü  » Üç Yeni Sınav Görevi  » “Tazminatlar Dayanışmaya Aktarılacak”  » Yeni EBA Yayında  » Türk Eğitim Sen: “Başkandan Memur-Sen’e Ayar”  » İlk ve Orta Dereceli Okullar Tatil Edildi 
Eğitim Haberleri

YGS’de Sorun, Eğitim Modelinden Kaynaklanıyor…

A+  A- YGS’de Sorun, Eğitim Modelinden Kaynaklanıyor…

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ (Çukurova Üniversitesi)

Yetkililerin Açıklamalarının Sınava Girenleri Tatmin Etmediği Görülüyor ÖSYM’de yapılan sınavın basına yansıyan kitapçığının cevap anahtarındaki matematik sorularının cevap anahtarının basit bir sıralama şifresi ile 40 sorudan 37 sorunun doğrulanması bir anda milyonlarca insanı şaşkına çevirmiştir. Her gün yeni yeni algoritmaların (şifre) var olduğunun belirlenmesi ve yetkililerin yaptıkları açıklamaların çelişki teşkil etmesi sorunu iyici karmaşıklaştırmıştır. ÖSYM yetkilileri konuya yalanlama getirseler de bu açıklamalar öğrencileri ve velileri tatmin etmemişe benziyor. Her ne kadar devlet yetkilileri “tatmin olduklarını” açıklasalar da, bizler de konuyu çetrefilli durumunu anlamaya çalışsak da, öğrencilerin tatmin olmadığı anlaşılıyor. Aldığımız yüzlerce e-posta 17-18 yaş arasındaki yüz binlerce öğrencinin bu yaşlarda haklarının yenildiği duygusuna kapılması çok üzüntü verici. Üniversite birinci sınıfındaki öğrencilerimin benim görüşümü sormasına karşı soru ile siz ne düşünüyorsunuz dediğimde gençlerin neredeyse tamamı kuşku taşıdıklarını belirttiler.

Aydınlatıcı bir açıklama yapılmadığı sürece bu kuşku ileride de devam edecektir.

Doğaldır ki insanlar ÖSYM’nin basına verdiği kitapçıkta gördükleri durumu dikkate almaktadırlar. ÖSYM başkanı birkaç kitap çıkarıp durumun denildiği gibi olmadığını basının önünde gösterebilseydi daha iyi olurdu.

Devlet Tarafsızlığına Olan Güven Zedelenebilir

Son yıllarda sık sık devlet kurumlarının güvenilirliği değişik kurum ve şirketlerce test edilir. Bunlardan biri son zamanlara kadar ÖSYM idi diye düşünüyorum. Ne yazık ki benim de çok önemsediğim ÖSYM Kurumu, Polis Koleji sınavlarında soruların sızdırılması ve geçen yıl yapılan KPSS ve YGS-LYS sınavına kadar objektif kabul etmekteydim. Ancak yine ne yazık ki KPSS’de kopya olayının açıklığa kavuşturulamaması ve arkasında bu muğlâk sınav şifrelenmesi hepimizin kaygılarını artırmıştır. KPSS sonuçlarındaki kopya işlemini yapanlar ve bu sınavdan yarar görenler kimlerdir? Bu işlemin arkasında kimler vardı? Bu işin arkasında basit bir çıkar çetesi mi yoksa başka ideolojik güç mü var sorusu açıklığa kavuşmadığı için toplumda kuruma ve geleceğe olan güven zedelenmiştir.

Ancak son birkaç sınavda soruların dışarı sızdırıldığının ifade edilmesi gençliğin devlete olan güvenini zedelemiştir. Benim 85 yaşındaki amcam halen haberleri TRT’de dinlemesine devletin verdiği haber doğrudur inancı ile izlemektedir. Hepimizin ortak sorunlarının devlet organları tarafından tam bir tarafsızlık ve objektiflik içinde yürütmesi beklenmektedir. Devletin objektifliğinin veya bir gurubun leyine taraf olduğu duygusunun yayılması telafisi mümkün olmayan sosyal sorunlar yaratacaktır. Bu bağlamda yetkililerin kamu adına görevi bu güveni sağlamaktır. Bu güveni veremezsek ileride işin içinden çıkılmaz ve çok daha büyük sorunlar yaşarız.

Yeni Bir Umudun Mutlaka Yaratılması Gerekir Bizlerin öğrencilerimize çalışmayı, çalışkanlığı ve hak ederek bir yere gelme söylemlerimizin havada kalacağı anlaşılıyor. Bu bağlamda bu sınavda bir haksızlık yapıldı mı yapılmadı mı bir yana gençlerin bu duyguya kapılması sınavdan çok daha önemli bir konu.

Ülkemizde ayrışımın hızla yaygınlaştığı ve kimsenin kimseyi dinlemediği bir ortamda ülkenin gençliğinin gelecekteki kaderlerini belirleyen bir sınava şaibenin düşmesi çok büyük talihsizlik yaratmıştır. Bu aşamadan sonra başta sınava giren öğrenci ve yakınlarını ikna etmek kolay olmayacaktır.

ÖSYM’ye olan güven önemli ölçüde zedelenmiştir. Kuşkuculuğu ve güven ilişkisi zayıf olan toplumda kafalar iyice karışık. Türkiye gibi güven ilişkisinin son derece düşük olduğu (%6-8 çıvarında olduğu biliniyor) ülkemizde konunun muğlâk kalması nedeniyle gençliğin geleceğe sağlıklı bakması beklenemez. Çoğumuzun son yıllarda gençlikte gördüğümüz kısa sürede köşeyi dönme, hızla yükselme ve az çalışarak çok harcama tutkularının yangınlaştığı bir dönemde kişinin geleceğini belirleyecek olan bu sınavdan bir başkasının çalışmadan kendisinin önüne geçtiğini düşünmesi kişiyi iyice bencilleştirecek ve haksız kazanca teşvik edecektir. Bu durumda bugün gördüğümüzden daha kötü bir süreç yaşayabiliriz.

Bundan en çok zarar gören hayatlarını okul ile dershane arasında geçiren, bir yandan zihni ve kültürel olarak zenginleşemeyen, diğer taraftan neredeyse ruh sağlığı bozulmuş gençliğin bütün hayalleri ve beklentileri zedelenmiştir.

Maalesef sorun ülkemiz çok politize olduğu için oluşan güvensizlik psikolojisi artık kolay kolay ortadan kalkamayacak niteliktedir. Ancak umutları tüketmeden yeni modellerin önerilmesi kaçınılmaz olmuştur. Siyasetin yapması gereken en önemli görevi bu güveni yeniden yaratmak olmalıdır

Farklı Kitapçıklar ve Farklı Şıklandırma Eşitsizlik Yaratır, Şüpheler Artar

ÖSYM yetkililerinin yaptığı açıklamada her aday için ayrı bir kitapçık hazırlandığı belirtiliyor. Tabii sorular aynı fakat soruların yerleri farklı olabilir. Cevap anahtarları da herhalde tesadüfen olamaz ancak bilgisayar üzerinde algoritma ile kombinasyonlar yaratılmış olabilir.

Ayrıca bu şifrelenme ilişkisi nasıl fark edildi. Bir ihbara göre mi yoksa ortalıkta dolaşan dedikodular sonucu mu Artvinli öğrenciler ve Avukat konuyu açıklığa kavuşturdu. Bu konunun da dikkate alınarak toplumun aydınlatılması gerekir.

Sorular Konu Bütünlüğü İçinde Sorulmalı Ve Eşitlik İlkesi Sağlanmalıdır.

Ayrıca farklı kitaplar ve şıklandırma da eğitim tekniği açısından uygun değildir. Bir öğrenciye kolay bir soruyla, diğerine zor soruyla; bir öğrenciye doğrusal akan şıklarla diğerine karışık şıklı gelmesi uygun olmadığı gibi adil de dağîldir.

Eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan YGS’de şifreli kopya iddialarıyla ilgili CNN TÜRK’e verdiği mülakatta, “Sorular ünite bazında zorluk derecesine göre sıralanır, şıklar da rastgele değiştirilemez, büyüyen sırada olmalı. Bizim dönemimizde 10 tane kitapçığı bile bu kurallara uyarak zor oluştururduk” ifadesini kullandılar. Eğitim uzmanları konuyu mutlaka hatırlatmış olmaları gerekirdi.

Eğer bir öğrenci zor soru ile başlıyorsa ilk karşılaşacağı psikolojik zorluk ile kolay soru ile başlayan öğrencinin sınava coşkulu başlaması arasında da farklılık yaratmış olacaktır.

Sorun Hayatın Sınava Endekslenmesi

1974 yılından beri ilk defa kişiye yönelik sınav kitapçık anlayışı önemli ancak manipülasyona açık olması nedeniyle kaygıların artmasına neden olmuştur. Ayrıca kişiye özel kitapçıkların ortamda dolaşan söylentiler nedeniyle şüpheleri azaltmaz, aksine artırır. İstatistiksel ve olasılık hesaplaması ile kaç soru kitapçığı oluşturuldu. Bu kitapçıklardan kişiye özel olanlardan acaba belirli kişilere şifreli olanlar mı dağıtıldı gibi kuşkuların araştırılması zor ve uzmanlık isteyen bir süreç.

Son otuz yıldır neredeyse tümden sınava endeksli bir yaşam biçimi oluştu. Her ailede neredeyse bir travma yaşanmaktadır. Kendi başına milyar doları aşan bir dershane sektörü, özel okullar özel dersler yanında içi boşaltılmış bir eğitim kurumu oluşmuş. Bunun sonucunda gençliğin bilgi bikrimi ve kültürel alt yapısı sağlanmamış ve tamamen sınavlara yönelik bir test tekniği tüm öğrenim sürecine yaygınlaşmış bulunuyor.

Ne yapılmalıdır?

Bu konuda üniversitelerin üreteceği modellerin dikkate alınması gerekir. Bu konuda üniversitelerin bu konuları çalışan uzmanlarından oluşan bağımsız bir ekip zaman kaybetmeden sistemi baştan sona irdelemeli. Eksikleri ve bu sınavda sorun olup olmadığını ve varsa sorumluları belirlemeli. Geleceğe yönelik güven verilmelidir.

2011 YGS Sınavı Yok Sayılabilir

Sınav Konu yargıya intikal etmiştir. Ancak yargı şu veya bu şekilde bir cevap verecektir. Bu aşamayı beklemeden oluşan kaygıyı giderecek şekilde ya sınav yok sayılmalı yada bu sınavın nihai sonuca etkisinin minimize edecek, belki okul başarısı dikkate alınacak bir başka yola başvurulabilir. Bu konuda uzamanlar daha sağlıklı fikirler üretebileceklerdir.

Sınav Başarısından Çok Öğrencilerin Genel Başarısı Sorun Test teknikli ve üniversite sınavını kazanmaya yönelik eğitim maalesef öğrencilerimizin kendilerini yetiştirmediği görülüyor. Çoğu öğrenciye çok basit bir soru ile genel kültürünü sorguladığınızda gençlerin yetersiz değil olaylardan ve olgulardan bihaber olduğunu göreceksiniz. Bence öğrencilerin bu durumu daha da önemlidir.

Mevcut Hali İle Öğrencilerin Çoğunluğu Üniversiteyi Okuyacak Düzeyde Lise Donanımı İle Üniversiteye Gelemiyor. Sistem Yeniden Sorgulanmalıdır Bu sınavlarda kopya veya şifrelenme ile haksız bir şekilde üniversitelerin birimlerini kazansalar bile bu öğrencilerin nasıl okuyacakları ciddi soru işaretidir. Biraz da konuya bu açıdan bakmak gerekir. Bu kişiler üniversiteyi bitirse bile bu ülkeye ne tür faydası olacaktır.

Bu bağlamda Orta ve Lise öğretimi sınav endeksli yapıdan kurtarılıp, geleceğin yetişkin bireyleri endeksine kaydırılmalıdır. En azından liseyi bitiren bir gencin ülkesini tanıması, dünyayı tanıması, temel fizik, kimya, biyoloji yasaları yanında sanattan edebiyata kadar genel kültüre sahip olması için eğitim yeniden yapılandırılmalıdır. Amaç iyi eğitilmiş ve donanımlı bir insan yetiştirme olmalıdır. Her şeyin sınava endekslendiği bir yapıda hele olay siyasalaştığı kuşkusu da kondurulmuşsa güvensizlik daha da artacaktır. Bu son karmaşık yapı ile ortaya çıkan basit şifreleme geleceğe yönelik endişe ile kişilerin kendilerini eğitmek için çalışmak yerine sınavı kazanmak için her yolun mubah olduğu bir yapıya dönüşecektir ki bu durum ülkemiz için tehlikeli bir gelecek oluşturacaktır. Umarım gençliğimiz yinede çalışarak özgüvenle geleceğe bakar.

Üniversite İş Kapısı Olarak Görülüyor

Bu sınavın ülkemizde uzun zamandır çok önemsendiğinin ve bununda Yükseköğretimdeki arz ve talep arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını belirtilmiştir. İşsizliğin resmi olarak %12-13 gayrı resmi olarak % 20’ye kadar yükseldiği bir dönemde herkes geleceğini iyi bir eğitim ve ekmek kapısında aramaktadır. Çok az sayıda kişi üniversite ortamının iş kapısı değil bilim ve felsefi tartışma ortamı olarak görmektedir.

Tamamen sınav kazanmaya endekslenmiş bir eğitim sisteminde gençler bir adım öne geçmek isteyebilir. Bu anlayış devam ettikçe bu tür girişimler de olacaktır. Hele bir de işin içine daha geniş boyutlu suç çeteleri ve kalpazanlar girerek geniş bir kesimi öne geçirirse o zaman da sorun toplumsal huzursuzluğa kadar yayılır.

Sınavdan Çok Eğitim Sistemi Sorgulanmalıdır Bugün ÖSYM tarafından yapılan YGS güvenle yapılsa da Türkiye eğitimin sorunları bitmeyecektir. Asıl problem bizim eğitim sistemimiz insanı eğitmemektedir. Ülkemiz ne yazık ki geleceğin insanını eğitmediği için ileride ciddi sorunlar yaşayacağı kaçınılmazdır.

Eğitim uzmanlarının batıda örneklerini gördüğümüz okulöncesinden başlayarak kişilerin yeteneklerini göre aşağıdan yukarıya doğru eğitilmek yanında yeteneklerine göre branşlaşmasının sağlanmasıdır. Şu ana kadar herkesi aynı potada tutmaya çalışmamızın bir işe yaramadığı artık gün gibi aşikâr.

Okulöncesi, ilk ve ortaöğretimi mutlaka ciddi ve fonksiyonel olmalı ve kişilerin yeteneklerine göre şekillenmeli ve eğitim kalitesi sınav kaygısının önünde olmalıdır. İyi bir lise eğitimi ile yükseköğretime üniversiteyi okuyacak bilgi ve yetenekteki öğrenci gönderilmedir.

Yetenek sınavları daha çok önemsenmeli, yetenekliler arasından da başarılı emek vermişler seçilmelidir. Asıl sınav bu eksende yapılmalıdır.

Yapılması gerekenler nedir dendiği zaman

1. Eğitim öğretim birliği yeniden sağlanmalı. Zorunlu eğitim 11 yıla çıkarılmalı, orta eğitmeden sona Liseye gidecek öğrenciler için orta öğretim başarı notuna bağlı belirli bir baraja uygun lise eğitimi alacak öğrenciler belirlenmelidir. Liseye gidecek öğrenciler toplam öğrencilerin % 30’undan fazla olmamalı ve Liseye giden öğrenciler Üniversite eğitimine temel olacak şekilde eğitimden geçmelidir. Diğer öğrenciler meslek liselerine yönlendirilmelidir.

2. Dershaneler kaldırılmalıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde olamadığı kadar neredeyse normal okullardan çok dershanenin olduğu ülkemizde öğrencilerin her alanda yetersiz ve etkin olmayan bir eğitim ile öğrencilerin zamanı ve beyinsel zenginleşmesi elinden alınmaktadır.

Daha önce de önerdiğim gibi dershaneler okula dönüştürmelidir. Öğretmenler için de başarılı olanlar meslek yüksek okullarına okutman olarak alınmalı, diğerleri Milli Eğitime aktarılmalıdır. Ancak bugünkü maaş yerine öğretmenlerin yaşam standartlarına ve toplum içindeki saygınlığına uygun bir maaş verilmelidir.

Böylece dershane öğretmenlerinin gönül rahatlığı ile tekrar eğitim kurumlarına geçmesi sağlanır.

3. Üniversiteye giriş bir iki seanslı sınava endekslenmemelidir. Okul başarısı ve yılsonu olgunlaşma sınavı şeklinde yapılacak genel bir sınav sonucuna göre üniversitelerin öğrenci alması sağlanmalıdır. Batıda olduğu gibi öğrencinin bilimsel proje ve sosyal başarıları belirli oranda sisteme ilave edilebilir.

Sonuç olarak ülkemizin milli bir sorunu olan geleceğin sağlıklı yetişmiş ve her yönü ile donanımlı geleceği olan insan yetiştirme konusu halen sorunlu. Sorunun siyaset üstü yaklaşımla çözülememesi beraberinde bugün yaşanan pratik sonuçları doğurmuştur. Son 60 yılda siyaset bu kadar eğitim dokusu ile oynamasaydı sanırım bugün bu konular daha az konuşulurdu.

Her şeyden önce de insanına güvenen ve güven toplumları oluşturabilmemiz gerekiyor. Bu görev ise sadece ÖSYM’yi değil, tüm yönetimi ve toplumu yakından ilgilendiriyor. Örneğin ÖSYM Başkanının ataması bile sonuçta böyle bir güvenin oluşup oluşmaması açısından önemli bulunuyor. Bugünkü görünüm büyük masraf ve emeklerle gerçekleştirilmiş bir sınavın büyük bir güvensizliğe dönüşmüş olmasıdır ki, elde sıfır değil eksi kalmıştır. Milyonlarca öğrenci ve ailelerin yaşadığı bu durum uzun sürede geçmeyecektir. Alınganlık göstermeden üniversitelerin konu ile ilgili uzmanlarından oluşan bir grup konuyu incelemeli ve gerekirse bu sınav yok sayılmalı ve geleceğe yönelik güven ve umut yaratılmalıdır.

Umutsuzluğun ve güvensizliğin yaratacağı sonuç hepimize telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir.

Bu haber Eğitimsel, GÜNCEL, MAKALELER kategorisi altında 10 Nisan 2011 tarihinde eklenmiştir. "YGS’de Sorun, Eğitim Modelinden Kaynaklanıyor…" başlıklı haberimize yapılan yorumları RSS bağlantısı ile takip edebilirsiniz.

  1. türk dili ve edebiyatı

    Sorun eğitim sisteminde. Yavaş yavaş düzeliyor ama. umutluyuz.

Yorum yaz


Site içeriğini kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
Haberlere yapılan yorumlar yorum sahiplerinin sorumluluğundadır, egitimciyiz.com sorumlu tutulamaz.
Bilgi
5